Taraflar arasında görülen davada Ceyhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/12/2010 tarih ve 2010/178-2010/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan Tarımsal Kredi Sözleşmesi gereğince kredi aldığını ve banka lehine ipotek tesis edildiğini, davalının, takip öncesi yapılan ödemeyi mahsup etmeden, ipoteği paraya çevirmeden, hesap kat ihtarı göndermeden ilamsız takip başlattığını, müvekkilinin depremde evi hasar görmesine rağmen erteleme ile ilgili genelge kapsamına alınmadığını, bu usulsüzlükler nedeniyle 6.000 TL fazla tahsilat yapıldığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fazla tahsil olunan (6.000) TL'nın ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah ile bu miktarı (8052,35) TL' sına çıkarmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen son bilirkişi raporuna ve bozma ilamı içeriğine göre davanın kabulü ile (8052,35) TL’nın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; davacı vekili dava dilekçesinde (6.000) TL alacak talep etmiştir. Dairemizin bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda davacının alacaklı olduğu miktar (8052,35) TL olarak hesaplanmış, davacı tarafça talep (8052,35) TL'na ıslah olunmuş ve mahkemece ıslah olunan miktar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa; 4.2.1948 tarih ve 1944/10 esas ve 1948/3 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da açıkça belirtildiği üzere ıslah, soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilir. Yargıtay tarafından karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak bulunmayıp mahkemenin bu hususu gözardı ederek, bozmadan sonra davacının ıslah talebini kabul etmek suretiyle yazılı şekilde karar vermesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.