İtirazname No: 2015/411070

KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 8. Ceza Dairesi

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 174/1, 62/1,52/2, 53/1 ve 54/1-4. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Sivas 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.11.2015 tarihli ve 80-370 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.01.2022 tarih, 22699-282 sayı ve oy çokluğu ile; "...Somut olayda ... aramanın Sivas-Kayseri Karayolu ... Petrol önünden 500 metre geride ve ters istikamette bulunan petrol istasyonunda oluşan suç şüphesi üzerine yapıldığı anlaşılmakla; adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası, 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı gözetilerek sanığın beraati, bulundurulması ve taşınması yasal olmayan emanete kayıtlı suç eşyalarının müsaderesine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; "... Henüz bir suç işlediği belirlenemeyen, sadece şüpheli hareketler yapan ve kimliği belirlenemeyen sanık hakkında CMK'nın 1 16... . maddelerine göre adli arama kararı verilmesi yasadaki düzenleme karşısında mümkün değildir. Meydana gelebilecek muhtemel olayların önlenmesi bakımından, henüz adli arama kararı alınması mümkün olmayan durumlarda önleme araması yapılması ve meydana gelebilecek terör ve üzücü olayların önlenmesi devletin görevidir. Adli aramanın verilemeyeceği somut olaydaki gibi durumlarda önleme aramasının da geçersiz kabul edilmesi hâlinde devletin terör örgütleri ve suçla mücadele yeteneğinin zaafa uğraması kaçınılmazdır ... Dosyamıza konu somut olayda da; henüz kimlik bilgileri bilinmeyen ve suç oluşturan bir fiilinin bulunup bulunmadığı ve bu fiilin ne olduğu anlaşılamayan, ancak şüpheli hareketler sergileyen sanığın kullandığı aracın önleme araması kapsamında aranması hukuka uygun olduğu," düşüncesi ile karşı oy kullanmışlardır.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 29.04.2022 tarih ve 411070 sayı ile karşı oyda yer alan görüş doğrultusunda itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.06.2022 tarih, 1603-10116 sayı ve oy çokluğu ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suça konu patlayıcı maddelerin hukuka uygun yöntemle elde edilip edilmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;
Sivas (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli ve 394 değişik iş sayılı kararına göre; Ulaş İlçe Jandarma Komutanlığınca 03.06.2014 tarih ve 0410-1613-14 sayı ile Ulaş ilçesi jandarma sorumluluk alanında meydana gelebilecek muhtemel olayların önlenmesi, terör finans kaynaklarının kurutulması, taşınması ve bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde ve eşyanın tespiti, ele geçirilmesi, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin sağlanması, KİHBİ sisteminde aranan şahısların yakalanması amacıyla Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 19... . maddeleri, CMK'nın 119. maddesi ve mülga Jandarma Teşkilatı Görev Ve Yetkileri Yönetmeliği'nin 113. maddesi gereğince 06.06.2014 tarihinde 13.00-18.00 saatleri arasında Sivas-Kayseri Karayolu, ... köyü, ... Petrol isimli akaryakıt istasyonu önünde bir defaya mahsus olmak üzere araç, şahıs ve eşyalarda önleme araması yapılması ve elde edilecek suç ve suç unsurlarına el konulması için gerekli iznin verilmesinin talep edilmesi üzerine, talebin kabulüne ve 06.06.2014 tarihinde 13.00-18.00 saatleri arasında Sivas-Kayseri Karayolu, ... köyü, ... Petrol isimli akaryakıt istasyonu önünde bir defaya mahsus olmak üzere araç, şahıs ve eşyalarda önleme araması yapılmasına, yapılacak önleme araması sonucunda elde edilecek suç unsurlarına CMK'nın 127. maddesi gereğince el konulmasına karar verildiği,
