SUÇLAR: Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik İncelemede
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 08.02.2021 tarihli ve 2017/36358 Esas, 2021/921 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verildiği, aynı zamanda sanığın eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği, zamanaşımı süresi içerisinde soruşturma işlemlerini yapılabileceği hususunun belirtildiği, bunun üzerine sanık hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/22267 sayılı iddianamesi ile dava açıldığı, açılan davanın Bakırköy 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/714 Esas sırasına kaydedildiği ve 22.11.2021 tarihli ve 2017/642 Karar sayılı ilamıyla işbu dosya ile birleştirildiği, yargılama neticesinde sanık hakkında ilk kez özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulduğu görülmekle, yapılan incelemede ;
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesinin "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2’nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, hakkında temyiz talebinde bulunulan başlıkta belirtilen hükümlerin daha önce Yargıtay incelemesinden geçmediğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu kararın kanun yolu bakımından istinafa tabi olduğu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin istinaf merciince yapılması gerektiğinden, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

2. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik İncelemede
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, dolandırıcılık suçunun ise katılan ...'ya karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen özel belgede sahtecilik suçu ile dolandırıcılık suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.