İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı- borçludan alacağına istinaden, davalı tarafından ... 27. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile 623.212,01 TL asıl alacağın tahsili istemli icra takibi başlatıldığı, ancak davalı- borçlunun borca itiraz dilekçesinde haksız ve kötü niyetli olarak 395.040,81 TL'lik kısmına ilişkin takibe, borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm fer ‘ilerine karşı en geniş anlamda KISMİ itiraz gerçekleştirildiği, kalan 228.171,20 TL'lik bedeli kabul ederek ilgili icra dosyasına 07/12/2023 tarihinde 268.953,59 TL ödeme gerçekleştirildiği, işbu kısmi itiraz akabinde davalıca arabulucuya başvurulduğu, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflarca anlaşma sağlanamadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin sabit olduğu, bu durum davalı tarafından da borca itiraz dilekçesinde inkâr edilmediği, ikrar edildiği, bu nedenle taraflar arasındaki ticari ilişkinin sabit olduğu, davalı- borçlunun borca itiraz dilekçesinin 1.maddesinde "Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi" kapsamında belirtilen ürünlerin belirtilen vade tarihinde davacı- alacaklı tarafından teslim edilmediği, 3.maddesinde ise ürünlerin taraflarına geç teslim edildiği, sözleşmenin amir hükmü gereği bu durumdan dolayı davalı- borçlunun reklamasyon bedeli alacağının bulunduğu, bu bedeli sözleşmeye dayanarak hak edilişten mahsup edebileceğini iddia ettiği, davalının borca itiraz dilekçesinde, davacı ile "Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi" imzalandığını ve buna dayanarak reklamasyon bedel alacağı olduğunu iddia etmişse de davalıca bu durumun kabulünün söz konusu olmadığı, zira davalının ne borca itiraz dilekçesinde ne de daha sonradan icra dosyasına taraflar arasında var olduğunu iddia ettiği sözleşmeyi sunmadığı, bu nedenle belirtilen sözleşmenin varlığı somutluk kazanmadığı, kaldı ki davalı- borçlu ile davacı şirketin arasında böyle bir sözleşmenin mevcut olmadığı, sözleşmenin var olmamasından dolayı icra dosyasına iddia edilen sözleşmenin sunulmadığı ve davalı tarafından somutluk kazandırılamadığı, davalı- borçlu tarafından borca itiraz dilekçesinde davacının ürün teslimini yerine getirmediği, ardından ürünlerin geç teslim edildiği iddialarında bulunulduğu, bu duruma açıklık getirmek gerekir ise; davacının bir tekstil şirketi olduğu, tekstil şirketinin ürünlerinin tedarikini sağlayarak imalatlarını gerçekleştirmekte olduğu, ancak davalı şirket tarafından, davacı şirketin ürünlerinin nereden tedarik edilmesi gerektiği, hangi firma olması gerektiğinin belirlendiği ve bu konuda diretildiği, davalının iddia ettiği şekilde davacının ürünleri geç teslim ettiği iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte; gecikme varsayıldığında dahi davacıdan kaynaklı bir gecikme söz konusu olmayıp davalı tarafından seçilmiş olan tedarikçiden kaynaklı gecikme ihtimali olduğu, burada davacının kusuru bulunmadığı, davacıya karşı kusur atfedilemeyeceği, kaldı ki yukarıda da belirtildiği üzere davalının borca itiraz dilekçesinde davacı şirketin ürünleri teslim etmediğini; devamında ise geç teslim ettiğini iddia ettiği, burada çelişki olduğu, davacının ürünleri zamanında teslim etmesine rağmen hak ediş bedelini davalıdan temin edemediği, hak ediş bedelini temin edemeyen davacı icra yoluna başvurmuşsa da borçlu taraf haksız ve mesnetsiz şekilde işbu takibe itiraz ederek davacının alacağını kavuşmasını zorlaştırdığı, izah edilen sebeplerle işbu kısmi itirazın iptali davasının açılmasının zaruri olduğu, ayrıca davalının borca itiraz dilekçesinde sözleşmede reklamasyon bedeli alacağının olduğu; sözleşmenin amir hükmü gereğince, davalı şirketin söz konusu reklamasyon bedellerini, alacaklı şirketin muvafakatini almaksızın, hakkedişinden mahfuz etme hakkının mevcut olduğu iddialarında bulunmuşsa da davacı tarafından bu durumun da kabulü söz konusu olmadığı, yukarıda ayrıntılı şekilde değinildiği üzere sözleşme söz konusu olmadığından reklamasyon bedelinin mahfuz edilmesinin de kabul edilmediği, kaldı ki davalı tarafın davacı şirkete herhangi bir bildirimde bulunmadığı, başlatılan