Kolluk tarafından düzenlenip sanık tarafından da imzalanan 06.06.2014 tarihli olay yeri görgü tespit ve muhafaza altına alma tutanağına göre; 06.06.2014 tarihinde saat 14.45 sıralarında Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli ve 394 değişik iş sayılı önleme arama kararına istinaden Sivas-Kayseri Karayolu üzerinde, ... Petrol isimli akaryakıt istasyonu önünde yapılan uygulama esnasında arama noktasına doğru seyir hâlinde olan ve sanık tarafından kullanılan 24 FC *** plaka sayılı aracın, arama noktasına yaklaşmadan yaklaşık beş yüz metre önce şüpheli hareketlerle yol üzerindeki Enerji Akaryakıt isimli akaryakıt istasyonuna giriş yaptığı, durumdan kuşkulanılması üzerine arama noktasında görevli Sivas İl Jandarma Komutanlığı, Kom Şube Müdürlüğüne bağlı sivil bir ekibin söz konusu istasyona intikal ettiği, yapılan gözlemde bahse konu aracın istasyonun lokanta bölümünün önünde park hâlinde olduğunun, sanığın aracın içinde bulunduğu sırada kapısını açarak cep telefonu ile görüşme yaptığının, görüşmesinin bitimine müteakip hemen yanında park hâlinde bulunan tır dorsesinin arkasından eğilerek arama noktasına baktığının, daha sonra aracına binerek ters istikamette karşı şeride geçip ... isimli başka bir akaryakıt istasyonuna girdiğinin, ardından istasyonun tır parkına yoldan görünmeyecek bir şekilde aracını park ettiğinin tespit edilmesi üzerine önleme arama kararına dayanılarak söz konusu aracın bagaj bölümünde yapılan arama sonucunda domates kasası, iki file patates çuvalı ve taze fasülye çuvalının altında yer alan başka bir çuval içindeki poşetlerde yetmiş adet kapsül, altmış altı adet dinamit lokumu ve yirmi metre fitilin ele geçirildiği, akabinde durumdan haberdar edilen nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile bu malzemelerin muhafaza altına alındığı,
Anlaşılmaktadır.

A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 02.07.2025 tarihli ve 147-312,14.05.2025 tarihli ve 324-2 03... .06.2024 tarihli ve 455-191 sayılı içtihatları ve diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; kolluk görevlileri, bir önleme araması kararına dayansın ya da dayanmasın şüphelinin veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin (müsaderesi gerekecek eşya ya da kazancın) elde edilebileceği hususunda somut delillere dayalı kuvvetli şüphe duyduğunda, gerekiyorsa genel ve delil güvenliği için gerekli tedbirleri aldıktan sonra bir koruma tedbiri olarak arama işlemini icra cümlesinden olarak CMK 116 ve devamı maddelerinde öngörülen şartlara uymakla mükelleftir. Yani kolluk görevlileri mümkün ise hemen Cumhuriyet savcısına ulaşacak ve onun delaletiyle sulh ceza hâkiminden arama kararı alınacaktır. Fakat gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl varsa Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise (konut, iş yeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlar hariç) kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapabilecektir. CMK'nın 161/3. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir." şeklindeki düzenlemenin, acilliği de beraberinde taşıyan zorunluluk hâlinde arama işlemi için de uygulanabileceği kabul edilebilir. Doktrinde Kiziroğlu da aynı görüştedir. (Serap Keskin Kiziroğlu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Basit Arama (Adli Arama) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2009, C. 58, S. 1, s. 153).
Arama; "Arama işi, taharri, birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak, araştırmak, yoklamak" anlamlarına gelmektedir (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2009, s. 113). Arama, gizli olanı ortaya çıkarmak için yürütülen bir faaliyet olduğundan gözle görülen veya açıkta bırakılan şeyler aramanın konusu olamaz. Diğer bir ifade ile bu durumda yapılmış bir arama olmadığından bu koruma tedbiri için öngörülen yasal şartların yerine getirilmesi de gerekmez.
