SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
Suç tarihi bakımından; 5. ciranta yetkilisi tanık ... C. Savcılığındaki ifadesinde, 4. ciranta yetkilisi tanık ...'den,çeki mal bedeli olarak 41 adet çek içerisinde aldığını beyan ettiği, dosyadaki 5. ciranta Kastamonu Entegre ...Şirketi hakkındaki "çek girişi" başlıklı dökümde 41 adet çekin kayıt tarihi olarak 27.06.2006 olarak belirtildiği, 4. ciranta ... İnşaat ... Şirketinin 17.07.2006 tarihli yazısında sahte çıkan çek bedelini ödeyeceğini 5. ciranta olan şirkete bildirdiği görüldüğünden suç tarihinin 27.06.2006 olarak kabulü gerektiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 27.06.2006 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün/hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Bilişim Sistemlerinin, Banka Veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Yönünden
A.Sanığın tamamen sahte olarak düzenlenen çeki ciro ederek ... İnşaat ...Şirketi sahibi tanık ...'e vererek kullandığı iddia edilen olayda, sanığın suçlamayı reddettiği, çeki sanıktan ciro ile alan ... İnşaat şirketi sahibi olduğunu belirten ve tanık olarak dinlenen ...'in "sanığın önceden müşterileri olup kendisiyle iş ilişkileri bulunduğu, kendisine parke sattıkları, karşılığında sanığın çek verdiği, bu çeklerin bir kısmını ödediği, ancak suça konu çeki ödenmediği, mağdur ve sanıktan şikayetçi olduklarını" beyan ettiğinin anlaşılması karşısında ; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından,
1. Suçtan doğrudan zarar görev ve kamu davasına katılma hakkı bulunan ... İnşaat ...Şirketi'nin sahibi ...'in müşteki sıfatı ile dinlenerek davaya katılma hakkı tanınması gerektiğinin gözetilmemesi,
2.Sanığın C. Savcılığı ifadesinde ...'e tüm borcunu ödediğini belirtmesi karşısında, ...'den sanığın çekten doğan borcunu ödeyip ödemediği, ödemiş ise hangi tarihte ödediğinin sorulması, buna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
B.Kabule göre de;
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak adli para cezasının 195 gün olarak belirlenmesi, buna göre de temel adli para cezasının 235 gün karşılığı olarak kabul edildiğinin anlaşılması karşısında; temel adli para cezasının hükmün ilk fıkrasında 335 gün şeklinde hatalı belirtilmesi,
2.Adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesinde belirtilmiş olmasına rağmen sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine hükmedilmesi,
3.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
03.07.2025 tarihinde karar verildi.