Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyiz konusu 130 ada 47,49,133 ada 72,99,138 ve 164 ada 6 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve Neriman Saçaklı taşınmazların miras bırakan Eyüp oğlu Mustafa Anbarlı'ya ait olduğunu paylaşılmadığını öne sürerek miras payları ile sınırlı olarak dava açmışlardır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne,dava konusu taşınmazların payları oranında davacı ... Saçaklı, ... mirasçıları ve davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi, tespit tanığı ve davalı tanığı beyanları çeliştiği halde mahkemece çelişki giderilmeden karar verildiği gibi davalı yargılama sırasında 20.6.1994,15.10.1991,18.10.1932,21.4.1960 ve 11.8.1958 tarihli satış senetlerine tutunduğu halde davalının bu senetlerden hangisine, hangi parsel için dayandığı tespit edilmemiş, senetlerin kapsamı da yöntemine uygun şekilde belirlenmemiştir. Öte yandan taşınmazların paylaşılıp paylaşılmadığı hususunda yeterli bir araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece öncelikle davalının hangi senetlere hangi taşınmazlar için tutunduğu belirlenmelidir. Daha sonra taşınmazların davalıya babalığı olduğu söylenen Mehmet Kulluk'tan mı yoksa babası Mustafa Anbarlı'dan mı kaldığı belirlenmeli, Mustafa Anbarlı'dan kaldığı belirlendiği taktirde paylaşma yapılıp yapılmadığı tespit edilmelidir. Yöntemine uygun bir paylaşmadan söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi koşuluna bağlıdır. Saptanan dava niteliği ile az yukarıda vurgulanan hukuksal olgularda dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı başka taşınmaz mallar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişileri ve senet tanıklarının tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tutanak bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, mirasçılar arasında, aynı nitelikte kadastro mahkemesinde görülmekte olan dava ya da davalar varsa, usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle sözü edilen taşınmaz ya da taşınmazların tespit tutanakları içeriğinde paylaşma olgusuna yer verilip verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı, gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya Miras payına karşılık menkul
mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı ...'nın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde hükmü temyiz eden davalıya iadesine, 26.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.