Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile dava dışı ... Hazır Beton Prefabrik ...San. ve Tic. A.Ş. arasında, 23.07.2013 başlangıç tarihli, "Ürün Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi" düzenlendiğini, sigortalı ... ile davalı arasında 01.01.2013 başlangıç tarihli sözleşme gereğince, ...'un ... Hazır Beton Santralinin 2013 yılı gereksinmesi olan kırmakum ve kırmataşlarının davalı tarafından temin edileceğini, dava dışı sigortalının, İzmir ...'de dava dışı müşteriye otel inşaatında kullanılmak üzere hazır beton satışı gerçekleştirdiğini, dökülen betonun kalitesiz, gözenekli olması, homojen yapıya sahip olmaması nedeniyle müşteri tarafından sigortalıya başvurulduğunu, yapılan testlerde karot sonuçlarının düşük çıktığını, denetim şirketi tarafından imalatın tekrar yapılması gerektiğinin bildirildiğini, sigortalının da müşterisinin daha fazla zarar görmemesi adına yıkım işlemlerini yaptığı, demir ve kalıbı yeniden yaptırarak tekrar beton döktüğünü, yapıyı eksiksiz olarak teslim ettiğini, müşterisinin hasarını karşılayan sigortalının sigorta poliçesi uyarınca müvekkilinden hasar bedelini talep ettiğini, düzenlenen 14.01.2014 tarihli ekspertiz raporu uyarınca 03.04.2014 tarihinde sigortalıya 128.886,77 TL ödendiğini belirterek, 128.886,77 TL tazminat bedelinin ödeme tarihi olan 03.04.2014 tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte TTK'nın halefiyet hükümleri gereğince davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile sigortalı ... arasında agrega olarak isimlendirilen ... temin edilmesi hakkında düzenlenen sözleşme uyarınca sigortalıya gerekli olan mıcırın sağlandığını, ancak bu mıcırın sadece ... santraline sağlandığını, ... santraline ... satışı yapılmadığını, dava dışı müşterinin ... santraline yakın olduğunu, müşteriye bu santraldan ... satışı yapılmış ise bu mıcırın müvekkili şirketin sattığı ... olmadığını, sigortalının başka şirketlerden de ... aldığını, kendi üretiminden de ... temin ettiğini, dava konusu betondaki bozulmanın müvekkilinin sattığı mıcırdan kaynaklandığının ispatlanması gerektiğini, sigortalı ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin C/8 maddesinde teslim edilen mıcırın temiz olması toprak içermemesi gerektiğinin belirlendiğini, aynı madde ile mıcırın teslim anında kontrol edildikten sonra müvekkiline iadesi ile nakliye bedelinin de müvekkili tarafından karşılanacağının düzenlendiğini, sigortalının malın teslimi anında malı muayene etmesi gerektiğini, sigortalı ... yetkilileri tarafından müvekkili tarafından teslim edilen malın bozuk olduğunun henüz betonda kullanılmadan önce 20.09.2013 tarihinde muayene ile tespit edildiğini, sözleşme gereği malın iadesi gerekirken sigortalı tarafından malın kullanıldığını, kullanılan ... ile elde edilen betonun da bozuk olduğunun tespit edildiğini, dava konusu betonda kullanılan mıcırın müvekkili tarafından satılan ... olduğu kabul edilse bile, betonun bozuk olmasından müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan 30.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından dava dışı sigortalıya satılan agreganın kullanımından önce kil, silt gibi ince malzemeleri içerip içermediğinin incelenmesi, bu hususta deneylerin yapılması gerektiği, dava dışı sigortalının kalite mühendisinin agrega stoklarını inceleyerek çok sayıda kil topağını tespit ettiği, bu durumun deney yapılmadan da tespit edilebilir olmasının ... kil topağı miktarının fazla olduğunun göstergesi olduğu, dava dışı sigortalının malzemelerin gerekli kontrollerini yaparak uygunlukları belirlendikten sonra beton üretiminde kullanması gerektiği, davacının sıfatı itibariyle agregada kil topağı bulunması halinde bunun beton özelliklerine etkisini bilecek bilgi ve deneyime sahip olduğu, deney yapmadan dahi gözle tespit edilebilen çok sayıda kil topağı içeren agreganın betonda kullanılmaya devam edilmesinin dava dışı sigortalının sorumluluğunda olduğu, söz konusu ayıbı görmesine rağmen ayıplı malzemeyi