Taraflar arasında görülen davada Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2008/353-2009/504 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ağrı ilinde seyyar kestanecilik işi ile uğraştığını, bu amaç ile ... isimli kişiden kilosunu 7.00 TL'den satın aldığı kestanelerin Alaplı Aras Kargo’ya taşınması için teslim edildiğini, 18/09/2008 günü gönderilen kestanenin 45 kg'ının eksik teslim edildiğini, ayrıca 25/09/2008 tarihinde gönderilen 500 kg kestanenin süresinde teslim edilmediğini, 20 gün sonra bulunan malın tamamen bozulmuş olduğundan müvekkilinin malı almaktan kaçındığını, müvekkilinin 545 kilogram kestaneyi 3.815,00 TL'ye satın aldığını, pişirerek sattığında piyasada kilosunun 25.00 TL olduğunu, yoksun kaldığı karın yaklaşık 10.000,00 TL olduğunu ileri sürerek, şimdilik kestane bedeli 3.815,00 TL ile 10.00,00 TL yoksun kaldığı karın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirket ile sözleşmesi veya hukuki ilişkisinin bulunmadığını, kestanelerin bozulması olayında müvekkil şirkete husumet yöneltilebilecek kişinin kargonun göndericisi olan ... isimli şahıs olduğunu, bu şahıs ile müvekkilinin anlaştığını, zararın giderildiğini ve gayrı kabili rücu ibraname imzalatıldığını, davacının taleplerinin muhatabının müvekkili şirket olmadığını, davacının ticari ilişkide olduğu ve müvekkil şirketten zararını tahsil ederek ibralaşan ...'nin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, taşıma sözleşmelerinin dava dışı ... ile davalı arasında yapıldığı, davacının alıcı olduğu, taşınır satımında mülkiyetin teslim ile geçtiği, dava konusu kestanelerin alıcı davacıya teslim edilmeden önce ziya olduğu, bu durumda davacının uğradığı zararını aralarında satım ilişkisi bulunan dava dışı ...'den sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca talep edebileceği, ...'nin de alıcının zararını karşıladıktan sonra kusuru oranında davalı şirkete başvurması gerektiği, davacı ile davalı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığı, davacının mülkiyeti henüz kendisine geçmemiş olan malın bedelini davalı şirketten isteyemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşımadan kaynaklanmakta olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf ilk taşımada eksik teslimat yapıldığını, ikinci teslimatta geç ulaşmaya bağlı olarak kestanelerin bozulduğunu ileri sürerek taşıyıcı davalıya husumet yöneltilmiştir. Bu durumda mahkemece olaya uygulanması gereken TTK’nın 791. maddesinin “Taşıyıcı, eşyanın ulaşmasından önce, bunların muhafazası hususunda gönderilen tarafından verilecek talimatı icraya mecburdur. Gönderilen, eşyanın ulaşmasından ve taşıma senedini veya bunun yerini tutan ilmühaberi hamil ise eşyanın ulaşması gereken günden sonra gerek kendi, gerek üçüncü şahıslar lehine olarak taşıma mukavelesinden doğan bütün hakları, zarar ve ziyan davası dahil olduğu halde, taşıyıcıya karşı kullanabilir ve beyan edilen zamandan itibaren taşınan eşyanın kendisine teslimine ve taşıma senedinin taşıyıcıdaki nüshasının geri verilmesini isteyebilir. Emre yazılı bir taşıma senedinin hamili, gönderilen sayılır.” şeklindeki hükmü uyarınca davacının dava açma hakkını haiz olduğu kabul edilerek, işin esasına girilmek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.