K A N U N İ A D E S İ
Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesi, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına

Katılan ... İdaresi vekilinin temyizinin münhasıran vekalet ücreti ile nakil aracına yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

Sanık hakkında 7242 sayılı Kanun gereği dosyanın iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Ele geçirilen kaçak eşyanın miktarına göre, temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca hapis cezasında da teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan ... İdaresi vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

1. Kanun iadesi öncesi verilen kararın, katılan vekili ile sanık tarafından temyiz edildiği ancak katılan vekilinin temyiz isteminin nakil aracının müsaderesi gerektiğiyle sınırlı olması sebebiyle aleyhe temyiz talebinin bulunmadığı, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326/son maddesi uyarınca sanığın cezada kazanılmış hakkı gözetilerek bozma öncesi verilen ve sanık lehine cezada kazanılmış hak teşkil eden 2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 1500,00 TL adlî para cezası üzerinden cezasının infazına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan kurum adına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktû vekalet ücreti tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hukuka aykırı bulunmuş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği,

1. Hükmün (6) numaralı bendinde "Sanığın bu suçtan SONUÇ OLARAK 2 YIL 9 AY HAPİS 10 GÜN VE 1500 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZA LANDIRILMASINA, sanığa verilen adli para cezasının miktarı dikkate alınarak TCK’nın 52/4 fıkrasının uygulanmasına takdiren yer olmadığına, adli para cezasının aylık eşit taksitler halinde tahsil edilmek üzere 8 (sekiz) taksit olarak tahsiline, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceğinin ihtarına," ifadesinin çıkartılarak yerine "1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince sanığın cezasının 2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 1.500,00 TL adlî para cezası üzerinden İNFAZINA," ifadesinin eklenmesi,

2. hükümde vekalet ücreti verilmesine ilişkin fıkrada "2.725,00 TL" ifadesinin çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kîsmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.