Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkili banka tarafından davalı ...’ye 13.11.1998 tarihli Tüketici Kredisi Sözleşmesiyle 2.500,00 TL'lik kredi açıldığını, diğer davalılar ... ve ...'ın söz konusu krediyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcu teminat altına aldıklarını, davalıların kredi borcunu ödemeyerek temerrüde düştüklerini, noter kanalı ile ihtarname çekilerek kredi borcunun faiz ve ferileriyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle dava tarihi itibariyle 2.514,83 TL ana para, 40.732,07 TL faiz ve 2.036,60 BSMV olmak üzere toplam 45.283,51 TL alacağın tahsili amacı ile iş bu davanın açıldığını ileri sürerek; davanın kabulü ile dava tarihi itibariyle toplam 45.283,51 TL tutarındaki alacaklarının fazlaya ve hesap hatasına ilişkin her türlü hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, ana paraya dava tarihinden itibaren uygulanacak % 153 faiz ve BSMV ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1.Bozma ilamına uyularak davalı ...'a usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğinden sonra sunulan cevap dilekçesinde; sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmede yer alan asıl borçluya ait imzanın sahte olması nedeniyle sözleşmenin hükümsüz olduğunu, bu şekilde müvekkili aleyhine açılmış 90-100 adet dava bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

Mahkemenin 15.09.2011 tarihli, 2009/904 E., 2011/865 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 32.743,32 TL'nin davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine, tüketici kredisi asıl alacağı olan 2.514,84 TL'ye dava tarihinden itibaren % 111,80 oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.10.2016 tarihli, 2016/21591 E., 2016/19583 K. sayılı kararıyla; davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, Mahkemece, davalı ...'a usulüne uygun dava dilekçesi tebliği yapılarak taraf teşkili sağlanıp, davalı delilleri de toplandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, davalının yokluğunda yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediğine karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın savunması uyarınca İstanbul Tüketici Mahkemesi'nin 2017/433 E. sayılı dosyasının celp edildiği, dosya kapsamında davalı ...'nin imza örneklerinin alındığı, uyuşmazlık konusu kredi sözleşmesinin de sunulduğu ve alanında uzman bilirkişi tarafından hazırlanan raporda sözleşmedeki imzanın davalı ...'ye ait olmadığının tespit edildiği, bu nedenle davanın davalı ... yönünden reddi gerektiği, bununla birlikte sözleşmede kefil sıfatı bulunan davalılar ... ve ... yönünden yapılan incelemede; tüketici kredilerindeki kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğu, davacı bankanın asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça davalı kefillerden borcun ifasını isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; Mahkemenin gerekçesinde belirtilen bilirkişi raporunun dosyada yer almadığını, raporda incelenen dekont ile dava konusu uyuşmazlıktaki dekontların farklı olduğunu, davalı ...'nın imza yönünden beyanda bulunmak üzere isticvabına karar verilmişse de davete icabet etmediğinden imzayı kabul etmiş sayılacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

1.İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin 2005/736 E.-2019/440 K. sayılı dosyasında Mahkemece Adli Tıp Kurumu Fizik İncelemeler İhtisas Dairesi Emekli Belge İnceleme ve Sahtecilik Uzmanı Hüseyin Şahin'den alınan 27.06.2013 tarihli raporda özetle; T.C. Ziraat Bankası A.Ş. İstanbul Sirkeci Şubesine ait borçlusu ..., müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri ... ve ... olan 13.11.1998 tarihli 2.500.000.000 ETL değerli Kredili Mevduat Hesap sözleşmesi aslında, ... adına atfen, ilk iki sayfa altında sol tarafa ve son sayfada "..." okunur isim-soyadı yazısı altına atılmış imzaların, mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'nin eli ürünü olmadıkları kanaatine varıldığının tespit edildiği, dava konusu uyuşmazlığın da aynı kredi sözleşmesine ilişkin olduğu, dava dilekçesinde ya da yargılama aşamasında dosyaya herhangi bir dekont sunulmadığı, dolayısıyla dekont üzerinde imza incelemesi yapılmadığı, adi kefil olan davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. Mahkemenin 15.09.2011 tarihli, 2009/904 E., 2011/865 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 32.743,32 TL'nin davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine, tüketici kredisi asıl alacağı olan 2.514,84 TL'ye dava tarihinden itibaren % 111,80 oranında temerrüt faizi yürütülmesine karar verildiği, bu karara karşı yalnızca davacı bankanın ve davalı ...'ın temyiz yoluna başvurduğu, Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.10.2016 tarihli, 2016/21591 E., 2016/19583 K. sayılı kararıyla davacının temyiz itirazları reddedilerek kararın yalnızca davalı ... lehine bozulduğu, bu durumda Mahkemece verilen ilk karar davalılar ... ve ... yönünden kesinleşmiş olup, bu hususun davacı banka lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla, bu husus dikkate alınmaksızın davanın davalılar ... ve ... yönünden de reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.