İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tasarımının tescil edilmemiş olsa da, tescilsiz tasarımların gerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, gerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve gerekse Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümlerine göre korunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 55/4 de: "...Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması halinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur..." hükmünün yer aldığını, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş tasarımların da korunacağının hükme bağlandığını, müvekkilinin dava konusu tescilsiz tasarımının taklitlerinin, davalı .... Ltd. Şti. tarafından "..." markası ile üretim ve satışının yapıldığını, tasarım hakkına tecavüzün davalı tüzel kişiliğin ticari faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirildiğinden, tüzel kişiliği temsile ve imzaya yetkili müdürü ...'ın davaya taraf yapıldığını, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/135 D. İş sayılı dosyasında; davalı .... Ltd. Şti. iş yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Talep eden tarafın müşterisine ait olduğu belirtilen @... instagram sosyal medya hesabının profil sayfası incelendiğinde, güncel olarak yayında olduğunu ve tespite konu ürünün ilgili instagram hesabında 12/09/2020 tarihinde paylaşılmış olduğu, 08/06/2021 tarihinde aleyhine tespit istenen .... Ltd. Şti. ...' ın Meşrutiyet Mah. ... Sok. No:...Osmanbey/ Şişli/ İSTANBUL adresinde bulunan iş yerinde, tespit isteyen firmanın tescilsiz tasarımları ile benzerlik taşıyan 5 adet ürün bulunduğu, talep edenin müşterisine ait olduğu belirtilen @... instagram profil sayfasında 12/09/2020 tarihinde kamuya sunulan tescilsiz tasarım ile karşı taraf iş yerinde tespit edilen tasarım arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (...) oluşturacağı," tespiti ile tasarım hakkına tecavüzünün varlığının tespit edildiğini, delil tespit dosyasında bulunan taklit ve orijinal ürün görselleri üzerinde mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesinde de tasarım hakkına tecavüzün varlığının tespit edileceğini, hiç ihtimal vermemekle birlikte, davalının haksız eyleminin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz oluşturmadığı yönünde kanaate varılması halinde dahi davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na göre haksız rekabet oluşturduğunu, belirsiz alacak davası hükümlerine göre tazminat miktarı tam ve kesin olarak tespit edildiğinde artırmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte 6769 sayılı Kanunun 151/2-a maddesine göre talep ettiklerini, müvekkilinin tasarımlarına tecavüz ile haksız rekabet sonucu aldığı siparişler iptal edildiğinden oldukça büyük zararı olduğunu, maddi zarar hesabına ilişkin belgeleri ibraz edeceklerini, bu noktada davalının kaç adet üretim yaptığının belirlenmesi gerektiğini, bilindiği üzere hazır giyim sektöründe seri üretim esas olduğunu, müvekkilinin ürün başına üretim maliyeti ile satış fiyatı arasındaki farkın ürün başına mahrum kalınan karı gösterdiğini, ürün başına kar ile 3000 üretim adedinin çarpılması halinde de mahrum kalınan karın bulunacağını, müvekkiline ait tasarımın; kaliteli kumaş, birinci sınıf işçilik ve üst segment ürün bazında üretildiğini ve seçkin mağazalarda satışa sunulduğunu, buna karşın davalı tarafından üretilen taklit ürünlerin; ucuz malzemeden özensizce dikildiğini ve pazarda satıldığını, nitekim delil tespitinde; tespit edilen taklit ürünler ile müvekkili tasarımlarının karşılaştırılmasında, müvekkilinin ürünlerinin itibarına zarar verildiğinin görüleceğini, bu sebeple belirsiz alacak davası hükümlerine göre alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde taleplerini arttırmak üzere şimdilik 100 TL itibar tazminatının delil tespitinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, tazminatın da koşulları gerçekleştiğini, davaya konu ürünler bakımından müvekkilinin cirosunun düşmesi, siparişlerinin