HÜKÜMLER: İlk Derece Mahkemesince sanıklardan ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, ... hakkındaki mahkumiyet hükmü düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Yapılan ön inceleme neticesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesi gereği reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
A. İlk Derece
Bilecik Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2016/165 Esas, 2019/91 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'in zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1 ve 43/1. maddeleri gereğince 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3,5. maddesi uyarınca hakkında hak yoksunluğu uygulanmasına, ...'in 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca aynı suçtan beraatine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 27.05.2021 tarihli ve 2021/902 Esas, 2021/898 sayılı Kararı ile sanıklardan...hakkında kurulan hükmün 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç ile aynı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bentleri düzeltilerek, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik katılan ... A. Ş. Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Katılan ... A.Ş. Genel Müdürlüğü Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık ...'in üzerine atılı suçu işlediğinin dosyada bulunan deliller ile sabit olduğuna, verilen beraat kararının bozularak, sanığın cezalandırılması gerektiğine ve sair hususlara,
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Sanık ...'ın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması istemine,
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi:
Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, mağdur beyanlarının çelişkili olması nedeniyle delil olarak kabul edilemeyeceğine, eylemlerinin sübutu halinde ise 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet etme suçunu oluşturacağına ve sair hususlarla mahkumiyet hükmünün bozulması istemine,
İlişkindir.
1. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Sanığın leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile verilen beraat hükmünün usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan ... A.Ş. Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihinde ... ... şube müdürü olarak görev yapan sanığın, sübutu kabul edilen eylemlerini zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında eylemlerinin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilerek hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247/2. maddesinin uygulanması gerektiği nazara alınmadan yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindaki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında, sadece 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmalarından yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
A. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle hükümde katılan ... A.Ş. vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik sanık müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bilecik Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.10.2025 tarihinde karar verildi.
... A.Ş.'nin bankalarla yaptığı sözleşmeler gereği kredi işlemlerine aracılık etme yetkisi kapsamında mağdur ... katılan kişiler yönünden yapılan kredi işlemlerinde aracı kurum olarak yapılacak ödemelerde dosya masrafı veya sair kesinti adı altında ya da bir neden belirtmeksizin, sanık ...'in mağdur ... katılanlara tam ödeme yapılmış gibi dekont düzenlenmesine rağmen çekilen krediden daha düşük miktarda ödeme yaptığı ve arada kalan tutarı uhdesinde bulundurduğu olayda; yapılan ödemelere ilişkin gişe işlemlerinin, hakkında beraat kararı verilen diğer sanık ... tarafından yapıldığı, sanık ... ve tanık olarak dinlenen aynı şubede yine gişe memuru olarak çalışan ...'in beyanlarında sanık ...'in sözlü talimatıyla gişeden çıkışı yapılan kredilerin gişe memuru tarafından şube içerisinde sanık ...'e elden verilmesinden sonra ödeme yapmaya yetkisi bulunmayan sanık tarafından yapıldığı, gişe memurunun tasarrufundan çıktıktan sonra sanık tarafından hileli hareketlerle eksik şekilde mağdurlara ödeme yapılması şeklindeki eylemlerin mağdur sayısınca ayrı ayrı 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı düşünüldüğünden zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağına dair görüşe iştirak edilmemiştir.
5271 sayılı Kanun'un 295. maddesinde yer alan, Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtmesi gerektiğine ilişkin hüküm, 7499 sayılı Kanun ile ihtiyaç ve bağlantı nedeniyle 294. maddeye taşınmış olup, düzenleme uyarınca Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtmesi gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.10.2024 tarihli ve 2022/10-386 Esas, 2024/323 sayılı Kararında da işaret edildiği üzere; 17.05.1939 tarihli ve 24-25 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre; Cumhuriyet savcısının temyiz istidasında ya da temyiz inceleme/karar tarihine kadar verilmesi mümkün temyiz layihasında, temyiz sebeplerinin ve/veya temyiz talebinin sanığın lehinde mi yoksa aleyhinde mi olduğunun belirtilmemesi hâlinde, temyiz incelemesine konu hüküm mahkûmiyete ilişkin ise Cumhuriyet savcısının temyiz iradesinin sanık lehine olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesinde, kanunda belirtildiği üzere istemin açıkça aleyhe olduğuna dair ibare bulunmamakta olup yorum yoluyla bu sonuca ulaşılmaya çalışılmaktadır.
Şu hâle göre, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının gerekçeli temyiz layihasında; temyiz talebinin sanığın aleyhinde olduğuna ilişkin iradesini açıkça belirtmemesi nedeniyle, incelemeye konu hüküm mahkûmiyete ilişkin ise Cumhuriyet savcısının iradesinin sanık lehine olduğunun kabulü gerekeceğinden, çoğunluğun "açıkça" belirtilmeyen yorum yoluyla ulaşılan sonuca göre aleyhe olduğunu kabul eden kabulüne iştirak edilmemiştir.