icra takibinin dayanağına bakıldığında açık bir şekilde görülecektir ki cari hesap ekstresi olduğu, cari hesap ekstresinde birden fazla fatura bulunduğu, bunun da davalı- borçluya karşı birden fazla fatura tanzim edildiğini gösterdiği, ancak davalı tarafından faturalara karşı süresi içerisinde herhangi bir itiraz gerçekleştirilmediği, bu nedenle faturalara karşı itiraz gerçekleştirilmeden başlatılmış olan takibe itiraz gerçekleştirilmesinin kötü niyet barındırdığı, son olarak söylenmesi gereken hususun da borçlunun itirazına ilişkin olduğu, davalı- borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu, İcra İflas Kanunu'nun İtirazın İptali başlıklı 67.maddenin ikinci fıkrasında; " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü yer almakta olduğu, kanun maddesi açık olduğundan borçlu borcuna haksız şekilde itiraz da bulunup yargılamayı uzattığından alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde icra- inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu bu davanın itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkin olduğu, İİK.67/1 maddesinin "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" düzenlemesini getirdiği, bu yasal düzenleme doğrultusunda yapılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde davanın bir yıllık süre içinde açılmasının zorunlu olduğu, işbu davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup süresinde açılmadığı davalı müvekkil şirket ile davacı arasında Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi ve söz konusu sözleşmeye bağlı olarak tanzim edilen Satın Alma Onay Formları (po - postal order) ile yürütülen ticari bir ilişki mevcut olup davacının böyle bir sözleşmenin olmadığı yönündeki iddiaları hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı, davacı tarafın ticari ürün satın alma sözleşmesi ve söz konusu sözleşmeye bağlı olarak tanzim edilen satın alma onay formlarındaki yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş, bazı siparişe konu ürünleri belirlenen vade(termin) tarihlerinde teslim etmemiş ve bazı ürünleri de hiç teslim etmediğini, davacı tarafın Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi ve söz konusu sözleşmeye bağlı olarak tanzim edilen satın alma onay formlarındaki yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş, bazı siparişe konu ürünleri belirlenen vade(termin) tarihlerinde teslim etmediğini, davacı tarafın "çelişki" iddiası ile, hem Mahkeme heyetini yanıltmaya yönelik bir algı yaratmaya çalışmakta hem de sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmasının üzerini örtmeye çalışmakta olduğu, ürün tesliminde davacının sebep olduğu gecikmeler, davacı tarafın kusurlu hareketlerinden, operasyonel çalışmalarını doğru yürütememelerinden ve kendi çalıştıkları üçüncü taraf firmalar ile olan ticari ilişkilerindeki aksaklıklardan kaynaklanmış olup davacı taraf, kendi sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemekten kaynaklanan kusurlarını örtmeye çalışmakta olduğu, faturalara süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriği ve alacakla ilgili bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini tam ve zamanında yerine getirmemesi, ayrıca faturalara konu işin ifa edilmediğini gösteren mail yazışmaları, davacı tarafın asıl kötü niyetli olduğunu ispatlar nitelikte olduğu belirtilerek belirtilen hususların, davanın esasına ilişkin adil, doğru ve hukuka uygun bir sonuca ulaşılması açısından son derece önemli olduğunun değerlendirildiği, Mahkemenin bilirkişi incelemesine ilişkin talepleri dikkate alarak gerekli incelemenin yapılmasına karar vermesini talep ettiklerini belirterek davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkar tazminatı talebinin reddine, alacaklı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden (%20) az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, Mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, ... 27. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti dosyamız içerisine alınmıştır.
... 27. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 632.212,01 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlaşıldı.