iptal edilmesi gibi ticari sıkıntılar yüzünden manevi ıstıraba maruz kalındığını, öte yandan özgün tasarımların tasarım hakkı sahibi iken müvekkilinin kendisinin taklitçi durumuna düşerek manevi zarara da uğradığını, delil tespiti için yapılan masrafların da müvekkilinin bu eylem nedeniyle uğradığı zarar kapsamında olup delil tespit dosyası kapsamındaki harç, keşif ve bilirkişi ücretlerinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalıların; müvekkilinin tasarım hakkını ihlal eder nitelikteki taklit ürünleri üretip satışını yaptığının bilindiğini, müvekkilinin tasarım hakkını ihlal eder nitelikteki taklit ürünlerin üretim ve satışının durdurulmasını, görüldüğü yerde toplatılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 06/05/2024 tarihli talep arttırım dilekçesi ile 72.725,00 TL maddi tazminat talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, davaya konu tescilsiz tasarımın 12/09/2020 tarihinde değil, davacının ilk kamuya arz olarak belirttiği tarihten 1 yıl önce 22/09/2019 tarihinde @... adlı instagram sayfasında paylaşılarak kamuya ilk defa arz olunduğunu, tescilsiz tasarımın yasada öngörülen korumadan yararlanabilmesi için "tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış" olması gerektiğini, davacının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsurları taşımadığının sabit olmakla kanunda belirtilen koruyucu normlardan faydalanma imkânı bulunmadığının açık olduğunu, Yargıtay içtihatlarında tescillenmemiş tasarımın korunması açısından bazen yenilik, bazen özgünlük, bazen orijinallik ifadelerine yer verilmiş olup, tescilsiz tasarımın korunması bakımından bu hususların değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından iddia edildiği gibi bahse konu tasarım kamuya ilk olarak kendilerince arz olunmadığı, 12/09/2020 tarihinden çok daha önceki bir tarihte ilgili tasarımın kamuya arz olunduğunu, dolayısıyla dava konusu tasarımın özgün olmayıp daha önce başka bir kişi tarafından kamuya arz olunduğunu, hal böyle iken davacının, dava konusu tasarımın tescilsiz tasarım hükümlerine göre korunması talebinin kötü niyetli olduğunu, davacı tarafından endüstriyel tasarım tecavüzü oluşmaması halinde haksız rekabet nedeniyle sonuca gidilmesi talep edilmişse de, tescilsiz bir ürünün taklit sebebiyle haksız rekabet hükümlerince korunabilmesi için davacı tarafından geliştirilmiş olması gerektiğini, şayet tescilsiz tasarımın orijinalliğe sahip değilse, bu halde bu tasarımın haksız rekabet hükümlerine göre korunmasının mümkün olmayacağını, dolayısıyla davacının bu yöndeki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının kendisi tarafından tasarlanmayan ve bu durumun davacı tarafça açıkça bilinen bir ürün için müvekkili şirketin iş yerinde delil tespiti yaptırdığını ve huzurdaki davayı ikame ettiğini, hem delil tespiti taleplerinde hem de huzurdaki davada ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, 6100 sayılı HMK.'nın ihtiyati tedbir hususunu düzenleyen maddelerinde belirtilen şartları taşımayan, kamuya ilk olarak arz olunma ve özgünlük unsurlarını barındırmayan endüstriyel tasarıma yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddini, neticeten açıkladıkları nedenlerle; bilirkişi tarafından mutlak yenilik ve kamuya sunum konularında inceleme yapılmasına, yenilik ve ayırt edicilik unsurları barındırmayan tasarıma dayalı haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının kendisi tarafından tasarlanmayan tasarım hakkında dava açtığından HMK. 329/1 maddesi gereği 15.000,00 TL akdi vekalet ücretinin davacıdan alınmasına, tescilsiz tasarıma dayalı, yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını barındırmaması sebebiyle kanuni şartları oluşmayan ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, yargılama giderlerini ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/09/2024 tarih ve 2021/542 Esas - 2024/134 Karar sayılı kararıyla; "...Davaya konu davacı tasarımının tescilsiz koruma kapsamında olduğu, yenilik itirazına konu tasarım ile