Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Soruşturma aşamasında düzenlenen KEMT varakası ile kovuşturma aşamasında bilirkişi raporunda belirlenen CIF kıymet üzerinden Gümrük İdaresine düzenlettirilen KEMT varakalarındaki CIF kıymetlerin farklı olduğu, bu nedenle ilk alınan KEMT varakasına göre eşyanın değeri normal iken, bilirkişi raporunda belirlenen CIF kıymet üzerinden Gümrük İdaresine düzenlettirilen KEMT varakasına göre eşyanın gümrüklenmiş değerinin suç tarihinde fahiş olması karşısında, CIF kıymetler arasındaki
farkın sebebinin tespiti ile KEMT varakaları arasındaki çelişki giderilerek eşyanın değerinin tespit edilmesi ve yapılacak ihtaratların belirlenen yeni değer üzerinden yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın cezada kazanılmış hakkı gereği cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası üzerinden infazına karar verilmesi ile yetinilmesi yerine neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.09.2025 tarihinde karar verildi.