Davacı, kıdem tazminatı farkı, ücret alacağı farkı, yakacak yardımı ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1-Davacı işçi 1996- 2007 yılları arasında davalı işyerinde operatör olarak çalıştığını, sendika üyesi olduğunu ve üyeliğin işverene bildirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, ikramiye ve yakacak yardımı farkı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren davacı işçinin anahtar teslimi sureliyle işi alan şirket işçisi olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ilk olarak verilen kararda davanın reddine dair hüküm kurulmuş, davacının temyizi üzerine araştırmaya yönelik olarak karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş olmakla birlikte bozma gerekleri yerine getirilmiş değildir. İstek konusu döneme ait davacının çalışmalarının yer aldığı alt işverenlik sözleşmeleri getirtilmemiş, davacının sözleşme kapsamında fiilen yaptığı iş belirlenmemiş ve bu kapsamda muvazaa değerlendirmesi yapılmamıştır. Bozma sonrasında alınan raporda ve mahkeme kararında genel ifadelere yer verilmiş, işçilerin kadrolu işçilerle birlikte yan yana çalıştıklarından asli sürekli işler yaptıklarından söz edilmiştir. Ancak fiilen davacı işçi yönünden bir değerlendirmeye gidilmiş değildir.
Davalının zamanaşımı defi sebebiyle hesaplamaya konu dönem 17.10.2002 tarihinden işçinin kadroya alındığı 08.09.2003 tarihine kadar zaman kesitini kapsamakla bu dönem içinde davacının bağlı olarak çalıştığı alt işveren veya alt işverenler yönünden değerlendirme yapılmalı, önceki kararda belirtilen yönlerden muvazaa araştırmasına gidilmelidir. Ayrıca belirtmek gerekir ki istek konusu dönemde davacının çalışmaları aynı sigorta sicil numarası üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilmemiş, zaman zaman değişmiştir. Bu yönüyle mahkeme gerekçesi dosya içeriğiyle uyumlu değildir. Konuyla ilgili olarak eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır.
2- 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesinde belirtildiği üzere ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir.
Mahkemece tahkikat aşamasının tamamlanmasının ve karar verilmesinin ardından verilen bozma karan üzerine ıslah yapılabilmesi mümkün değildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 04.02.1948 gün ve 10/3 sayılı kararında da ifade edildiği üzere Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılamaz. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek bozma kararından sonra 27.10.2011 tarihinde ıslah yoluyla arttırılan miktarların hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2012 talihinde oybirliğiyle karar verildi.