Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1-Çalınan malların ihbar sonucu bulunup,kollukça zaptedildiği ve rızai iade şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeden, sanıklar ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK.nun 523. maddesi ile uygulama yapılması,

2-Sanıklar ... ile ...'ın, olay günü gayri muayyen bir vakitte yakınanın dükkanının kapısının dışındaki demirlerin muhkem asma kilidini kırıp, içeri girerek hırsızlık yapmaları şeklinde gerçekleşen eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1, 81/2-3. maddelerine göre, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın aynı suça uyan 142/1-b, 53,116/2, 119/1-c, 53,151/1, (53) maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları açısından 5271 sayılı CMK’nın 253.ve 254. maddelerine göre “uzlaşma” müessesesinin değerlendirilmesi için anılan Yasanın 7/2,5252 sayılı Yasanın 9/3.maddeleri ışığında ve 5237 sayılı Yasa uyarınca yeniden değerlendirme ve uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve ...'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.