Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.

2. Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/398 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; sübuta ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın mağdurdan aralıklarla borç para aldığını, daha sonra mağdurun emaneten eniştesi adına kayıtlı bulunan aracı istediğini, kendisinin de borcu olduğundan kabul ettiğini, ancak mağdurun aracı kendisine vermediğini, borcunu ödemesi halinde vereceğini söylediğini, aracı iade etmeyen mağdur hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla iftira ettiği iddiasına ilişkindir.

2. Sanık 29.12.2014 tarihli savcılık beyanında; eniştesi adına kayıtlı aracı mağdurun emaneten aldığı ancak daha sonra kendisine teslim etmediğinden bahisle şikayetçi olurken, 29.01.2015 tarihli savcılık ifadesinde ise; mağdur ile aracın satışı konusunda anlaştıklarını, mağdurun 5.000,00 TL nakit ödeme yapacağı, 3.000,00 TL borcunu da satış bedelinden düşeceklerini, galericiye olan 4.750,00 TL borcun da mağdur tarafından ödeneceğini, mağdurun kendisine ödeme yapmadığını, aracı da teslim etmediğini bu nedenle savcılığa şikayette bulunduğunu, anlaşma ihtimallerinin olduğunu, bu nedenle şikayetinden vazgeçtiğini belirtmiştir.

3. Şikayetten vazgeçme nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mağdur hakkında 30.01.2015 tarihinde takipsizlik kararı verilmiştir.

İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği gözetildiğinde, sanığın şikayet dilekçesinde mağdur ... ile aralarındaki borç ilişkisinden genel olarak söz ettiği ve aracı bu sebeple kendisine teslim ettiğini bildirdiği görülmektedir. Cumhuriyet Savcılığındaki ayrıntılı ifadesinde ise aralarındaki borç ilişkisinin detaylarından ve miktarından söz ettiği ve aracı aynı sebeple teslim ettiğini tekrar ettiği anlaşılmaktadır. Sanığın açıklanan şikayet dilekçesi ve akabindeki savcılık aşamasındaki 29.01.2015 tarihli ifadesinin özü itibariyle benzer olduğu anlaşılmakla, sanığın suçsuz olduğunu bildiği kimseye isnat ettiği iddia olunan güveni kötüye kullanma fiiline ilişkin maddi vakıalara dayanan şikayet ve ifadede bulunmasının suç isnadı niteliğinde olmadığı belirlenmiştir. Bu itibarla sanığın açıklanan şekildeki şikayetinin suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye suç isnat etmek niteliğinde olmayıp; yasal şikayet hakkının kullanılması amacına yönelik olduğu nazara alındığında sanık hakkında unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Mudanya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2015/52 Esas, 2016/398 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.