Mahkumiyet
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın mağdureyi yanağından öpüp, dudağından öpmeye ve sarılmaya çalışma şeklinde gerçekleştirdiği kabul edilen eylemi nedeniyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın Temyiz İstemi
Özetle atılı suçu işleme kastının bulunmadığına, mağdurenin beyanlarının doğru olmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanunu'nun 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinde temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
İlk Derece Mahkemesinde gerçekleştirilen yargılama neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair kurulan 10.01.2017 tarihli hükmün mağdure vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından; suç tarihinde on beş yaşından büyük mağdurenin 06.09.2016 tarihli duruşmada şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin istinaf hakkı olmadığı nazara alınarak vaki istinaf başvurusunun reddedilmesi gerekirken, yöntemine uygun bir istinaf talebi olmadığı halde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı kararına aykırılık oluşturacak şekilde iade kararı verilerek, İlk Derece Mahkemesinin yargılaması sırasında davaya katılmayan Bakanlık vekiline gerekçeli kararın tebliğini müteakip aleyhe istinaf başvurusunda bulunması sağlandıktan sonra gerek Bakanlık vekilinin gerekse mağdure vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 279. maddesi hükmüne göre reddine karar verilmesi gerekirken hukuki dayanaktan yoksun olarak duruşma açılıp Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle yapılan inceleme neticesinde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanığın Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oybirliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.09.2025 tarihinde karar verildi.