Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, icra-inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından feshedildiğini, açtığı işe iade davasının lehine sonuçlandığını, ancak işverenin işe başlatmadığını, kendisine fark kıdem tazminatı ile işe iade kararında belirlenen alacakları ödenmiş ise de eksik ödenen kıdem tazminatı için icra takibinde bulunulduğunu, ancak davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili süresinde temyiz etmiştir.
Kıdem tazminatı tavanı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
Somut olayda, mahkemece geçersiz fesih tarihi olan 08.01.2010 tarihinin esas alınarak kıdem tazminatı tavanı belirlenmesi isabetsizdir. İşe iade davası kabulü sonrasında işverenin işe başlatmama iradesini açıkladığı tarih geçerli fesih tarihidir. Kıdem tazminatı tavanı bu tarihe göre belirlenmelidir. Bu çerçevede yapılan ödemelerin mahsubu ile kalan alacak var ise bilirkişiden ek rapor alınarak tespiti ile bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.