SUÇLAR: Rüşvet vermeye teşebbüs (sanık ... hakkında), 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'na (2863 sayılı Kanun) muhalefet (sanık ... hakkında)

Sanık ... hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle sanıkların üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyet

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Kültür ve Turizm Bakanlığının katılma hakkının olmadığı ve usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, vekilinin bu suça yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık ... müdafiinin müvekkili, sanık ...'in de kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan vekilinin ise sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanık ... hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihinde sonra 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 87. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/4. maddesinde yapılan değişiklik karar yerinde tartışılıp değerlendirilmemiş ise de; mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapılan indirim oranı dikkate alındığında söz konusu değişikliğin sanık lehine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından sonuca etkili görülmeyen anılan noksanlık bozma nedeni yapılmamış, Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmiş, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tasvif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2023/9-440 Esas, 2024/333 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: “Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda,

a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin,

b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının, kabulü gerekir.”
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden (UYAP) temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın 05.12.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanıkların ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından;
Açıklanan nedenle; katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkındaki kamu davasının aynı Kanun'un 3 22... sayılı Kanun'un 64/1 ile 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanığın ölümü sebebiyle DÜŞMESİNE 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.