Davaların reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen kararlar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararlarının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, dahili davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı Hazine vekili, dahili davalılardan ...mirasçıları vekili ile dahili davalılardan ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında (şu an ... ili ... ilçesi ... köyü) 1966 yılında yapılan kadastro sırasında, 1587 parsel, tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 5.960 m² yüzölçümüyle ... adına; 1596 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla-bahçe vasfı ve 5.700 m² yüzölçümüyle ... adına; 1601 parsel, tapu kaydına dayalı olarak tarla-bahçe vasfı ve 9.680 m² yüzölçümüyle ... adına; 1603 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 2.080 m² yüzölçümüyle ... adına; 1604 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 10.860 m² yüzölçümüyle ... adına; 1615 parsel, tapu kaydına dayalı olarak tarla vasfı ve 2.410 m² yüzölçümüyle ... adına; 1619 parsel, zilyetliğe dayalı olarak bahçe vasfı ve 1.930 m² yüzölçümüyle ... adına; 1622 parsel, zilyetliğe dayalı olarak, tarla vasfı ve 2.340 m² yüzölçümüyle ...adına; 1627 parsel, zilyetliğe dayalı olarak bahçe vasfı ve 880 m² yüzölçümüyle ...adına; 1628 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 1.410 m² yüzölçümüyle ... adına; 1629 parsel, zilyetliğe dayalı olarak bahçe vasfı ve 1.340 m² yüzölçümüyle ... adına; 1630 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 3.220 m² yüzölçümüyle ... adına; 1632 parsel, zilyetliğe dayalı olarak tarla vasfı ve 3.890 m² yüzölçümüyle ... adına; 1637 parsel, tapu kaydına dayalı olarak tarla vasfı ve 356 m² yüzölçümüyle ... adına; 1638 parsel, tapu kaydına dayalı olarak tarla vasfı ve 380 m² yüzölçümüyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
İtirazları kadastro komisyonunca reddedilen ... ve arkadaşları vekili 29.05.1967 tarihinde açtığı asıl ve birleşen davalarda; 1587,1596,1601,1603,1604,1615,1619,1622,1627,1628,1629,1630,1632,16 37... parsellerin müvekkillerine ait tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek, tespitlerin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilmeden önce ayrı ayrı yapılan yargılamalar sonucunda; 1587,1596,1601,1603,1604,1619,1622,1628,1629,16 30... parsellerle ilgili davaların reddine karar verilmiş; hükümlerin, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1972/7573 Esas, 1972/7556 Karar; 1972/7580 Esas, 1972/7553 Karar; 1972/7582 Esas, 1972/7551 Karar; 1972/7683 Esas, 1972/7547 Karar; 1972/7581 Esas, 1972/7552 Karar; 1972/7587 Esas, 1972/7548 Karar; 1972/7571 Esas, 1972/7544 Karar; 1972/7575 Esas, 1972/7543 Karar; 1972/7684 Esas, 1972/7549 Karar; 1972/7583 Esas, 1972/7550 Karar; 1972/7586 Esas ve 1972/7538 Karar sayılı aynı içerikli ilâmlarıyla; "Yapılan araştırmanın hüküm vermek için yeterli olmadığı, tarafların dayandığı belgelerin yöntemince uygulanmadığı, bu doğrultuda tarafların dayandığı belgelerin tüm tedavülleriyle getirtilerek yerine uygulanması, Tapulama Hakiminin 766 sayılı Kanun'un 54. maddesi hükmü gereğince gerçek hak sahibi yönünden araştırma yapmakla yükümlü olduğu, iktisap zamanaşımı savunmasının araştırılması, davalı tarafın delillerinin toplanıp değerlendirilmesi gerektiği, bundan başka yörede orman tahdidi yapıldığı hususunun uzman bilirkişi raporunda belirlendiğinin anlaşıldığı, bu nedenle nizalı taşınmazların orman olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre Tapulama Kanunu'nun 2 ya da 46. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, bundan başka davacı tarafın kesin hükme dayandığı, bu yönün davacıya açıklattırılması ve dayanılan ilamın incelenmesi ve kesin hükmün varlığının araştırılması" gereklerine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararları bozulmuştur. Bozma ilâmı sonrası, dava konusu edilen tespite esas parsellere ilişkin tamamı tümü birleştirilerek yargılama yapılmıştır.