HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşya ve nakil aracının müsaderesi

Sanık ...'nin temyiz istemi üzerine, Mahkemenin 30.03.2022 tarihli, sanığın temyiz isteminin reddine dair ek kararın 11.04.2022 tarihinde sanığa usulüne uygun olarak tebliğine rağmen temyiz edilmediği anlaşılmakla inceleme konusu yapılacak temyiz talebi bulunmadığından bu sanık yönünden incelenmeksizin iade kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Sanıklar ... ve ... hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I- Sanık ... Yönünden Yapılan İncelemede
Mahkemenin 30.03.2022 tarihli sanığın temyiz isteminin reddine dair ek kararın 11.04.2022 tarihinde

sanığa usulüne uygun olarak tebliğine rağmen temyiz edilmediği anlaşılmakla inceleme konusu yapılacak temyiz talebi bulunmadığından bu sanık yönünden dosyanın İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

II- Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 17.01.2024 tarihli ve 2023/7-302 Esas, 2024/7 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; etkin pişmanlık ihtarı yapılan sanıkların, ödeme imkânlarının bulunmadığını beyan etmeleri ve ödeme iradesinde bulunmamaları karşısında, sanıkların yanıltılmış sayılamayacakları cihetle, Tebliğname'de belirtilen görüşe iştirak edilmemiştir.

Sanıklar hakkında temel ceza belirlendikten sonra 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'un 4/2. maddesi gereğince artırım yapılması ve belirlenen ceza üzerinden aynı Kanun'un 3/23. maddesinde düzenlenen fahiş artırımı uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ile sanık müdafi ve sanık ... müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Ancak;
Sanıklar hakkında tayin edilen adlî para cezalarının taksitle tahsiline karar verilirken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının karar yerinde gösterilmemesi isabetli bulunmamış ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle, sanık ... ile sanık müdafi ve sanık ... müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği; hüküm fıkralarında adlî para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin (ç.) bentlerinin ikinci fıkralarında "...24 eşit aylık...” ibaresinden önce gelmek üzere "...birer ay arayla ödenmek üzere..." ibaresinin eklenmesi ile diğer hususların aynen bırakılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.10.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI DÜŞÜNCE

Kaçakçılık suçundan sanıklardan ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanık ... müdafiinin temyizi üzerine sayın çoğunluğun düzeltilerek onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;

Dairemizin 2022/66 19... /7215 Karar nolu ilamları ile sonrasındaki birçok ilamında da belirtildiği üzere, suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Yasanın 5/2. fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmalık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulaması olanaklı hale getirildiği ve 5607 sayılı Yasanın 5/2-b-son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesi yapılmıştır. Son cümlenin eklenmesiyle soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısına, suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı parayı Devlet Hazinesine yatırdığı takdirde ikinci fıkra kapsamında etkin pişmanlıktan yararlanacağı hususunda şüpheliye ihtar zorunluluğu getirmiştir. İkinci fıkrasının son cümlesiyle de soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamışsa, kovuşturma evresinde Hâkim tarafından sanığa ihtarat yapılması gerektiği belirtilmiş olup, artık sanığın etkin pişmanlıktan yararlanması için, etkin pişmanlık genel teorisinden ayrılarak aktif davranışta bulunma zorunluluğu bu düzenlemeyle ortadan kalkmıştır. Yani sanık/sanıklara etkin pişmanlık konusunda Cumhuriyet savcısı ya da Hakim tarafından ihtarda bulunmaları kanunla zorunlu hale getirilmiştir. İhtaratın da kanun ve yerleşik içtihatlara uygun olması gerekir. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin 15.02.2023 tarih ve 2018/36174 başvuru numaralı kararında da belirtildiği üzere istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımın benimsenmesi hak ihlali oluşturacaktır. Yine Dairenin birçok kararında olduğu gibi, 15.01.2025 gün ve 2023/450 E sayılı kararıyla da ihtaratın 1/2 yerine 1/3 oranında yapılarak sanığın yanıltıldığını belirterek ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermek suretiyle sanıklar arasında eşitsizliğe neden olunmaktadır. Yukarda anlatılanlar karşısında, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı, soruşturma aşamasında kamu zararından haberi olmayan ve etkin pişmanlıktan faydalanma imkanı olduğu bildirilmeyen sanığın Yargıtay 7. Ceza Dairesinin bozmasından sonra mahkemesince yapılan ödeme ihtaratında, indirim oranının 1/2 olarak bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde 1/3 olarak bildirilerek, sanığın yanıltılması suretiyle 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesi uygulanmadan hüküm kurulması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, yerel mahkemenin kararının sanık ... yönünden düzeltilerek onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 01.10.2025