aynı olmadığı, davacıya ait tescilsiz tasarım ile davalı şirkete ait işyerinde tespit edilen tasarım karşılaştırıldığında; benzerliğin bilinçli tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığından, davalıların eyleminin; davacının tescilsiz tasarımından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine karar verilmiştir. Davacı maddi tazminat talebini SMK'nın 151/2-a maddesine yani "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelire" göre talep etmiştir. Maddi tazminat miktarı, bilirkişiler tarafından net olarak belirlenemediğinden (alternatifli olarak belirlenmiştir), B.K. hükümlerine göre tazminat miktarı belirlenmiştir. Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere; uğranılan zararın miktarı tespit edilirken, hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri gözönünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Davanın açıldığı tarih ve somut olayın özelliğine göre maddi tazminat talebinin kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 72.725,00 TL maddi tazminatın, delil tespitinin yapıldığı 08/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı manevi tazminat talep etmiştir. Tasarıma tecavüz sayılan fiiller aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olduğu için Türk Borçlar Kanunun 58. maddesinde yer alan haksız fiilin kişilik hakkını zedelemesi halinde manevi tazminata hükmedileceği hükmü SMK bakımından da kabul edilmiştir. SMK kapsamında manevi tazminatın amacı; tasarımın haksız kullanımı veya itibarının zedelenmesi sonucu tasarım hakkı sahibinin ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kaldırılmasıdır. Yargıtay kararlarında, tasarıma tecavüz fiilinin varlığında mutlaka uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin belirtildiği, manevi tazminat miktarının tayininde bu tazminatın bir zenginleşme aracı olması ve hukuka aykırı eylemin yapılmasını istenir hale getirecek aşırı miktarlarda olması kabul edilmemekte, zarara uğrayanda manevi huzuru sağlayacak oranda, tecavüzü yapanda da caydırıcı bir etki bırakacak miktarlarda olmasına özen gösterilmesi gerektiği bilinmekle, manevi tazminat talebinin kabulüne; 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 08/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı itibar tazminat talep etmiştir. Davacıya ait tasarımın itibarının zedelendiğine dair delil sunulmadığı ve tasarımın itibarının zedelendiğinin tespit edilemediği, bu nedenle itibar tazminatı için gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varıldığından, itibar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Hükmün ilanında davacının menfaati olduğu gözetilerek, masrafın davalılardan alınmak suretiyle karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, DAVANIN KISMEN KABULÜNE, 1-Davalının eyleminin; davacının tescilsiz tasarımından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, 2-Maddi tazminat talebinin kabulüne; B.K. 50 - 51. maddesi hükümlerine göre takdiren 72.725,00 TL maddi tazminatın, delil tespitinin yapıldığı 08/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 08/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Şartları oluşmadığından itibar tazminat talebinin reddine,...'' karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde;
bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davacı yanın davaya konu tescilsiz tasarımı ilk kez müvekkilinin müşterisi olan ...'e ait @... adlı Instagram sayfasında 12.09.2020 tarihinde yapılan paylaşımla kamuya arz olunduğunu belirtmekte ise de söz konusu sayfaya ulaşılamadığını, Davacı yan tarafından cep telefonu ekran görüntüsü olarak sunulan görselin teyidi yapılmadan, belirtilen web adresinde söz konusu tasarımın bulunup bulunmadığı teyit edilmeden rapor tanzim edilmesinin ve söz konusu raporun hükme esas alınmasının kabulü mümkün olmadığını, değerlendirmelerdeki söz konusu farklılık oluşturan unsurların detay olarak kaldığı, genel görünüm itibari ile tasarımların bilgilenmiş kullanıcı üzerinde aynı tasarımlar olduğu izlenimini