Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2016 tarihli ve 2013/229 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmedilen 2 yıl 6 ay hapis cezasının, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi, aynı maddenin dördüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince seçenek yaptırımlara çevrilerek 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.09.2020 tarihli ve 2016/90491 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

A)Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden

1.Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,

2.5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,

3.Hükmedilen ceza miktarının yeterli olmadığından isabetli bulunmadığına

İlişkindir.

B)Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden

Müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;

1.Mahkemece, sanığın gündüz vakti, meskun mahal dışı, bölünmüş asfalt kaplama karayolunda seyrederken, olay mahalli olan petrol istasyonu karşısına geldiğinde iddiasına göre arıza sebebiyle gidiş yönüne göre sağda bulunan 1,8 metre genişliğindeki emniyet şeridine park ettiği ancak ebatı sebebiyle sağ şeride taşmış aracından benzin almak amacıyla ayrıldığı sırada sürücü İsmail'in idaresindeki otomobille, orta şeritte seyrederken, aniden önüne geçen araca çarpmamak için sağa manevra yaptığında, kamyonun arka kısmına çarpmasıyla meydana geldiği kabul edilen ve sanığın yeterli önlemi almaksızın sağ şerit içerisine taşacak şekilde park ettiği aracıyla trafik güvenliğini tehlikeye düşürmek suretiyle tali kusuruyla iki kişinin ölümüne, bir kişinin ise vücudunda 3.dereceden kırık oluşacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi 27.06.2013 tarihli ...'ın otopsi raporunda;
''...
Kişinin ölümünün ağır künt kafa travmasına bağlı kafatası ve yüz kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur...''

Denilmektedir.

3.Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi 05.07.2013 tarihli ...'ın otopsi raporunda
''...
Kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı kaburga, ekstremite ve kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildirir rapordur...''
İbaresine yer verilmiştir.

4.Katılan ...'ın kati adli muayene raporu dosyada mevcuttur.

5. Duraklama yaptığı yerin en az 150 metreden net görülebilecek, 150x25 cm ebadında ve Avrupa Topluluğu Direktifleri ve Avrupa Ekonomik Komisyonu Regülasyonlarından ECE 70 deki teknik şartlara uygun bir adet engel işaretini ve kırmızı yansıtıcıyı koymayarak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında 28.05.2013 tarihli ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan keşif üzerine polis memuru bilirkişisince tanzim edilen raporda ve yargılama aşamasında mahkemece yapılan keşfe müteakip trafik başpolis memuru tarafından düzenlenen raporda diğer sürücü ile eşit derece kusur atfı yapılmışken, 16.04.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor ile 17.03.2015 tarihli İTÜ Makina Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan üçlü bilirkişi heyetince sunulan raporda tali kusur atfı yapılmıştır.

6.Sanık aşamalardaki beyanında olayın meydana gelmesinde etken davranışının bulunmadığını ileri sürmektedir.

Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.
A)Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebeplere aykırı bir durumun varlığının dosyadan tespit edilemediği dikkate alındığında, sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır.

2.5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği, mahkemenin bu hususları dikkate alarak takdir hakkını kullandığı, sanık ile ilgili olumsuz bir kanaat edindiğini bildirmediği gözetildiğinde bu hususta bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrası ve 22 nci maddesinin dördüncü fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin olaydaki kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, iki kişinin ölümüne, bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olan sanık hakkında, ... ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yerine, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

B)Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebebi reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde A bölümünün 3. maddesinde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2016 tarihli ve 2013/229 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.