Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2015 tarihli iddianamesi ile iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 ... maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu 267 ... maddesinin birinci fıkrası, 62 ... maddesi, uyarınca verilen 10 ay hapis cezasının, aynı kanunun 51 ... maddesi uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ... 27.02.2015 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe vererek, 6. İcra Müdürlüğü tarafından kendisine gönderilen ödeme emrine konu bono altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, senetin bir dönem birlikte çalıştığı ... tarafından sahte olarak tanzim edildiğini bildirerek şikayetçi olmuştur.
2. ... senet altındaki imzanın sanığa ait olduğunu belirtmiştir.
3. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından hazırlanan raporda, senet altındaki imzanın ... elinden çıktığı belirlenmiştir. ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kovuşturmayan yer olmadığına karar verildikten sonra, sanık hakkında iftira suçundan dava açılmıştır. Dava konusu olay, açılan bu davaya ilişkindir.
4. Sanık savunmasında, senet altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ancak, bu senedi ... ... isimli kişiye verdiğini, senedin ...'ın elinde olması nedeniyle şikayetçi olduğunu, kastının bulunmadığını belirtmiştir.
5. Katılan ... ise mahkemedeki ifadesinde, birlikte İddia oynadıklarını, bankadan kredi çekip ikisine verdiğini, buna karşılık ikisinden de senetler aldığını, ... ... hakkında da başka bir senetle ilgili takip yaptığını belirtmiştir.
6. Mahkeme sanık hakkında mahkumiyet kararı verdikten sonra, "sabıkasızlığı, yargılama süresince göstermiş olduğu pişmanlık ve tekrar suç işleme hususundaki oluşan olumlu kanaate göre" mahkum edilen hapis cezasının ertelenmesine karar ..., katılanın zararı giderilmediğinden sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar vermiştir.
Olay ve olgular bölümünde belirtilen deliller, tüm dosya kapsamı ve sanığın savunmasına göre mahkemenin sübuta ve suç niteliğinin belirlenmesine ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
İmza inkar nedeniyle icra takibinin durmasıyla oluşan zararın sanık tarafından giderilmediği anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2015/365 Esas, 2016/368 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2023 tarihinde karar verildi.