İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklılar tarafından davalı kiracı borçlu ve kefil hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Mahkemece davalıların itirazının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçeye göre davalı kiracı.... Gıda Turizm San. Tic. Ltd. Şti.’nin temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davalı kefil ...’in temyiz itirazlarına gelince;
Davacı tarafından 06.04.2010 tarihinde borçlu kiracı ve kefil hakkında başlatılan icra takibinde 01.08.2007 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesine dayanılarak 2010 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları kira alacağı istenmiştir. Kira sözleşmesinin özel koşullar bölümünün 9. maddesinde Kefilin kefaletinin herhangi bir süre ile sınırlı olmayıp kiracı şirketin mecurda bulunduğu sürece geçerli olduğuna ilişkin hüküm yer almaktadır.
Her ne kadar sözleşmede özel koşullar bölümünün 9. maddesinde kefilin sorumluluğunun süre ile sınırlı olmadığı kararlaştırılmış ise de, kefalet ilişkisi Borçlar Kanunu'nun 486. maddesinde düzenlenen adi kefalet niteliğinde olup anılan madde hükümleri gereğince alacaklı davacı ancak asıl borçlu hakkındaki takibin kusuru olmaksızın semeresiz kalması halinde adi kefile başvurabileceği gibi, Kira süresinin, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanunun 11.maddesi gereğince uzadığı hallerde, uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; öncelikle bu hususun (kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için de devam edeceğinin) sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması gerekir. Bunun yanında, kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun azami hangi süreyle ve hangi miktarla sınırlı olacağının açıkça gösterilmiş olması da şarttır. Ne kadar uzayacağı belirsiz bir kira süresine ilişkin olan ve kefili sınırsız bir sorumluluk altına sokan sözleşme hükümleri geçerli değildir.
Bu nedenle taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kefalet ilişkisi adi kefalet niteliğinde olup doğrudan kefilin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden ve ayrıca sözleşmede kefilin gerek sorumlu olacağı süre, gerekse azami miktarın gösterilmemesi nedeni ile kefilin sorumluluğunun sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 01.08.2007 tarihinden itibaren bir yıl süreyle sınırlı olduğu, icra takibi ile istenen kira bedellerinin kefilin sorumluluk süresi içinde de bulunmadığı anlaşıldığından kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 10.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.