Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'in Şanlıurfa İdare Mahkemesine eşi ...'in ölümü nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle dava açtığını, Şanlıurfa İdare Mahkemesi tarafından 20.07.20 11... /9 70... /1221 sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Şanlıurfa İcra Müdürlüğünün 2011/3112 Esas sayılı dosyasında Şanlıurfa İdare Mahkemesinin ilamı icraya konulduğundan idare tarafından ödeme yapıldığını, davalının tıbbi müdahalede hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek 241.294,92 TL'nin ödeme tarihi olan 02.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... ve dava arkadaşlarının Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesinde ... aleyhine maddi ve manevi tazminat istemiyle dava açtıklarını, İdare Mahkemesinin 2015/307 esas ve 2015/768 sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, ilam doğrultusunda dava sahiplerine 11.08.2015 tarihinde 157.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakanlığın bu ödemeyi yapmasına sebep olan kusurlu personelin tespiti amacıyla ... Sekreterliğince komisyon kurulduğunu ve bu komisyonda davalı hakkında rücu davası açılması gerektiğinin bildirildiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla Sağlık Bakanlığının ödemek zorunda kaldığı meblağın davalı doktordan ödeme tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Adli Tıp Kurumunun 18.10.2010 tarih ve 2831 sayılı raporunun sonuç kısmında davalının ölüme katkısının bilinemeyeceğinin belirtildiğini, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/2 75... /299 sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini belirterek davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, müteveffanın ölmesinde müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusurun olmadığını, konu ile ilgili Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/618 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine rücuen tazminat davası açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin 2012/618 E. sayılı ilk kararıyla asıl ve birleşen dava bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesinin 21.05.20 19... /5 96... /712 karar sayılı ilamı ile "...Somut dosyada davalının kusuru yönünden Üniversite öğretim üyelerinden oluşturulan heyetten alınan 10.08.2017 tarihli bilirkişi raporu ile aynı olayla ilgili Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/184 Esas sayılı dosyasında İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan kusura ilişkin bilirkişi heyet raporu arasında, özellikle hastaya muayene yapıldıktan sonra hastanede 24 saat yatış yapılıp yapılmaması yönünden ve sonuç olarak davalının kusuru yönünden çelişkiler bulunmasına rağmen mahkemece raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğu, kusura ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla farklı bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesinin yerinde olmadığı, üniversitelerde görevli öğretim üyeleri arasından seçilecek bir gastroenteroloji uzmanı, bir tıbbı patoloji uzmanı, bir iç hastalıkları uzmanı, bir acil tıp uzmanı ve bir mikrobiyoloji enfeksiyon uzmanından oluşturulacak heyetten, daha önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde davalının kusuruna ilişkin olarak alınacak bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmesi, davalının kusurlu olduğunun tespiti halinde rücu edilen miktarın tespiti amacıyla bir hesap bilirkişisinden rücu miktarının doğru olup olmadığı yönünde denetlemeye elverişli bir rapor alınarak karar verilmesin gerektiği gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına" karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla kaldırma kararı gereği alınan heyet bilirkişi raporuyla "Besin/gıda zehirlenmesi tanısı ile acil servise başvuran genel durumu iyi, vital yaşamsal bulguları kontrol edilen hastaların semptomatik tedavileri yapıldıktan sonra 24 saat izlenimleri mecburi değildir. Takip süresi tedavi eden hekimin klinik değerlendirilmesine göre belirlenir, Davalı Dr. ...'ın müteveffa ...'in ölümünde kusur ve ihmali bulunmadığı" yönünde kanaat belirtildiği, alınan raporun denetime elverişli kabul edildiği, davalı idarenin, dava dışı ...'in ölümü nedeniyle idare mahkemesi kararına dayalı olarak; dava dışı ... isimli hak sahibine yaptığı ödemeyi, ... çalışanı davalı doktora rücu olanağı olmadığı, davacı idarenin, dava dışı hak sahiplerine karşı sorumluğu İdare Hukukuna ilişkin bir "kusursuz sorumluluk" ilkesine dayandığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen dava dosyası yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu olayda muhakkik incelemesi sonucu; "hekimin kasıtlı kusurunun olmadığının" belirtildiğini, bu beyanın lafzından hekimin kusurunun, daha doğru ifadeyle ihmalinin olduğunu beyan etmektedir.

Uyuşmazlık, hekimin hatalı tıbbi müdahalesi nedeni ile ödenen tazmiatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.

1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, dava dışı hastaya davalı doktor tarafından uygulanan tıbbi işlemlerde hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine Şanlıurfa 1.İdare Mahkemesinin 20.07.20 11... /970 Esas, 2011/1221 Karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, eldeki davanın anılan karar gereği ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekir.

2. Bozma nedenine ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.