Dosya Mali Müşavir, Tekstil Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 31/08/2025 tarihli raporda; tarafların cari hesaplarında 23.11.2023 takip tarihi itibarı ile mutabakat olduğu ve davacının davalıdan takip tutarı olan 623.212,01 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davacının taahhüt ettiği ürünleri geç teslim ettiği, geç teslimat nedeniyle tarafların imzaladığı 31.01.2022 tarihli Ticari Ürün Satınalma Sözleşmesinin 5.5.maddesi gereği, davalının davacıdan 335.430,00 TL (KDV hariç) geç teslim reklamasyon bedeli talep edebileceği, davalı tarafından 30.11.2023 tarihinde 395.040,80 TL reklamasyon faturası düzenlemek suretiyle davacıya gönderdiği, ancak davacının bu faturayı kayıtlarına almadığı, davalının icra dosyasına itiraz ettiği ve reklamasyon faturası düzenlediği 395.040,80 TL dışında kalan tutarı (228.171,20 TL için) faiz, ferileri ve masrafları ile birlikte 268.953,59 TL ödediği, Mahkeme’nin takdirinin davacının reklamasyon bedeli faturası ile ilgili sektör bilirkişisi kanaati yönünde olması halinde davacının icra takibine ilişkin alacağının bulunmadığı, Mahkeme’nin takdirinin aksi yönde olması halinde davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile alacağının 395.040,80 TL olduğu, anapara alacak olan bu tutara takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından açıklanan değişken oranlarda faiz talep edilebileceği, yapılan tespit ile delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkemeye ait olduğu, trafların icra inkâr ve kötü niyet tazminat ve diğer taleplerinin Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir.
Dosya taraf itirazlarının irdelenmesi için yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 19/01/2026 tarihli ek raporda; kök rapordaki tarafların itirazının ayrıntılı olarak değerlendirildiği, tarafların cari hesaplarında 23.11.2023 takip tarihi itibarı ile mutabakat olduğu ve davacının davalıdan takip tutarı olan 623.212,01 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, davacının taahhüt ettiği ürünleri geç teslim ettiği, geç teslimat nedeniyle tarafların imzaladığı 31.01.2022 tarihli Ticari Ürün Satınalma Sözleşmesinin 5.5.maddesi gereği, davalının davacıdan 335.430,00 TL (KDV hariç) + 33.543,00 KDV = 368.973,00 TL (KDV dahil) geç teslim reklamasyon bedeli talep edebileceği, davalının icra dosyasına itiraz ettiği ve reklamasyon faturası düzenlediği 395.040,80 TL dışında kalan tutarı (228.171,20 TL için) faiz, ferileri ve masrafları ile birlikte 268.953,59 TL ödediği, Mahkeme’nin takdirinin davalının davacıdan 368.973,00 TL (KDV dahil) geç teslim reklamasyon bedeli talep edebileceği yönünde olması halinde, davacının icra takibine ilişkin (395.040,80 – 368.973,00 =) 26.067,80 TL alacağının bulunduğu, Mahkeme’nin takdirinin aksi yönde olması halinde davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile alacağının 395.040,80 TL olduğu, anapara alacak olan bu tutara takip tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından açıklanan değişken oranlarda faiz talep edilebileceği, yapılan tespit ile delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Mahkemeye ait olduğu, tarafların icra inkâr ve kötü niyet tazminat ve diğer taleplerinin Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım-satım sözleşmesi (eser sözleşmesi) kapsamında itirazın iptali davasıdır.
Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davaya konu Ticari Ürün Satın Alma Sözleşmesi kapsamında belirtilen ürünlerin zamanında teslim edilmesine rağmen hak ediş bedelinin davalıdan temin edilmediği iddiası ile başlatılan takibe vaki itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Öncelikle davalı tarafça süresi dahilinde yapılan zamanaşımı definin taraflar arasında düzenlenen ticari satım akdi olduğu, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken TBK 146,231 maddesi ayrıca somut uyuşmazlıkta eser sözleşmesine dair hükümlerine uygulanması ihtimali olması dikkate alınarak TBK 147/5.mad uyarınca eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olması, ticari satıma konusu faturaların 2023 tarihli olduğu, davacı tarafça 24.11.2023 tarihinde icra takibi başlandığı ve davalı tarafça takibe itiraz edildiğin beyan edildiği, 02.04.2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin başladığı, 22.10.2024 tarihinde dava açıldığı keza davalı tarafça cevap dilekçesinde(04.11.2024 tarihli dilekçede zamanaşımı def'i) zamanaşımı defi yönünden somut olaya ilişkin açıklama yapılmamış olduğu da dikkate alınarak zamanaşımı definin reddine,
Davalı tarafın hak düşürücü süreye yönelik itirazının incelemesinde, ödeme emrinin davalı tarafa 05.12.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça takip dosyasına 06.12.2023 tarihinde itirazda bulunulmuş olması ve söz konusu itiraz dilekçesi ve durdurma kararının davacı tarafa tebliğ edilmemiş olduğu ve davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığından davalı tarafın hak düşürücü süreye yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
TBK 473/f.1 hükmüne göre: “Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkaran gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir.” Genellikle TBK M. 473/f.1 (BK m. 358/1) hükmünün henüz iş görme sürecinde iken yüklenciyi temerrüde düşürmeyi sağladığı belirtilmektedir. Buna göre hükmün amacı ileride zaten temerrüde düşeceğini belli etmiş bulunan yükleniciye karşı iş sahibine borçlu temerrüdündeki hakları vadeden önce tanımaktır. Böylece, TBK M. 473/f.1 hükmü TBK m. 123-125 hükümlerinde düzenlenen temerrüt sonuçlarını, bazı şartlarla, henüz eser borcunun muaccel olmadığı bir zamana taşımış sayılacaktır. Buna göre şartlar oluştuğunda, iş sahibi vadeyi beklemeksizin önce TBK m. 123 uyarınca yükleniciye uygun bir ek süre verecek (şayet TBK m. 124 şartları varsa süre vermesi gerekmeyecek), ardından TBK m. 125 uyarınca, hala ifa ve gecikme tazminatı istemek, ifadan vazgeçip olumlu zararının tazminini istemek ve sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini istemek şeklindeki seçimlik haklarını kullanabilecektir.
TBK m. 473/f.1’de sayılan dönme sebepleri, yüklenicinin kusuru olmadan ortaya çıksa dahi, iş sahibi sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Şu halde, işe hiç başlanmaması veya çalışmaların gereğinden yavaş yürümesi ya da vade tespit edilmişse işin vadede bitmeyeceğinin anlaşılması halinde, iş sahibi, bu durum yüklenicinin kusuru olmaksızın ortaya çıkmış olsa bile sözleşmeden dönme hakkına başvurabilecektir. Ancak bu dönme sebeplerinin yüklenicinin
sözleşmeye aykırı tutumu ile uygun nedensellik bağı içinde bulunmaları gerekir.
Şu halde bütünüyle yüklenicinin iradesi dışında gerçekleşen ve öngörülmesi mümkün olmayan sebeplerle işe başlanmaması, işin ertelenmesi ve vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması durumlarında, iş sahibi sözleşmeden dönemeyecektir.
