Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar yanında 01.....1994 tarihinde çalışmaya başladığını, en son 6000 TL ücret ile çalıştığını, 2008 yılı Haziran- Temmuz- Ağustos- Eylül- Ekim aylarında ücretlerini davalılardan istediğini, davalıların müvekkilinin ücretlerini ödemeyerek işine son verdiklerini, müvekkilini azlettiklerini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkilleri arasında herhangi bir ... sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkillerinin tapu işlerini takip etmesi için davacı yanı vekil olarak tayin ettiklerini daha sonra azilname ile davacıyı vekillikten azlettiklerini, davacının bir dönem taşınmaz alım satımlarında aracılık yaptığını, davacının emlakçı sıfatıyla birçok kişiye emlak alım satımlarında komisyonculuk yaptığının bilindiğini, davacının 1994 yılından beri müvekkilleri yanında çalıştığını belirtmesine rağmen bu kadar uzun zamandır kendisinin sigortaya bildiriminin yapılmamış olmasınında hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının kendi işyeri olduğunu, işyerine ait vergi levhasının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının ücret karşılığı ve işverene bağımlı olarak ... sözleşmesi ile çalışan birisi olmadığını, aksine hiçbir işverene bağımlı olmaksızın komisyon karşılığı vekalet sözleşmesi ile çalışan durumunda olduğunu, davacının talep edilen süreler içerisinde kesintisiz davalı yanında işçi olarak çalıştığını ispatlayamadığını, davacının davalının işçisi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı ... Kanunu'nun kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda ... mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “... sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak ... görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden ./..
oluşan sözleşmedir. Ücret, ... görme (...) ve bağımlılık ... sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır.
... sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayırt eden en önemli kıstas bağımlılık unsurudur. Her üç sözleşmede ... görme edimini yerine getirenin ... görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır. Ancak, ... sözleşmesinde işçi, belirli veya belirsiz süreli olarak işveren için çalışır. Vekâlette ise vekilin belli bir zamana bağlı olarak çalışması söz konusu değildir. Vekil kural olarak uzmanlığı bakımından ... sahibinin talimatları ile bağlı değildir. ... sözleşmesinin varlığı, ücretin ödenmesini gerektirir. Oysa vekâlet için ücret zorunlu bir unsur değildir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerde, ... sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Bağımsız olarak ... gören, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahip olan, bütün zamanını tek bir müvekkile hasretmek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle ayrı vekâlet sözleşmeleri yapabilmekte ve bu şekilde ekonomik olarak tek bir işverene bağlı olmaktan kurtulmaktadır.
... sözleşmesini belirleyen başka bir kriter hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi, edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmek durumundadır. İşçinin bu anlamda işverene karşı kişisel bağımlılığı da bulunmaktadır.
... sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve ... sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, ... görenin işin görülme tarzı bakımından ... sahibinden talimat alması, işin ... sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi, bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip olup olmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.
Yukarıda sayılan ölçütler dışında, bağımsız çalışan kişiyle işçiyi birbirinden ayıran önemli diğer bir kriter, işin yönetim ve denetiminin kime ait olduğudur. İşçi, işverenin yönetim ve denetim sorumluluğu altında bulunan bir organizasyon içinde yer alır. Çalışma saatleri ve işin yapılacağı yer işverence belirlenir. ... araçları ve dokümantasyonu genelde işverence sağlanır. Bu konudaki alt bir kriter ise çalışanın kendisi, başkası ya da bir hizmet organizasyonu kapsamında ... yapması olgusudur. İşçinin işveren tarafından önceden belirlenen amaca uyma yükümlülüğü var iken, bağımsız çalışan açısından böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır. İşçinin önceden ... koşullarını ve işin yapılması sırasında kullanılacak araçları seçme yetkisi ya da işin yapılacağı yer ve zamanı belirleme serbestisi yoktur. Çalışan kişi işin yürütümünü kendi organize etse dahi, üzerinde ... sahibinin belirli ölçüde kontrol ve denetimi söz konusuysa, ... sahibine bilgi ve hesap verme yükümlülüğü varsa, doğrudan ... sahibinin otoritesi altında olmasa da bağımlı çalışan olduğu kabul edilebilir. Çalışanın işini kaybetme riski olmaksızın verilen görevi reddetme hakkına sahip olması (ki bu ... görme borcunun bir ifadesidir) durumunda, çalışan kişinin “bağımsız ./..
çalışan” olduğu kabul edilmelidir. Vekilin dilediği zaman sözleşmeyi sona erdirme ..., işverene karşı mutlak olmamakla birlikte bir ölçüde bağımsızlığını ortaya koymaktadır. Oysa işçi, işin gerçekleştirilmesi yönünden amaca uygun olmadığını düşündüğü bir talimatı, işverenin ısrarı karşısında yerine getirmek zorundadır.
Avukat ile yapılan sözleşmede takip edilen dava ve icra dosyaları sebebiyle aylık ... ücret ödeneceğinin öngörülmesi, taraflar arasındaki ilişkiye ... ilişkisi niteliğini tek başına kazandırmaz.
5521 sayılı ... Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde ... mahkemelerinin görevi, “... Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında ... akdinden veya ... Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” olarak belirlenmiş olmakla, işçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, ... mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir.
Somut olayda, mahkeme davacının ücret karşılığı ve işverene bağımlı olarak ... sözleşmesi ile çalışan birisi olmadığı, komisyon karşılığı vekalet sözleşmesi ile çalıştığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Bu kabule göre mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.