Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalının temyiz dilekçesi davacı tarafa 12.04.2012 tarihinde tebliğ edilmiş; ancak davacı yasada öngörülen (HUMK md. 433/2) 10 günlük süre geçtikten sonra 24.04.2012 tarihinde hükmü katılma yolu ile süresinden sonra temyiz ettiğinden davacının katılma yoluyla temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacının katılma yolu ile temyiz talebinin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple REDDİNE, davalının temyiz talebinin kabulüne, hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 26.12.2012(Çrş.)