Ne var ki bu gibi durumlarda, yani suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış ise bunların elde edilmesi CMK'nın 123. maddesi uyarınca gerçekleştirilecektir. Burada iki ihtimal vardır ve farklı usullere tabi tutulmuştur:
Birinci ihtimalde; ispat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, ilgilinin/şüphelinin (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde muhafaza altına alınır (CMK madde 123/1). Rızaen teslim olgusunun; "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." şeklindeki Anayasa'nın 38. maddesi ile CMK'nın 148. maddesinde ve Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8/f bendindeki "Rızaen arama" hükmünün iptaline ilişkin Danıştayın 13.03.2007 tarihli ve 6392-948 sayılı kararında belirlenen parametreler ışığında değerlendirilmesi gerekir. Bu cümleden olarak şüphelinin ve sanığın beyanı/rızası özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılmamalı, kanuna aykırı bir yarar vaat edilmemelidir. Yasak usüllerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. İlgilinin/şüphelinin, tadat olunan şeyleri, (hukuka uygun) rızası ile teslim etmesi hâlinde elkoyma değil ve fakat muhafaza altına alma hâli olduğundan bir el koyma kararı da gerekmez.
Ancak suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeylerler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise yanında bulunduran kişinin (sözde) rızasıyla teslim etmesi, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Çünkü her şeyden önce bu durumda çoğunlukla arama kararı olmadan yapılan arama ile bu eşyaya ulaşılmakta bunun üzerine zilyet eşyayı sözde rızaen teslim etmektedir. Oysa Anayasa'nın 20... . maddelerinde yer verilen "özel hayatın gizliliği" ve "konut dokunulmazlığı" hakları dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, kişiliğe bağlı temel haklardandır. Anayasa'da bu hakların hangi hâllerde ve nasıl sınırlanabileceği belirtilirken, anılan hakların vazgeçilmez niteliği nedeniyle sınırlama usulleri içinde ilgilinin rızasına yer verilmemiştir. Keza gerek Anayasa'nın zikredilen maddelerinde gerekse CMK'da, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı hakkı ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmaya çalışılırken, birey ile kolluk arasındaki güç dengesizliğinin, ilgilinin rızasını sakatlayabileceği endişesiyle, bu hakların, mümkün olduğunca yargı yerlerince verilen kararlarla sınırlanması esası benimsenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesi'nin 13.03.2007 tarihli, E. 2005/6392, K. 2007/948 sayılı kararını onayan Danıştay İDDK, E. 2007/2257 K. 20). Zira, öncelikle bu şeylere/nesnelere bir arama kararı olmadan, aranarak ulaşılmış olmaktadır (14.09.2012 tarihli ve 12/1117 sayılı). Bu nedenlerle suç delilleri, müsaderesi gerekecek eşya ya da kazanç kapsamında değerlendirilmesi hususunda makul şüphe duyulan şeyler/nesneler gözle görülecek biçimde veya açıkta bırakılmış vaziyette değil ise zilyedin görünüşte rızaen tesliminin, kural olarak usulüne uygun bir arama ve elkoyma kararı alınma zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Aksi hâlde özel hayatın gizliliği (Anayasa madde 20) konut dokunulmazlığının ihlali (Anayasa madde 21) ve mülkiyet hakkı (Anayasa madde 35) ile adil yargılanma hakkının (Anayasa madde 38) özü ile bağdaşmayan ve keyfî muamelelere karşı öngörülen usuli teminatları etkisiz kılan bir sonuca ulaşılır.
İkinci ihtimalde; yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği hâllerde bu tür eşyaya elkonulabilir (CMK madde 123/2). Ancak el koyma işlemi arama kararına paralel bir usule tabi tutulmuştur. Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK madde 127/1-3).
Genel emniyet ve asayişin korunması ile tehlikelerin önlenmesi amacıyla başvurulan önleme araması; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 9 ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 18-26. maddelerinde düzenlenmiş olup Yönetmeliğin 19. maddesinde; "Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemidir." şeklinde tanımlanmıştır. Böylelikle kamu güvenliği ile düzenini bozabilecek kişi ve eşya bulunarak muhtemel bir zararın gerçekleşmesine veya suç işlenmesine engel olunarak toplum yakın bir tehlikeden korunacaktır.