Keza, eğer gecikmeler iş sahibine yüklenmesi mümkün sebeplerle olmuyorsa, gene yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz ve sözleşmeden dönme hakkı kullanılamaz. İş sahibinin dönme hakkını sınırlayan bu durum madde metninde sadece eserin vadeye yetişmeyeceğinin anlaşılması hali için belirtilmiştir. Fakat öğretide haklı olarak belirtildiği gibi, işe hiç başlanmaması ve işin tehir edilmesi hallerinde de bu koşul aranacaktır. İş sahibinin üzerine düşen herhangi bir yükümü yerine getirmemesi üzerine TBK m. 473/1’deki durumlar ortaya çıkmışsa, yüklenici işe başlama ve sürdürme yükümünü ihlal etmiş olmaz. Örneğin kullanılacak malzemeyi sağlamayı üstlenen iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması, sözleşme gereği proje ve talimatları vermesi gereken iş sahibinin bunu yeterince sağlayamaması sebebiyle işin durması veya yavaşlaması böyledir. Yeter ki yüklenici bu sebeplerin gerektirdiğinden daha uzun bir süre işi durdurmuş veya yavaşlatmış olmasın. TBK m 473/1 metninde sözleşmeden dönme hakkı veren durumlar için her ne kadar “iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme” sözü geçmekteyse de, burada işin mutlaka
iş sahibinin kusuru yüzünden gecikmesinin değil, ona atfedilebilecek (onun faaliyet alanında gerçekleşen) herhangi bir nedenle gecikmesinin de sözleşmeden dönmeyi önleyeceği kabul edilmektedir. Örneğin, iş sahibi yapılacak inşaatın projelerini anlaştığı mimar mühendis kendisine teslim etmediği için yükleniciye veremiyorsa, gene de dönme hakkını kullanamamalıdır. Buna karşılık, iş sahibi işin başlamasına veya görülmesine bizzat engel olsa bile buna yüklenicinin tehlike yaratan veya hukuka aykırı bir davranışını önlemek için başvurmak zorunda kalmışsa, bu yüzden doğal gecikmeler karşısında gene de sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilmelidir. Zira söz konusu durumlarda her ne kadar çalışmaları iş sahibi durduruyor veya yavaşlatıyor görünse de, bu gecikmeye asıl sebep yüklenicinin özen borcuna aykırı tutumudur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nun 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
Eser sözleşmesi ilişkilerinde 6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir. Bu hükümler gereğince gerek açık gerek gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilmektedir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 gün, ...E. ...K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Eserde ortaya çıkan ayıp, iş sahibinin eseri kullanamayacağı ve hakkaniyet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı derecede ağır bir ayıp ise, iş sahibi eseri kabulden kaçınma hakkına sahip olup, sözleşmeden dönebileceği gibi, ayıbın ağırlığının bu derecede önemli olmadığı durumlarda iş sahibi, bu tür ayıplardan dolayı, eserdeki ayıbın büyüklüğüne göre, ücretten indirim veya büyük masrafı gerektirmemek kaydıyla eserin onarımını talep edebilecektir.
... 27. İcra Dairesi ... Esas dosyasından 623.212,01 TL Asıl Alacak (istenen faiz reeskont avans) üzerinden icra takibi başlatmış olup, davalının süresinde kısmı itirazı ile takibin durduğu, davalı tarafından ürünlerin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle sözleşme kapsamında hak edişlerden mahsup edilmesi gereken reklamasyon bulunduğu belirtilerek davalı şirketin borcunun 228.171,20 TL olduğu belirtilmek suretiyle bakiye borca itiraz edildiği, bu bedelin ödeneceği belirtilerek 395.040,81 TL için takibin durdurulması talep edilmiş, 06.12.2023 tarihinde yapılan toplam 268.953,59 TL'lik kapak hesabı yapıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafından bu borcun 07.12.2023 tarihinde ödendiğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ile, Mali Yönden yapılan tespitlerde; 23.11.2023 takip tarihi itibarı ile her iki tarafında cari hesabında takip tutarı olan 623.212,01 TL davacı alacağı görüldüğü, tarafların bu tarihe kadar mutabık olduğu, davalı ... takip tarihinden sonra 30.11.2023 tarihinde 395.040,80 TL reklamasyon faturası düzenlemiş ve cari hesapta 30.11.2023 tarihinde borç tutarını 228.171,20 TL olarak belirlediği, davacıın iade faturasını kayıtlarına almamış olduğu, davacının icra takibine konu anapara ödemesi olan 228.171,20 TL’nin risk düşümünü yapmış olup cari hesabında 395.040,81 TL (Reklamasyon faturası kadar) alacak göründüğü, buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı ... A.