SUÇLAR: Tehdit, yaralama, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen şikayetçi ...’nın 29/02/2012 tarihli duruşmada sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmesine karşın, ilk derece mahkemesince bu isteği karara bağlanmamış ise de, temyiz dilekçesinin içeriği gözetilerek, CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca şikayetçi ...’nın davaya katılmasına karar verilerek dosya görüşüldü:

1-Sanık ... hakkında tehdit ve yaralama suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı, yalnızca itiraz yolu açık ve dolayısıyla yapılan başvurunun bu doğrultuda değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
Anlaşıldığından, katılan ...’nın, temyiz davası isteği hakkında bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,

2-Sanık ... hakkında hakaret eyleminden kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükmün temyizine gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan ...’nın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,

3-Sanık ... hakkında tehdit ve yaralama suçlarından kurulan hükümlerin temyizine gelince,
Sanığa yükletilen tehdit ve yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu,
Anayasa Mahkemesi'nin karar tarihinden sonra 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı TCK'nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararının infazda gözetilmesinin olanaklı görüldüğü,

Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
Mükerrir sanık hakkında TCK’nın 58. maddesi uygulanırken, birden fazla ilamın gösterilmesi ve esas alınan ilamlardan birisinin, sanığın, suçu işlediği sırada 18 yaşından küçük olması nedeniyle TCK'nın 58/5. madddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık ...’nın temyiz iddiaları yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. madde ve fıkrası aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca bu aykırılık, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktasının, TCK’nın 58. maddesinin uygulamasına ilişkin hüküm fıkrasındaki " ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/557 Es. 2007/182 Kr. nolu 17/05/2007 tarihli ilamı" ibaresinin hükümden çıkarılması biçiminde DÜZELTİLMESİNE ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümlerin bu bağlamda ONANMASINA, 31/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.