İstinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan da kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu hususta İlk Derece Mahkemesince her zaman hüküm kurulabileceği değerlendirilmiştir.
Suçtan zarar gören vekilinin 06.01.2022 tarihinde gerekçesiyle birlikte usulüne uygun şekilde tebliğ edilen hükümlere karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291/1. maddesinde belirlenen onbeş günlük kanuni süre geçtikten sonra 01.02.2022 tarihinde temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında zimmet suçundan dönüşen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanık ve katılan vekilinin itirazları üzerine İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.05.2019 tarihli ve 2019/439 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazların reddine karar verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline iadesine karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, katılan vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2019 tarihli ve 2013/108 Esas, 2019/48 sayılı Kararı ile sanıkların zimmet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e madde-fıkra ve bendi gereği ayrı ayrı beraatlerine hükmolunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 18.11.2019 tarihli ve 2019/1357 Esas, 2019/2366 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Katılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıkların tüm dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere atılı suçu işledikleri, usul ve yasaya aykırı olarak verilen beraat kararlarının bozulması gerektiği hususlarına ilişkindir.
Sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezasının üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, son suç tarihi olan 2011 yılından inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık ... hakkında zimmet suçundan dönüşen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının, oy birliğiyle, İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2) Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, suçtan zarar gören vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
3) Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi gereğince İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2025 tarihinde karar verildi.