Ş. tarafından sipariş verilen konfeksiyon ürünlerinin üretimi davacı ...Tic. Ltd. Şti. tarafından yapıldığı, davacı yanın bakiye imalat bedelini talep etmekte olduğu buna karşılık davalının ise davacının siparişleri süresinde teslim edemediğini iddia ettiği noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Taraflarca imzalanmış 31.01.2022 tarihli SZ.001-2021 Ticari Ürün Satınalma Sözleşmesinin 1.maddesinde davacı ... Şti. satıcı, davalı .... A.Ş. alıcı olarak tanımlandığı, sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin konusu; “Bu sözleşmenin konusu, sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olan Satın Alma Onay Formu/ Formlarında belirtilen nitelik ve nicelikteki ürünlerin SATICI tarafindan ALICI'ya tedarik edilmesi işidir. Sözleşme konusu tedarik edilecek malzemeler ... ve ... mağazalarında bu markaların adı altında satışa sunulacaktır” yazdığı, sözleşmenin 4.maddesinde sözleşmenin ekleri; “Satın Alma Onay Formu bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olup, ALICI ve SATICl'yı bağlar. Sözleşme ile Satın Alma Formu arasında çelişki varsa Satın Alma Onay Formunda yer alan koşullar SATICI'yı bağlar” yazdığı, sözleşmenin "Gecikme Halinde Yaptırım Uygulanması" başlıklı 5.5. maddesinde ise "Ürünlerin ALICI'ya anlaşılan tarihte SATICI tarafından teslim edilememesi halinde, hiçbir ihtarda bulunmaya ve ilam almaya gerek kalmaksızın, Tablo I'de belirtilen oranlarda gecikme cezası SATICI'ya kesilerek fatura edilir. ALICI, SATICI'nın muvafakati aranmaksızın SATICI'nın hak ediş bedelinden bu tutarları mahsup edebilir.
Teslim programında işin kısım kısım teslimi öngörülmüş ise, teslim programına göre belirlenen her kısım için gecikmeler ayrı ayrı hesaplanır ve geciken kısmın bedeline göre işbu maddede belirtilen oranda gecikme cezası kesilir ve faiz talep edilir. Gecikme cezası, SATICI'ya hiçbir ihtarda bulunmaya ve ilam almaya gerek kalmaksızın ALICI tarafından fatura edilir. Gecikme halinde, ALICI'nın gecikme nedeniyle haiz olduğu diğer haklar ve gecikme nedeniyle uğradığı bütün zararlar tazmin hakkı saklıdır." şeklinde sözleşmenin 5.5.maddesinde gecikme halinde yaptırım uygulanmasının açıklandığı, sözleşmenin 6.maddesinde mücbir sebepler ve alıcıdan kaynaklanan sebepler dışında süre uzatımı yapılmayacağının belirtildiği yine dosya kapsamında sunulan Ticari Ürün Satınalma Sözleşmesinin eki olarak tarafların imza ve kaşesinin bulunmadığı Satın Alma Onay Formları sunulduğu, Satın Alma Onay Formlarında ürün model adı, model numarası, termin tarihi, sipariş takip ref.no, ürün beden miktarları, birim fiyatlar ve sözleşme tarihi yazmakta olduğu görülmüştür. Taraflar arasında gerçekleşen ve dosyaya sunulan e-mail yazışmalarının incelemesinde, 29.05.2023 tarihinde davacı şirket personeli ... tarafından davalı şirket personeli ...’a gönderilen mail yazışmasında davacı şirket personeli 04.08.2023 tarihine kadar siparişleri sevk etmeyi taahhüt ettiği, davalı tarafından davacıya geç teslimatlar nedeniyle (359.128,00 + 35.912,80 (KDV) =) 395.040,80 TL tutarındaki 30.11.2023 tarihli ... nolu reklamasyon faturası yansıttığı, faturanın dayanağı olarak sunulan tablolar ve belgelerin raporda incelendiği, davalının dosyaya sunmuş olduğu reklamasyon hesaplama tablosu reklamasyon faturasıyla uyumlu olduğu ancak 05.07.2023 tarihinde siparişi alındığı beyan edilen ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürününe ait satın alma onay formları sunulmadığı gibi e-mail yazışmalarından da termin tarihinin hangi tarih olduğunun anlaşılamadığı, davacı personeli Kemal Yazıcı 29.05.2023 tarihli e-mail yazışmasında 29.05.2023 tarihinden önce siparişi verilen ürünlerin 04.08.2023 tarihine kadar teslim edileceğini taahhüt etmiş olup, ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürününün siparişi 29.05.2023 tarihinden sonra 05.07.2023 tarihinde verildiği beyan edildiğinden bu ürün için davacının 04.08.2023 tarihine kadar teslim edileceğini taahhüt etmesi beklenemeyeceği, davalının ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürün için hesaplanan 23.698,00 TL geç teslim reklamasyon bedelinin tenzili sonrasında