İstinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi.

Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

A. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri
Özetle mağdurenin sanığa iftira attığına, bu hususun mağdure tarafından da ifade edildiğine, mağdure beyanlarının çelişkili olduğuna, eylemin gerçekleştirildiği iddia edilen yerin suçun işlenebilmesi için müsait olmadığına, eksik araştırmayla hüküm kurulduğuna ve sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle sanık hakkında eksik cezaya hükmedildiğine ilişkindir.

Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; İlk Derece Mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafileri ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi.

Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü olan bozma kararına katılmıyorum.
Dairemiz çoğunluk görüşü ile aramızdaki görüş ayrılığı “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçunun sübutuna yöneliktir.

Olay tarihinde mağdurun yaşının küçük olması, mağdurenin öğrenim gördüğü okulda öğretmeni olan ...’ın 25.03.2016 tarihinde sınıfta öğrencilere yönelik cinsel istismar konusunda bilgilendirme yaptığı sırada mağdurenin ağlaması üzerine kovuşturma aşamasında dinlenen tanık öğretmenleri ... ve ...’la yaptıkları görüşmede ve her iki öğretmence tutulan 28.03.2016 tarihli tutanak içeriklerinde ve daha sonra sosyal inceleme uzmanınca düzenlenen 05.05.2016 tarihli tutanakta, mağdurenin aynı tarihli Avukat ve Sosyal İnceleme Uzmanı huzurundaki açık, net, istikrarlı beyanlarında, kendisine suç isnat etmesini gerektirir aralarında hiçbir husumet bulunmayan dayısının oğlu sanığın kendisine karşı icra ettiği cinsel istismar eylemlerini ailesinden korktuğu için bu tarihe kadar kimseye açıklayamadığını, 2009 yılı içerisinde dayısının evine gittiğinde sanığın kendisini evin başka bir odasına çağırdığını, burada cinsel organını açarak yaladığını, sanığın cinsel organını ağzına soktuğunu, cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürttüğünü, bu tür eylemlerin birçok kez bir yıl boyunca kendi evlerine geldiğinde de devam ettiğini samimiyetle ve tutarlı bir şekilde soruşturma ve kovuşturma aşamasında anlatması,
03/09/2018 tarihli ATK raporunda mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin belirtilmesi, mağdur hakkında sosyal inceleme raporu düzenleyen sosyal çalışmacının da yaptığı inceleme sonrası düzenlediği raporda, mağdurun cinsel istismar olayına maruz kaldığı konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu detaylı anlattığını, cinsel istismar olayından bahsedildiğinde ağlamaya başladığını, olayı anlatmak için kendisini zorladığını, sık sık yutkunduğunu, kendi annesi ve akrabaları tarafından yönlendirildiği ve olayı anlatmaması için annesi ve yengesinin baskısına maruz kaldığı için çekindiğini, bu sebeple öğretmenine anlattığı beyanları değiştirmek istediğini, sürekli olarak sanık olan ... isimli bu kişinin bu süreçten haberinin olmamasının istediği, bunun yine ...’in annesinin yaptığı baskının sonucu olabileceğinin belirtilmesi, mağdurun bu baskılar nedeniyle ifadesini değiştirdiği kanaatine varıldığından, mağdurun önceki beyanları ve bu beyanları destekler tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçu gerçekleştirdiği vicdani kanaati ile Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.