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre bir yerde Orman Kadastrosu kesinleşmişse, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman sınır hattının aplikasyonunun yapılması ile belirlenmesi gerektiği, dava konusu yerlerde ilk orman tahdit çalışmasının 1949 yılında yapılıp 1950 yılında kesinleşmiş olduğu, dava konusu yerlerin bilirkişi raporuna ekli krokide 1637,1638,16 03... parselin A ile gösterilen kısımları dışında bu orman tahdit çalışmasının içinde kaldığı, bilirkişi raporuna ekli krokide 1637,1638,16 03... parselin A ile gösterilen kısımlarının ilk orman tahdit çalışmasının dışında ziraat alanında kaldığı, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince kesinleşmiş orman tahdit çalışmasının içinde kalan yerlerin tapularının hukuki kıymetini yitirmiş olduğunu, ilk orman tahdit çalışması içinde kalan dava konusu yerlerin orman sayılması gerektiği, ilk orman tahdit çalışması içinde kalan dava konusu yerlerin maki tespit komisyonu tarafından maki alanı olarak tespit edilmiş olduğu, şahıslara dağıtım yapılmak üzere Toprak İskan Kurumuna devredildiği, ancak şahıslara dağıtım yapılmadığı, ilk orman tahdit çalışması içinde kalan dava konusu yerlerde 43 numaralı Orman Kadastro komisyonu tarafından aplikasyon çalışması 2012 yılında yapılmış olduğu, bu aplikasyon çalışması 3116 sayılı ilk Orman Kadastro çalışmasına uyumlu olarak yapılmış olduğu, 1637,1638,16 03... parselin A ile gösterilen kısımları dışında dava konusu yerlerin 1981 yılından önce orman vasfını yitirdiğinden 2/B'ye ayrılmış olduğu, 43 numaralı Orman Kadastro komisyonunun dava devam ederken yapmış olduğu kadastro çalışmasının davalı olarak kabul edilerek dava konusu yerlerin 1981 yılından önce orman vasfını yitirip yitirmediğinin araştırıldığı, 1981 yılından önceki ve bu tarihe en yakın hava fotoğrafından ve diğer delillerden dava konusu yerlerden 1615,1603 parselin B kısmı, 1604 parselin B kısmı, 1637 parselin B kısmı, 1638 parselin B kısmı, 1596,1628,1629,1630,1632 parsellerin 1981 yılından önce orman vasfını yitirdiği 1619,1622,15 87... parselin 1981 yılından önce orman vasfını yitirmemiş olduğu dolayısıyla 43 numaralı Orman Kadastro komisyonunun aplikasyon çalışmasının 1615,1603 parselin B kısmı, 1604 parselin B kısmı, 1637 parselin B kısmı, 1638 parselin B kısmı, 1596,1628,1629,1630,1632 parseller yönünden doğru olduğu, 1619,1622,15 87... parseller yönünden yanlış olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda davanın 1931 tarihinden beri devam ettiği yazılmışa da bu dosyanın önceki tarihli mahkemelerin devamı olmadığı, ilk dava tarihinin 1967 yılı olduğu, ilk orman tahdit çalışmasının 1949 yılında yapılıp 1950 yılında kesinleşmiş olduğu, parsellerin büyük kısmının tapularının kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kaldığından hukuki değerlerini yitirmiş oldukları, 1953/96... /201 karar numaralı ve 1945/128 esaslı mahkeme kararlarlarının krokilerinin fenni sıhhate haiz olmadığından uygulama kabiliyetinin bulunmadığı, tapu kayıtlarının sınırlarının bu mahkeme kararlarına göre belirlenmesinin mümkün olmadığının anlaşıldığı, günümüzde yaşayan ve bilen bilirkişilerin bulunmasının mümkün olmadığı, bu nedenle eski tarihlerdeki keşiflerdeki bilirkişi beyanlarının daha sağlıklı olması nedeniyle bu beyanlardan yararlanılmasının daha sağlıklı olduğu, dosyadaki tüm bilgi ve beyanlardan davacıların ve birleşen dosya davacılarının sunmuş oldukları tapuların uygulamasının yapılamadığı, tapu kaydının güney sınırının açık kaldığı açık kalan güney sınırının yaklaşık 1500 metre uzunluğunda olduğu, iddia edilen araziyi tapu kaydının çevrelemediği miktarı itibarıyla da uygulamasının mümkün olmadığının anlaşıldığı, 1601 parsel için uygulanan 12.10.1951 tarihli tapu kaydının ilk tesisinin Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.10.1951 tarihli 280/234 ilamıyla oluştuğu, bu tapu kaydının eski tarihli keşiflerdeki beyanlardan ve bilirkişi raporlarından 1601 parseli kapsadığının anlaşıldığı, mahkeme kararıyla oluştuğu için bu tapu kaydı, orman tahdit sınırları içinde de kalsa davalı adına tesciline karar vermek gerektiği, 1603 parselin orman tahdit sınırları dışında kalan A kısmının tespit maliki davalının zilyetlik şartlarının oluştuğu, bu nedenle tespit gibi tescil kararı vermek gerektiği, ...'