Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 ... maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 58 ... maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1.Sanığın iftira suçunu işlemediğine,
2. Sanığın şikayet iradesinin müdafii tarafından tam olarak yansıtılmadığına,
3. Eksik incelemeyle karar verildiğine,
4. Adli sicil kaydında bulunan cezaların infazı araştırılmadan tekerrür hükümlerinin uygulandığına, ayrıca aynı gerekçeyle hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın yetkilisi bulunduğu şirket namına, aralarında ticari ilişki bulunan ve katılanın yetkilisi olduğu şirket lehine ... olduğu senedin üzerinde bilgisi ve rızası dışında tahrifat yapılarak, kendisinin kefil gösterildiği ve bu şekilde katılanın resmi belgede sahtecilik suçunu gerçekleştirdiği iddiasıyla iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
2. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.11.2012 tarihli ekspertiz raporunda, söz konusu senedin ön yüzünde sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait kaşe üzerinde atılı bulunan imzalar ile alt bölümde sanık adına atılı bulunan imzaların, sanık ...'in elinden çıktığı kanaati belirtilmiştir.
3. Katılan ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 15.11.2012 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı dosyada mevcuttur.
4. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şube Müdürlüğünün 12.12.2014 tarihli raporunda, inceleme konusu senette sanık adına atılan imzaların, sanık ... ... ürünü olduğu belirtilmiştir.
Sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarına karar verilmemiş ise de; bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1. Sanığın vekili aracılığıyla Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunmuş olduğu 02.03.2012 tarihli şikayet dilekçesinin içeriği, söz konusu dilekçenin sanık tarafından kabul edilmesi, bilirkişi inceleme raporları ve tüm dava dosyasındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanık müdafiinin atılı suçun işlenmediğine, sanığın önceki vekilinin iradesini tam olarak yansıtmadığına, eksik incelemeyle karar verildiğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın 25.12.2010 tarihinde yerine getirildiği, suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 58 ... maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirlenen üç yıllık sürenin henüz gerçekleşmediği hususu gözetildiğinde, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkin mahkemece sunulan gerekçede hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır .
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.02.2023 tarihinde karar verildi.