Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.02.2015 tarihinde müvekkiline ait 35... plakalı araca davalı ...’ın işleteni olduğu ve davalı tarafından sigortalanan 06... plakalı aracın tam kusurlu olarak çarpması neticesinde müvekkilinin aracının yoldan çıkarak istinat duvarına çarparak durabildiğini, hasar ödemesi için karşı aracın trafik sigortacısı olan davalı şirkete müracaat ettiği halde ödeme yapılmadığını, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/86 D.İş dosyasından yapılan delil tespitine göre araçtaki hasarın 23.000,00 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişikin haklarını saklı tutarak 23.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın gerçek bir kaza olmayıp 06... plaklı araca yönelik haklı bir tazminat talebi oluşturabilmek içn kullanılan 35... plaklı aracın hasarına ilişkin yapılan gerçek olmayan tamamıyla uydurma bir kaza sonrasında yapılan talep olduğu belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporuna, hasarlı diğer araçtan alınan kayıt ve tespitlerin kazanın gerçek bir kaza olduğunu kanıtlamamasına, araç üzerindeki ve kaza mahallindeki tespitlerin kazanın varlığını kanıtlamamasına, davacıya ait araçtaki hasarların daha önce 05.05.2014 tarihinde gerçeleştiği belirtilen kazayla benzelik ve uygunluk taşımasına göre, söz konusu kazanın varlığı ve oluş şeklinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;bilirkişi raporunda yer alan saptamalar ve mahkeme kararının davalı şirketin iddialarını destekler nitelikte olduğunu, davalı şirket çalışanı tarafından hazırlanan araştırma raporu başlıklı belgenin hükme dayanak bilirkişi raporunda esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın gerçekleşmediği yönünde bir delil bulunmadığını, kazanın gerçek olmadığı, sigorta şirketinin yanıltıldığı yönünde davalının herhangi bir yasal müracaatının da bulunmadığını, mahkeme kararında gerekçe olarak müvekkiline ait araca çarpan diğer aracın hava yastığı sensörünün araç 211765 km'de iken yandığı, kazanın araç 211824 km'de iken meydana geldiği bu sebeple kazanın uyumlu olmadığının gösterildiğini, müvekkiline ait araca çarpan davalıya ait aracın hava yastığı sensörünün farklı km'de yanmasının dava konusu kaza ile ilişkilendirilmesinin dayanaksız olduğunu, araçta meydana gelebilecek teknik bir arıza ya da başkaca bir sebepten kaynaklanabilecek bir durumun müvekkili aleyhine yorumlanmasını kabul etmediklerini, kazaya karışan bir aracın kazadan önce birkaç hafta kullanılmamış olmasının davanın reddine gerekçe gösterilmesinin yerinde olmadığını, hükme esas bilirkişi raporunda müvekkiline ait araca çarpan araçta bulunan hava yastıklarının üzerinin tozlandığı bu sebeple hava yastıkların daha önce açıldığı ileri sürülmesinin isabetsiz olduğunu belirtmiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaptığı trafik kazası sonucu davacının aracının hasara uğradığı iddiasına dayalı hasar bedeli talebine ilişkindir.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, hükme esas alınan raporların oluşa uygun ve denetime elverişli olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.