ın soyadının ... olarak güncellemek gerektiği, 1604 parselin A ile gösterilen orman tahdit sınırları dışında olan kısmı davacıların sunmuş oldukları tapu kapsamında kalmaması nedeniyle tespit maliki adına tescil edilmesi gerektiği, 16 37... parsellerin orman tahdit sınırları dışında kalan A ile gösterilen kısımların dosyanın tüm aşamalarındaki bilirkişi beyanlarından ve yapılan keşiflerden davacıların tapularının kapsamında kalmadığı davalı tespit maliklerin tapusu içinde kaldığı, dava devam ederken satın aldığı iddiası ile davaya asli müdahil olanlar için Kadastro Mahkemesinin tespitten öncesine yönelik inceleme yetkisine sahip olduğu tespitten sonraki iddiaların Kadastro Mahkemesinde incelenemeyeceği ve davalı olan bir yerin satışının hukuken mümkün olmaması nedeniyle asli müdahillerin iddialarına itibar edilmediği" gerekçeleriyle, davacıların ve birleşen dosya davacılarının açmış olduğu davaların reddine, ... ili ... ilçesi ... köyü 1601 parselin ...’un mirasçıları adına bahçe vasfıyla tapuya tesciline, 1615 parsel sayılı taşınmazın sayılı taşınmazın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına, 1619 parsel sayılı taşınmazın 43 numaralı komisyon tarafından 2/B’ye ayırma işleminin iptaline, 1619 parsel sayılı taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline; 1603 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (B) ile gösterilen 395,40 m² alanın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına 1603 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında A ile gösterilen 1.604,74 m² alanın en son parsel numarası verilerek tarla vasfı ile ...’ın mirasçıları adına tapuya tesciline; 1604 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (B) ile gösterilen 8.617,74 m² alanın tarla vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına, 1604 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (A) ile gösterilen 2.486,99 m² alanın tarla vasfı ile en son parsel numarası verilerek ... adına tapuya tesciline; 1637 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (B) ile gösterilen 226,47 m² alanın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına 1637 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (A) ile gösterilen 148,43 m² alanın tarla vasfı ile en son parsel numarası verilerek ... adına tapuya tesciline, 1638 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (B) ile gösterilen 271,95 m² alanın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına, 1638 parsel sayılı taşınmazın 22.07.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun 17. sayfasında (A) ile gösterilen 115,55 m² alanın tarla vasfı ile en son parsel numarası verilerek toplam 28 pay kabul edilerek 7 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ..., 3 payın ... adına, 3 payın Ahmet kızı ..., 3 payın ..., 3 payın ... adlarına tapuya tesciline, 1587 parsel sayılı taşınmazın 43 numaralı komisyon tarafından 2/B’ye ayırma işleminin iptaline, 1587 parsel sayılı taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline, 1596 parsel sayılı taşınmazın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına; 1622 parsel sayılı taşınmazın 43 numaralı komisyon tarafından 2/B’ye ayırma işleminin iptaline, 1622 parsel sayılı taşınmazın sayılı taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline; 1627 parsel sayılı taşınmazın sayılı taşınmazın 43 numaralı komisyon tarafından 2/B’ye ayırma işleminin iptaline, 1627 parsel sayılı taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline; 1628 parsel sayılı taşınmazın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına; 1629 parsel sayılı taşınmazın çalılık vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına, 1630 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile 2/B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına; 1632 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile 2B arazisi olarak Hazine adına tesciline, beyanlar hanesine "6831 sayılı kanuna göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" yazılmasına karar verilmiş; hüküm, dahili davalı ... İdaresi vekili, dahili davalı Hazine vekili, dahili davalılardan ...mirasçıları vekili ve dahili davalılardan ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ve 1950 yılında ilân edilerek kesinleşen orman tahdidi, 2012 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmaları vardır.

