SUÇLAR: Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Esastan ret
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2021 tarihli ve 2014/469 Esas, 2021/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-d, 53,52/2-4 ve 51. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasının ertelenmesine ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1, 204/3,43... . maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2021/2250 Esas, 2021/2330 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafisinin temyizinde, bağlantılı dosyaların getirtilmediğini, delillerin eksik toplandığını, asıl faillerin örgütsel ilişkilerini ikrar ettiklerini, sanığın nitelikli dolandırıcılık eyleminin farkında olmadığını ve nüfus cüzdanının sahte olarak düzenlenmesi akabinde verilen vekaletnamenin sahteliğini ayırt edebilecek konumda olmadığını, hile unsurunu sanığın gerçekleştirmediğini, asıl faiillerin gerçekleştirdiğini ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Katılan ...'un suça taşınmazın gerçek maliki olduğu, dosyada taşınmazı satın alan kişi konumunda olan ...'ın olaydan önce emlakçı temyiz dışı sanık ...'u arayarak ...'dan bir arsa satın almak istediğini beyan ettiği, temyiz dışı diğer sanık ...'nin de temyiz dışı sanık ... ile birlikte aynı emlakçı dükkanını işlettiği, kısa bir süre sonra sanıklara ait emlakçı dükkanını telefon ile arayan bir şahsın kendisini ... olarak tanıtarak telefonu açan sanık ...'dan İzmir'den aradığını, suça konu taşımazın kendisine ait olduğunu belirterek satmak için aracılık etmelerini talep ettiği, sanıkların da durumu daha önceden ...'dan arazi almak istediğini beyan eden arkadaşları diğer temyiz dışı sanık ...'a bildirdikleri, sanık ...'nin de taşınmazı satın alma niyetinde olduğunu beyan etmesi üzerine taşınmazın satışı için gerekli işlemlere başlandığı, emlakçı sanıkların kendisini ... olarak tanıtan şahıs ile iletişime geçerek arsanın alıcısı olduğunu bildirdikleri, daha sonra bu şahsın bilgilendirmesi ile kendisini ...'un avukatı olan ... isimli bir başka şahıs ile iletişim kurdukları, tarafların arsanın kamuya terk edilen alan da dikkate alınarak 400.000,00 TL karşılığında satışı hususunda anlaştıkları, şahsın sanıklara satış işlemlerini diğer avukatı olan sanık ...'in gerçekleştireceğinin bildirdiği, bundan sonraki iletişimin de sanık ... ile kurulduğu, sanık ...'in satış işlemleri için 06.07.2010 tarihinde sanıklar ... ve ...'in emlakçı ofisine gelerek alıcı olan sanık ... ile buluştuğu, burada protokol imzaladıkları, ardından yanlarında sanık ...'nin bir akrabası da olacak şekilde ... Tapu Sicil Müdürlüğüne gittikleri, burada sanık ...'in resmi kayıtlarda taşınmaz maliki olarak görünen katılan tarafından kendisine satış yetkisi verilen ... 25. Noterliği tarafından katılana ait kimlik bilgileri oluşturulan sahte nüfus cüzdanına dayanılarak sahte olarak düzenlenen düzenleme şekilde vekaletname ile taşınmazı 400.000,00 TL karşılığında sanık ...'a sattığı, taşınmazın tapudaki satış bedelinin 90.000,00 TL olarak gösterildiği, bu bedelin sanık ... tarafından diğer sanık ...'e ait banka hesabına havale edildiği, geri kalan 310.000,00 TL 'nin ise sanık ...'e elden verildiği, bu durumun taraflarca imzalanarak tutanak altına alındığı, taşınmaza tabela takıldığı sırada taşınmazın gerçek maliki olan katılanın durumu fark ederek emlakçılar ile görüşmesi üzerine gerçeğin ortaya çıktığı bu nedenle sanık hakkında görevi kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılan olayda; Sanığın avukat olarak görev yaptığını, verilen vekalet ilişkisi çerçevesinde görevini yerine getirdiğini, sahtecilik olayından bilgisinin olmadığını savunması karşısında, sanığın kastının ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, katılan ...'un kimliğini kullanan ...'in başka soruşturmadaki ifadesinde belirttiği ... ve ... hakkında İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/229 Esas sayılı dosyası ve Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2019/350 Esas sayılı dosyasında benzer nitelikteki olaylar nedeniyle örgütlü suçlardan açılan davaların bulunduğunun anlaşılması karşısında, iş bu davayı ilgilendiren delillerin dosya arasına alınması, işbu dava konusu suç yönünden, Fevzi, Hasan ve İsa hakkında dava açılıp açılmadığı belirlenerek, açılmadı ise ihbarda bulunulması, dava açılması halinde birleştirilmesi, bu kişilerle sanık arasında bağlantı var ise tespit edilerek toplanan delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken eksik araştırma ile sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 09.12.2021 tarihli ve 2021/2250 Esas, 2021/2330 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2025 tarihinde karar verildi.