Mahkûmiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1.Katılanın 24.06.2014’te 0850’li numaradan aranıp ... Sağlık Hizmetlerine üye olduğu söylenerek icra tehdidiyle 359 TL ödemeye zorlandığı, bu suretle kredi kartı bilgilerinin temin edildiği ve tahsilatın doğrudan karttan yapıldığı, paranın sanık ...’e ait ... hesabına geçtiği, olayda hileli davranışların esasen kart verilerinin elde edilip kullanılması amacına yönelik olduğu gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu halde, mahkemece suç vasfı hatalı değerlendirilerek TCK’nın 158/1-h maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
2.Kabule göre de;
a)Suç tarihi itibarıyla TCK’nın 158/1-h maddesinde öngörülen alt sınırın 2 yıl olmasına rağmen, mahkemece alt sınırdan ceza tayin edildiği belirtilerek 3 yıl üzerinden hüküm kurulması suretiyle sanık aleyhine fazla ceza tayini,
b)Anılan madde kapsamında hapis cezasının yanında adlî para cezasına da hükmedilmesi gerekirken, yalnızca hapis cezası ile yetinilerek eksik ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza süresi ve miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.09.2025 tarihinde karar verildi.