1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, dahili davalılardan ... ve arkadaşları ile dahili davalılardan ...mirasçıları vekilinin tüm, dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 1615,1619,1603,1604,1637,1638,1587,1596,1622,1627,1628,1629,1630,1632 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin, kadastro komisyon kararının iptaline karar verilmeden doğrudan tescillerine ilişkin hüküm kurulması infazda tereddüt oluşturacağından usûl ve kanuna aykırılık oluşturmaktadır. Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni kuralları da gözetilmek suretiyle anılan parseller yönünden düzeltilerek onanması gerekmiştir.

3.Dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin 1601 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince;
İlk Derece Mahkemesince, 1601 parselin tespitine dayanak 1951 tarihli ve 53 sıra numaralı tapu kaydının Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.10.1951 tarihli ve 1951/280 Esas, 1951/234 sayılı kararıyla oluştuğu ve taşınmazı kapsadığı; yine, tapu kaydının Mahkeme kararıyla oluştuğu için, dava konusu taşınmaz orman tahdit sınırları içinde de kalsa davalı adına tesciline karar vermek gerektiği belirtilerek yazılı şekilde karar verilmişse de, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu gibi, delillerin takdirinde de yanılgıya düşülmüştür.
Şöyle ki; dava konusu 1601 parsel sayılı taşınmaza kadastro sırasında uygulanan ve tescil ilamı sonucu oluşmuş 1951 tarihli ve 53 sıra numaralı tapu kaydının oluşumuna esas karara ilişkin dava dosyası dosya arasına getirilmemiş, anılan davada Orman İdaresinin taraf olup olmadığı saptanmamış, yine tapunun krokisinin olup olmadığı da araştırılmamıştır. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince yapılan tapu uygulaması da usulüne uygun değildir. Zira, tapunun sınırları ve kapsamı fen bilirkişilerce kroki üzerinde gösterilmemiş, komşu parsel tutanakları ile dayanak tapunun bu yere uyup uymadığı da denetlenmemiş, yine mahalli bilirkişilerce tapunun iki sınırının bilinmediği belirtilmesine rağmen, bilinmeyen sınırlar için tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmamıştır.

Hal böyle olunca, anılan parsel yönünden doğru sonuca ulaşılabilmesi için; 1951 tarihli ve 53 sıra numaralı tapu kaydının tescil dosyası (yoksa tescil ilamı) ve dayanağı olan tescil haritası dosya arasına getirtilerek, Orman İdaresinin davada taraf olup olmadığı saptanmalı, tescil davasında Orman İdaresinin taraf olmadığının belirlenmesi durumunda, bu tapunun Orman İdaresini bağlamayacağı, taşınmazın kesinleşen tahdit içinde kaldığı ve 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı da göz önüne alınarak, toplanan deliller çerçevesinde bir karar verilmeli, şayet tescil davasında Orman İdaresi tarafsa yapılacak keşif sırasında öncelikle, dayanak tapu kaydının kapsamı, tapunun haritası varsa 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli, tapu kaydının haritası yok veya uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise tapu kaydı, yerel bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişi yardımıyla gereği gibi yerine uygulanmalı, tapu kayıtlarının sınırları tek tek okunmak suretiyle zeminde gösterilmesi sağlanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen ve gösterilemeyen sınırlar konusunda taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve dayanağı belgelerle denetlenmeli, uzman harita mühendisi bilirkişisine yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği nokta ve sınırların işaretlendiği, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilerek tapu kaydının kapsamı belirlenmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olup, dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bu parsel yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle,
Dahili davalılardan ... ve arkadaşları ile dahili davalılardan ...mirasçıları vekilinin tüm, dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 3,4,5,7,9,11,13,14,15,16,17,18,19... numaralı bentlerinde sırasıyla yer alan "...1615 parselin, 1619 parselin, 1603 parselin, 1604 parselin, 1637 parselin, 1638 parselin, 1587 parselin, 1596 parselin, 1622 parselin, 1627 parselin, 1628 parselin, 1629 parselin, 1630 parselin, 1632 parselin..." ibarelerinden sonra gelmek üzere "..komisyon kararının iptaline,.." ifadesinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 1615,1619,1603,1604,1637,1638,1587,1596,1622,1627,1628,1629,16 30... parsel sayılı taşınmazlar yönünden bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dahili davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine vekilinin yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca 1601 parsel sayılı taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilâmının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.