ortadan kaldırmayan unsurlar olduğu anlaşılmasına rağmen birbirinden farklı tasarımlar oldukları yönündeki değerlendirmelerine ilişkin itirazlarının da "itirazlara ilişkin tasarım yönünden ek rapora sunulmak üzere yeni bir değerlendirme ve düzeltmenin olmadığı" gerekçesi ile değerlendirmeye alınmadığını, a dava konusu tasarım özgün olmayıp, daha önce başka bir kişi tarafından kamuya arz olunduğunu, hükmedilen tazminata ilişkin hesaplamaların hatalı olduğu itirazlarının değerlendirilmediğini, birim başı karlılık miktarının 29,09 TL olarak değerlendirilme yapılamayacağını, faturaların düşük adetli oluşu, ürün kodu içermemesi ve davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının genel olarak tutulması sebebiyle ürün başına karlılık oranının hesaplanmasının mümkün olmadığı, T.B.K. 50-51 maddesi gerekçe gösterilse de bilirkişi raporundaki miktar ile aynı miktar üzerinden hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki farazi üretim adetlerine göre yapılan hesaplamaların dikkate alınması hatalı olduğunu, Sektörde bazı ürünler için çok talep oluşmaktayken bazı ürünler ise hiç tercih edilmediğini, Tüm üreticilerin çok geniş bir perakendeci ağı olduğu ve ürün başına en az 500 adet üretim yaptığının kabul edilmesi hayatın olağan akışına aykırı kalacağını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Tescilsiz tasarıma tecavüzün tespiti, meni istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafından, davacı şirket tarafından üretilen kadın elbise tasarımlarının ilk kez davacı müşterisi dava dışı ...'e ait @... adlı instagram sayfasında 12.09.2020 tarihinde kamuya arz edildiğini, davalının tescilsiz tasarım taklitlerini "..." markası ile üretim ve satışını yaptığını ileri sürmüş, davalı tarafından uyuşmazlık konusu elbise tasarımlarının 22.09.2019 tarihinde @... adlı Instagram sayfasında paylaşılarak kamuya ilk defa arz edildiğini, davacı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik unsurlarını taşımadığını savunmuştur.
SMK Tasarım hakkının kapsamı ve sınırları başlıklı MADDE 59-" (2) Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez.", aynı kanun MADDE 69- "(2) Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır." şeklinde düzenlenmiştir.
Tescilsiz tasarıma tecavüz iddiasına dayalı huzurdaki dava 18.11.2021 tarihinde açılmış olup, iddia, savunma ve dosya kapsamında aksi delil bulunmadığından, davanın üç yıllık koruma süresi içerisinde açıldığının kabul edilmesi gerekmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, delil tespiti yoluyla alınan bilirkişi raporu ile yargılamada alınan bilirkişi raporunun örtüştüğü gibi denetime uygun olduğu, yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı itirazına konu edilen @... adlı Instagram sayfasında yer alan tasarımlar ile davacı tasarımlarının benzer olmadıklarının tespit edilmesi karşısında yenilik kriteri yönünden yapılan savunmaya itibar edilemeyeceği anlaşıldığı, 08.06.2021 tarihinde davalı işyerinde tespit edilen 5 adet ürünün, davacının tescilsiz tasarımları ile tasarım bütünlüğü açısından benzerlik içinde bulunduğunun ve birebir aynı tasarım algısını yarattığının tespit edilmesi karşısında tasarıma tecavüz iddiasının kabulüne karar verilmesi yerindedir.
Davacı tarafından SMK 151/2-a maddesine dayalı olarak maddi zararın hesaplanmasını talep etmiş olup, taraf ticari defterleri bilirkişi marifetiyle de incelenmesine karşın zararın net olarak belirlenemediği görülmekle, ilk derece mahkemesince TBK 50 - 51. Maddelerine dayalı olarak maddi tazminat miktarının takdir edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi ihlal edilen hakkın niteliği dikkate alındığında takdir edilen manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla davalılar vekilince ileri sürülen istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 6.334,04 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.583,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.750,44 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/04/2026