Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca bedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, aşamalardaki savunmalarında, olay günü katılanın kendisine saldırdığını belirtmesi ve katılanın eşi olan tanık Çilem'in de, “...eşim sağlık ocağına gelir gelmez birbirlerine girdiler..” şeklindeki ifadesi karşısında, bu hususlar tartışılmadan, sanık hakkında, TCK'nın 29. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2-Sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihinin, 5271 sayılı Kanunun 231/8. maddesinin yürürlüğe girme tarihi olan 28.06.2014'ten önce olması nedeniyle, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına engel teşkil etmemesi, ayrıca, sözü edilen ilamla ilgili olarak, 6352 sayılı Kanun uyarınca yapılan uyarlama sonucunda, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında; “adli sicil kaydındaki ilamı nedeniyle” biçimindeki yasal olmayan gerekçeyle, CMK’nın 231.maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.