SUÇLAR: Silahla tehdit, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1)Mahkemece, olay günü sanığın evde babası mağdur ... ile yaşadığı tartışmada mağduru bıçakla tehdit etmesinden sonra mağdurun 155'i telefonla aradığı, sanığın polisler gelmeden evden ayrıldığı, mağdurun şikayet amacıyla karakola gittiği sırada sanığın bu sefer evin bulunduğu sokağın başında tüfekle ateş ettiği kabul edilmişse de; bıçakla tehdit olayının sübut bulduğu ancak, sanığın savunmasında tüfekle ateş ettiğini kabul etmemesi, olay yerinde ateş edildiğine dair bulgu ve emare bulunmaması, tüfeğin ele geçmemesi ve beyanları hükme esas alınan tanık ...'ün sanık ile aralarında borç ilişkisi olduğunun belirlenmesi karşısında; olay günü evde olduğu anlaşılan sanığın annesi ile sanığın akrabası İlker'in açık kimlik bilgileri tespit edilip, sanık ile akrabalık durumları dikkate alınarak CMK'nın 45 ve 51. maddeleri de göz önünde bulundurulup tanık sıfatıyla beyanlarının alınmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden ve sanığın olay günü tüfekle ateş etme eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin kanıtlar açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan mahkumiyet hükmü kurulması;
2)Kabule göre de;
a)Mahkemece, sanığın, mağduru evde bıçakla tehdit etmesi üzerine, mağdurun telefonla polisi aradığı, sanığın evden çıktığı ve daha sonra evin bulunduğu sokakta tüfekle havaya ateş ettiğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın kastı, eylemler arasındaki zaman aralığı dikkate alınarak sanığın eylemlerin bir bütün halinde TCK'nın 106/2-a maddesinde tanımlanan silahla tehdit ve aynı Kanunun 170/1-c maddesinde tanımlanan genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarını oluşturduğu, bu durumda, TCK'nın 44. maddesi uyarınca sadece en ağır cezayı gerektiren silahla tehdit suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, kanuni olmayan gerekçe ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,

b)Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan hüküm yönünden; genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçunun niteliği itibariyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeksizin sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesi uyarınca indirim yapılması,
c)Sanığın tekerrüre esas alınan, adli sicil kaydındaki ilama konu TCK'nın 106/1.1 maddesine uyan suçun, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılıp, tekerrüre esas alınan adli sicil kaydıyla ilgili uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmesi durumunda, tekerrüre esas olan ilamlardan en ağırının gözetilmesinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
d)Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının Kanunda öngörülen biçimde uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nun temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.