TCK’nın 314/2,3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62,53,58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat
Resmi belgede sahtecilik suçundan; CMK'nın 223/2-a maddesi
uyarınca beraat
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle yapılan ön incelemede;
Türk hukukunda, 20.07.2016 tarihinden itibaren istinaf kanun yolu fiilen uygulanmaya başlamıştır. Buna göre artık bu tarihten itibaren ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kesin olmayan nihaî kararlara karşı önce istinaf kanun yoluna başvurulacaktır. İstinaf mahkemeleri hem hüküm mahkemesi hem de denetim mahkemesi olarak faaliyet gösterecektir.
İstinaf, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların hem olay yönünden hem de hukuki yönden üst dereceli mahkeme tarafından denetlenmesidir. İstinaf kanun yoluna başvurulduğunda ceza davası üst dereceli istinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) tarafından ikinci kere incelenerek yerel mahkemenin kararı denetlenir.
İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, İlk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulabilecektir.
Temyiz ise, istinaf mahkemesi kararlarının hukuki denetim açısından incelenmesini amaçlayan bir kanun yoludur. Yeni kanun yolu sisteminin uygulanmaya başlaması halinde, adlî yargıda yargılamamız üç aşamalı olacaktır. Önce mahkemede ilk derece yargılaması yapılarak karar verilecek; ardından bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesi yapılacak; son olarak da Yargıtayda temyiz incelemesi gerçekleştirilecektir. Bu şekilde kanun koyucu; üç dereceli bir inceleme sistemi kurarak, ceza davası neticesinde verilen kararın yeterince denetlenmesi sağlanmak istenmiştir.
CMK'nın, ilk derece yargılaması ile temyiz yargılaması arasına istinafı yerleştirerek, hem Yargıtayın içtihat mahkemesi konumunu güçlendirmeyi hem de mahkemelerin son kararlarının yalnızca hukuki sorun değil, maddi sorun açısından da sağlıklı bir şekilde denetlenmesinin yolunu açmayı öngörmüştür. Böylece istinaf kanun yolunun yürürlüğe girmesiyle, Yargıtayın gerçekten hukuki derece kanun yolunu teşkil etmesi ve maddi vakıa denetimi yapmaması amaçlanmaktadır.
Yargıtay üçüncü derece olarak yapacağı incelemede, ispat konusu olayın sübuta erdiği varsayımından hareket edecek, yerel mahkemenin vicdani kanaatine göre vardığı olay belirlemesine dokunamayacaktır. Ancak Yargıtay, mahkemenin belirlediği olayın hukuk normları karşısındaki durumu konusunda yaptığı hukuki değerlendirmeyi ve ondan çıkarttığı hukuki sonuçları denetleyecektir.
20.07.2016 tarihi itibariyle, istinaf mahkemelerinin uygulamaya girmesiyle birlikte artık adlî yargıda, üç aşamalı yargılama sistemine geçilmesi, yeni kanun yolu sisteminde, öncelikle ceza davasında, ilk derece mahkemesinde bir yargılama yapılarak karar verilmesi, ardından kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların süresi içinde kanun yollarına başvuruda bulunmaları halinde, üst dereceli istinaf mahkemesi (bölge adliye mahkemesi) tarafından ikinci kere inceleme yapılarak, kararın hem maddi hem de hukuki yönden denetiminin yapılması, son olarak da yine süresi içerisinde kanun yollarına başvurma hakkına sahip olanların temyiz sebeplerini gösterir dilekçe vermeleri halinde Yargıtayca temyiz incelemesinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Bu aşamalardan biri, usul hukukuna uygun bir şekilde sonlandırılmadan bir sonraki aşamalara geçilemeyeceği de hukuken şüpheye yol açmayacak şekilde açıktır.
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüyle ilgili Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 16.03.2021 tarih ve 2019/10770 esas, 2021/2142 sayılı kararıyla verdiği bozma kararı sonrasında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin dosyanın sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına neden olacak şekilde dolandırıcılık suçlarından yargılama yapılan dosya ile birleştirilmesine karar verildiği ve sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilen hükmün daha önce Yargıtayın temyiz incelemesinden geçmediği ve anılan suçlar hakkında istinaf incelemesi yapılmadan dosyanın dairemize gönderildiği,
Bu nedenle öncelikle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden katılan ... Hazinesi ve müşteki ... vekillerinin bozma istemli taleplerinin, CMK'nın 260 ıncı maddesi kapsamında bölge adliye mahkemesince değerlendirilip bir karar verilmesi akabinde silahlı terör örgüt üyeliği suçu yönünden doğrudan, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden istemde bulunulması halinde temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiğinden esası incelenmeyen dosyanın iadesi için mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.