SUÇLAR: Tehdit
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A)Sanık ... hakkında birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
1-Sanık ...'ın kızı olan diğer sanık ... ile birlikte...'in iki aylık kızının aşısı için bir gün önceden aile sağlık merkezinden sabah gelmelerini söylemeleri üzerine gittikleri aile sağlık merkezinde, hemşire olarak görev yapan katılan ...'in verem aşısının ertesi gün yapılacağını söylemesi üzerine yaşanılan tartışma sırasında, sanığın ani gelişen olayda katılana hitaben söylediği tehdit niteliğindeki sözlerde, olayın gelişimine göre sanığın, kızı olan diğer sanık ... ile arasında fikir ve irade birliğinin ne şekilde gerçekleştiği denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan, telefon ile katılanla görüşüp ertesi gün gelmeleri üzerine gittikleri aile sağlık merkezinde çocuğun aşısının bir gün sonra yapılacağının söylenilmesi üzerine yaşanılan tartışma sırasında gerçekleşen olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan hüküm kurulurken TCK'nın 106/2-c maddesi gereğince temel ceza alt sınırdan belirlendiği halde, aynı Kanunun 51/3. maddesi gereğince erteleme nedeniyle denetim süresinin gerekçe gösterilmeden sonuç cezadan fazla olacak şekilde üst sınırdan 3 yıl olarak belirlenmesi,
b)Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde: “Bu Yönetmelik kapsamında yapılacak hukuki yardıma bağlı olarak Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca lehe hükmedilecek vekâlet ücretleri hakkında 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi uygulanır.” hükmü, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinde ise: “(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeler karşısında, hemşire olarak görev yapan katılan ...'in, Sağlık Bakanlığının görevlendirdiği vekille temsil edilmesi ve Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesi ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesi uyarınca idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c)Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının c bendindeki hak yoksunluklarının yanlızca kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısında uygulanamayacağının gözetilmemesi,
d)Anayasa Mahkemesi’nin karar tarihinden sonra 24/11/2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı, TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin kararın uygulanması zorunluluğu,
B)Sanık ... hakkında birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre sanık ...'ın hükümden sonra 24/03/2017 tarihinde öldüğünün anlaşılmasına göre; bu husus araştırılarak sonucuna göre sanığın öldüğünün tespit edilmesi halinde, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve o yer Cumhuriyet savcısı, sanıklar ... ve ... ile katılan ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.