kalan toplam (359.128,00 – 23.698,00 =) 335.430,00 TL (KDV hariç) geç teslim reklamasyon bedeli talep edebileceği, davacı yanın geç teslimatın davalı tarafından seçilen tedarikçiden kaynaklandığını iddia ettiği ancak davacı yanın bu iddiasını ispatlayacak herhangi bir somut delil sunulmamış olduğu, davacı vekilinin, bilirkişi raporunda teslim tarihlerinin davalının tek taraflı iç kayıtlarında yer alan “depo giriş tarihleri” esas alınarak hesaplandığını, oysa teslim tarihinin tespitinde, tarafların karşılıklı imzalarıyla düzenlenmiş teslim-tesellüm tutanaklarının esas alınması gerektiğini iddia ettiği, raporda davacının imal ettiği ürünlerin davalının deposuna ilk girdiği tarihler göz önünde bulundurularak teslim tarihlerinin belirlendiği, ürünlerin davacı tarafından imal edilerek davalıya teslim edilmiş ve imalat faturaları kesildiğini, davacı imal ettiği ürünlerin faturalarında yazan bakiye imalat bedelini talep etmekte olduğu, belirlenen teslim tarihinden önce, ürün özelinde, davacı tarafından teslimat yapıldığını gösteren herhangi bir delilin davacı tarafından sunulmadığı, davalı vekilinin itirazında ise; 05.07.2023 tarihinde siparişi verilen ... kodlu kadın kısa kollu tişört ürününe ait satın alma onay formu ve buna ilişkin gönderilen sipariş e-mailinin mevcut olduğunu, bilirkişi raporunda belirtilen reklamasyon bedelinin tenzilini kabul etmediğini beyan ettiği, davalının dosyaya sunduğu ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürününe ait satın alma onay formunda davacının kaşe ve imzasının bulunduğu, davacı personeli... 29.05.2023 tarihli e-mail yazışmasında 29.05.2023 tarihinden önce siparişi verilen ürünlerin 04.08.2023 tarihine kadar teslim edileceğini taahhüt etmiş olup, ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürününün siparişi 29.05.2023 tarihinden sonra 05.07.2023 tarihinde verildiği beyan edildiğinden bu ürün için davacının 04.08.2023 tarihine kadar teslim edileceğini taahhüt etmesi beklenemeyeceği, davacının ... kodlu Kadın Kısa Kollu Tişört ürününe ait taahhüt ettiği teslim tarihini gösteren e-mail yazışması da sunulmadığından geç teslimat nedeniyle davalının talep edebileceği reklamasyon bedeli toplamına dahil edilmediği, bilirkişi raporunda yapılan mali ve sektörel tespitler neticesinde ve yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde ; davalının davacıdan 368.973,00 TL (KDV dahil) geç teslim reklamasyon bedeli talep edebileceği, davacının icra takibine ilişkin (395.040,80 – 368.973,00 =) 26.067,80 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiş olup, Mahkememizce somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporunda yapılan tespitlere itibar edilerek neticeten davanın kısmen kabulü ile, ... 27. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin 26.067,80 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
1-)... 27. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 26.067,80 TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-)Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,

3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.780,69 TL harcın peşin alınan 2.933,79 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 1.153,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,

4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne (13/2) göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 26.067,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 52.510,50 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 2.933,79 TL peşin/nisbi harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ödemeleri, 115,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.548,79 TL yargılama giderinden fazla yatıralan ve iadesine karar verilen harç düşüldükten sonra kalan 9.395,69 TL yargılama giderinin kabul red oranı (%7,36) dikkate alınarak; 691,37 TLnin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına

7-Davalı tarafından yapılan 7.500,00 TL bilirkişi ücreti yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 6.948,11 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 264,90 TL'sinin davalıdan, 3.335,1 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazine adına gelir kaydına,

9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.20/04/2026