İlk Derece Mahkemesince icbar suretiyle irtikap suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak zincirleme rüşvet alma suçundan mahkumiyet

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Katılanlar ..., ..., ... ve ... vekillerinin temyiz istemlerinin sadece sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki, adı geçenler vekillerinin sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümlere yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanık ... müdafiinin 17.07.2021 havale tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat ettiği ve vekaletnamesinde temyizden vazgeçme yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz eden katılanlar ..., ..., ..., ... ve İçişleri Bakanlığı vekilleri ile sanık müdafiilerinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

A. İlk Derece
İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/303 Esas, 2020/196 sayılı Kararı ile sanığın katılanlar ... ve ... ile mağdur ...'a karşı icbar suretiyle irtikap suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b madde-fıkra ve bendi gereği beraatine, katılanlar ... ve ...'a karşı zincirleme icbar suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250/1, 43/1,62/1 madde ve fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay, katılanlar ... ve ...'a karşı zincirleme icbar suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Kanun'un 250/1, 43/1,62/1 madde ve fıkraları uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay, mağdur ... ile katılanlar ..., ..., ...'a karşı icbar suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Kanun'un 250/1, 62/1 madde ve fıkraları uyarınca ayrı ayrı 5 yıl, mağdur ... ve katılan ....'e karşı icbar suretiyle irtikap suçuna teşebbüsten 5237 sayılı Kanun'un 250/1, 35/2,62/1 madde ve fıkraları uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-a-c-d-e madde-fıkra ve bendleri gereği hak yoksunluğuna, 54/1 ve 55/1. madde-fıkraları gereği müsadereye hükmolunmuştur.

Katılanlar İçişleri Bakanlığı ile ... ve ... vekillerinin, sanık müdafiilerinin ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.06.2021 tarihli ve 2021/401 Esas, 2021/1551 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanığın zincirleme rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252/2-1 ve 43/1 maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3,5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, 55. maddesi gereği müsadereye karar verilmiştir.

Sanık Müdafiilerinin Temyiz İstemi
Kovuşturmanın genişletilmesine yönelik esasa etkili taleplerinin gerekçesiz biçimde reddedilerek eksik incelemeyle hüküm kurulduğuna, hangi delilin hangi kabule esas alındığı somutlaştırılmaksızın varsayıma dayalı olarak karar verildiğine, haklarında rüşvet suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilen şikayetçilerin ve tanığın beyanlarının hükme esas alındığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, aksi yönde hiçbir somut neden bulunmadığı halde takdiri indirim uygulanmadığına, malvarlığı değerlerinin suçtan elde edildiğini gösterir hiçbir somut delil bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 55/1-son cümle hükmüne aykırı olarak müsadere kararı verildiğine, katılanların beyanlarından anlaşılacağı üzere hiçbirinin sanık ... ile para karşılığı işyerinin basılmaması konusunda bizzat anlaşma yapmadığına, sanığa para vermediğine ve hatta birçoğunun sanığı tanımadığına, katılan ...'ın diğer katılanlardan müvekkili ....'in adını kullanarak ve dükkanlarının basılmayacağı vaadinde bulunarak para talep ettiğine, katılan ...'ın bu eylemine müvekkilinin bir dahlinin olmadığına, sanığın savcılık tarafından verilen arama-el koyma kararını icra etmeme gibi bir seçeneğinin olmadığına, bu nedenle arama yapılmayacağı hususunun rüşvet anlaşmasına konu edilerek menfaat temininin mümkün olmadığına, katılanların müvekkilinin görevi sebebiyle ona husumet besleyerek, haklarında açılan davalar ve yaşadıkları maddi kayıpların vermiş olduğu öfke ve hırsla hareket ederek sanıktan şikayetçi olduklarına, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulması gerektiğine,
Katılan ... Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğuna, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın zincirleme şekilde rüşvet alma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de rüşvet alınan kişi sayısının fazla oluşu, yıllara yayılacak şekilde düzenli olarak paraların alınmış olması, alınan para miktarı göz önünde bulundurularak sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, icbar suretiyle irtikap olan suç vasfının rüşvet alma olarak değiştirilmesi sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına,
Katılanlar ... ve ... Vekilinin Temyiz İstemi

İlk Derece Mahkemesince sanığın icbar suretiyle irtikap suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince suçun vasfının değiştirilerek sanık hakkında rüşvet alma suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın her katılana yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının kanuna aykırı olduğuna, suç vasfının değiştirilmesi nedeniyle müvekkilleri lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, dosya kapsamına göre sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan da suç duyurusunda bulunulması gerektiğine, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına,
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğuna, rüşvet alma suçunun oluşabilmesi için rüşvete konu işin kamu görevlisinin görevine giren bir iş olması gerektiğine, sanığın marka avukatları tarafından tanındığı için baskınlara çağrıldığına, müvekkilinin baskın yapılmaması için verdiği paranın rüşvet verme suçunu oluşturmayacağına, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına,
Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi
İlk Derece Mahkemesinin suç tasnifinin ve mahkumiyet kararının hukuka uygun olduğuna, sanığın eylemlerinin zincirleme icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturacağına, usul ve yasaya aykırı Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine,
İlişkindir.

1. Zincirleme Rüşvet Alma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Dosya kapsamına nazaran sanığın .... Polis Merkezine tayin tarihi olan 2019 yılı ocak ayı yerine suç tarihinin karar başlığında 17.06.2019 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;

Kamu davasına katılma talebinde bulunmayan ve katılmasına karar verilmeyen Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Hukuka aykırı görülmüş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

2. Müsadere Kararı Yönünden
Sanığın eşi ...'nin ruhsat sahibi olduğu ... plakalı araç ile 09.10.2018 yevmiye tarihli .... ili .... ilçesi ..... Mahallesi 2 88... parselde bulunan tarla vasıflı taşınmazın 1/2 hisse payının müsaderesine ilişkin hükmün malen sorumlu olan ...'ye tebliğ edilmesi gerektiği ancak dosyada malen sorumlunun duruşmalardan haberdar edildiğine ilişkin bilgi ve belgelere rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın ve hükmün malen sorumlu ...'ye bildirilmesi ayrıca müsaderesine karar verilen edinimlerin suçun işlenmesiyle elde edilen paranın değerlendirilmesi sonucu alınıp alınmadığı ve buna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun her bir edinim yönünden ayrı ayrı karar yerinde gösterilip tartışılması ile sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 55. maddesi gereği uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereğince "Katılan Hazine vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1 maddesi gereğince katılan lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6.810,00 TL ve 24.11.2020 tarihli AAÜT'nin 2. bölüm 17/c maddesi gereğince istinaf vekalet ücreti 4.080,00 TL'nin sanıkdan alınarak katılan Hazine'ye verilmesine" şeklindeki (9) numaralı bendin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE sair yönleri usul ve kanuna uygun olan HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince verilen Kararın, 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2025 tarihinde karar verildi.