SUÇLAR: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, rüşvet alma ve rüşvet verme, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na (5015 sayılı Kanun) muhalefet, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜMLER: Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma, ..., ... ve ... hakkında 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan, ... hakkında rüşvet alma suçundan 3 kez, sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan açılan kamu davasında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan, diğer sanıklar hakkında üzerlerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tebliğnamede adına yer verilen sanıklardan ... hakkında üzerine atılı suçlardan kurulan hükümler ile ... ve ... hakkında 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik bir temyiz bulunmadığı, ayrıca 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesindeki düzenleme nazara alındığında, gerekçeli kararın tebliği tarihinde ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanık ...'e 09.10.2013 tarihli tutanakla tebliğ edilen kararın okunup anlatılmadığı, bu haliyle tebliğin usulsüz olup adı geçen sanığın hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin süresinde kabul edilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ve 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin bu suçlar yönünden kamu davasına katılma ve temyiz hakkının olmadığı anlaşıldığından, vekilinin adı geçen suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemi ile sanık ... müdafinin tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşullar bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 3 17... . maddeleri gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve bu suçlardan kurulan beraat hükümlerinin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu
'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde anılan suçlar yönünden müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek; başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından, O yer Cumhuriyet savcısının ise 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen beraat hükümlerine, sanıklar ... ile ...'in haklarında, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafilerinin ise müvekkilleri hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında rüşvet verme ve 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden temin edilen nüfus kaydından sanığın 27.11.2016 tarihinde, hükümden sonra, vefat ettiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık ... dışındaki diğer sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarında kurulan beraat ve mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet ile yine aynı suçtan diğer sanıklar hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
5015 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinde kaçakçılığın özel bir türü olarak petrol kaçakçılığı suçunun düzenlendiği, anılan Kanun'un Ek 3. maddesinde ise kaçak petrole ilişkin olarak bu kanunda yer almayan hususlarda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.06.2007 tarihli ve 2007/57-130 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, aralarında hukuki bağlantı olsa dahi sahtecilik dışındaki diğer suçların yargılamalarının kaçakçılık suçu yargılaması ile birlikte yapılamayacağı gözetilmeden, suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 17/2. maddesine aykırı olarak sanıklar haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme ile 5015 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından açılan davaların yargılamalarının birlikte yapılması,
Kanuna aykırı, katılan ... vekili, O yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, mahkumiyet hükümleri yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.