kullanmaya devam ettiği, üretimi durdurmadığı, ürünü bu haliyle kabul ettiği, davalı yana malzemeyi iade etmediği, aynı zamanda dava dışı sigortalının agreganın bu niteliğinden kaynaklanan üretim sırasında artan su ihtiyacına karşın çimento miktarını kısmen artırdığı ve fakat gerekli miktarda arttırmadığı, bu nedenle de malzemenin istenilen dayanımda olmadığı ve yine elde edilen hazır betonu sattığı görülmekle kusurun davacının halefi olduğu sigortalıda olduğu, davacının davalıya rücu koşullarının oluşmadığı, zararın davacının kendi sigortalısının kusuru ile oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada asıl ve ek olmak üzere 4 adet bilirkişi heyet raporu alındığını, bu raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun sadece inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlendiğini, ara karara aykırı olarak hukukçu bilirkişinin yer almadığını, raporun bu yönüyle eksik inceleme ile verildiğini, 24.11.2016 tarihli bilirkişi raporunda imalat seviyesi %50'leri geçtikten sonra imalatı durdurmanın maddi açıdan bir fayda sağlamayacağının, beton dökülmeyen kısımdaki demirlerin kullanımının mümkün olmadığının, bir tarafı boş olan kalıbın da sökümünde kalıp malzemesinin de göreceği hasar göz önüne alındığında hasar miktarının aynı seviyeyi bulacağının belirtildiğini, bu raporda katkı maddesi ve çimento miktarının arttırılmasının beton kalitesinin arttırılmasında kullanılan teknik bir yöntem olduğunun kabul edildiğini, uygun olmayan agreganın değiştirilmesi veya imalatın durdurulması yöntemlerinin de uygulanabileceğinin belirtildiğini, sigortalının bilirkişilerin raporlarında belirttikleri üç yöntemden birini uyguladığını, sigortalının uyguladığı yöntemin doğru olduğunu, sonucun başarısız olmasında kusurunun bulunmadığını, var olan agrega ile üretilen beton kalitesinin arttırılması için çaba sarfedildiğini, çimento miktarının arttırılması teknik olarak sorunun çözümüne yeterli olmayacağından masrafın daha da artmaması adına dava dışı sigortalı yetkililerinin inşaatı durdurduklarını, davalıdan agrega alımını durduran sigortalının bu çabasına karşın zararı önleyemediğini, gerek sözleşmenin 8. maddesinde, gerekse sözleşmenin tamamında sigortalının hazır beton üretimine geçmeden önce satın aldığı agreganın uygunluğunu test etme ve buna göre malı teslim alma ve/veya iade etme yükümlülüğünün olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, beton dökümüne başladıktan sonra durdurmak mümkün olmadığından zararın artmasına engel olmak adına agreganın kullanılmaya devam edildiğini, ancak buna rağmen istenen mukavemet sağlanamadığından, sigortalının imalatı tekrarlamak zorunda kaldığını, uygun evsaftaki mıcırı temin etmeyen davalının ağır kusurlu olduğunu, malın siparişe uygun evsafta olmaması durumunda kabul edilmeyen malzemenin bedeli ve nakliye masrafının satıcıya fatura edileceğini düzenleyen hükmün sigortalıya malın teslimi anında kontrol ve muayene yükümlülüğü getirdiği şeklinde yorumlanmasının kabul edilemeyeceğini, sözleşmenin 11. maddesinde "Kırmakum ve kırmataşın evsafına uygun gelmemesi nedeniyle hazır betonda veya üretim ve dağıtım ekipmanında meydana gelebilecek zarar ve ziyan ile üçüncü şahıslara verilebilecek zarar ve ziyandan satıcı sorumludur” denildiğini, yapılan işin niteliği gereği mıcırın uygun vasıflarda olup olmadığını malın teslimi anında tespit etmek mümkün olamayacağından, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi uyarınca, davalının mutlak surette oluşan hasarı tazmin yükümlülüğünün bulunduğunu, agreganın ayıplı olduğunun bilirkişi heyetince de tespit edildiğini, mıcırdaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, beton haline gelmeden önce ayıbı tespit etmenin mümkün olmadığını, tüm kusurun sigortalıya izafe edilmesinin hatalı olduğunu, en azından müterafik kusur izafe edilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, ürün mali sorumluluk sigorta poliçesi gereği sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.