Önleme aramasına karar verilebilmesi için belirtilen konulara ilişkin somut ve öngörülebilir bir tehlike olması gerekir. 2559 sayılı PVSK bu nitelikteki tehlike hâlini makul sebep olarak ifade etmektedir. Suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe ile önleme aramasındaki makul sebep farklı kavramlardır. Makul sebep; konunun uzmanları tarafından ortak görüşle anlamlandırılıp değerlendirilen bir olgu iken makul şüphe; çok sayıdaki sıradan insanın somut bir olguyu aynı yönde değerlendirmeleri hâlidir (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, Seçkin, 4. Baskı, 2016, s. 381-382).
Önleme araması ancak kanunda öngörülen yerlerde yapılabilir. 2559 sayılı Kanun'un 9. maddesinde somut ve yakın bir tehlikenin baş gösterebileceği alanlar esas alınmak suretiyle önleme araması yapılabilecek yerler tek tek sayılmış olup buna göre önleme araması;
1) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde,
2) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,
3) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde,
4) Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının idarecilerinin talebiyle ve kurumun imkânlarıyla önlenmesi mümkün görülmeyen olayların çıkması ihtimali karşısında rektör, acele hâllerde de dekan veya bağlı kuruluş yetkililerinin kolluktan yardım istemeleri hâlinde, girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında,
5) Umumî veya umuma açık yerlerde,
6) Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda yapılabilecektir.
Konutta, yerleşim yerinde, kamuya açık olmayan iş yerlerinde ve eklentilerinde hiçbir şekilde önleme araması yapılması mümkün olmayıp bu yerlerde şartları varsa ancak adli arama yapılabilir.

Önleme araması idari bir işlem olsa da kural olarak hâkim kararıyla yapılmalıdır. Kolluk tarafından somut tehlikenin oluştuğunu gösteren belirlemeler önceden tespit edilip aramanın yapılması önerilen yer ve zaman ile birlikte o yer mülkî âmirine yazılı olarak iletilir. İllerde vali veya bu konuda yetkilendirdiği yardımcısı ve ilçelerde ise kaymakamı ifade eden mülki amir, kolluğun talebini uygun bulursa hâkimden arama kararı talep eder; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kendisi de yazılı arama emri verebilir. Önleme araması kararının alınmasında ve icrasında Cumhuriyet savcısının herhangi bir görev ve fonksiyonu yoktur. Kolluğun kendi içindeki birim amirlerinin emri ile önleme araması yapılamaz. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 4. maddesi uyarınca, önleme araması bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hâl; derhâl işlem yapılmadığı takdirde, millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi veya zarar görmesi, suç işlenmesinin önlenememesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespit edilememesi ihtimâlinin ortaya çıkması ve gerektiğinde hâkimden karar almak için vakit bulunmaması hâlini ifade etmektedir. 2559 sayılı Kanun'un 9/6. maddesi uyarınca spor karşılaşması, miting, konser, festival, toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği veya aniden toplulukların oluştuğu hâllerde gecikmesinde sakınca bulunan hâlin bulunduğu kabul edilmektedir.
Önleme araması kararında veya emrinde; aramanın sebebi, konusu ve kapsamı, aramanın yapılacağı yer, aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre belirtilmelidir. Önleme aramasında gece ile ilgili bir istisnaya yer verilmediğinden her zaman yapılması mümkündür. Önleme araması kararının geçerli olacağı sürenin sınırı ile ilgili olarak da mevzuatta kısıtlayıcı bir hüküm bulunmamaktadır. Zira önleme aramasının geçerli olacağı süre, karar verilmesine dayanak teşkil eden makul sebebin niteliğine göre değişkenlik arz edebilmektedir. Örneğin; olimpiyat oyunları gibi iki ya da üç hafta sürecek ve dünyanın bir çok ülkesinden sporcu ve izleyicilerin katılacağı bir spor organizasyonunda yaşanabilecek kamu düzenini bozucu nitelikteki olayların ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla makul sebep oluşması hâlinde yapılacak bir önleme aramasının geçerlilik süresi organizasyon süresi kadar olabileceği gibi, başka olaylarda duruma göre bir gün süreli, hatta saatli önleme araması kararlarının verilmesi de mümkündür. Her hâlükârda bu sürenin aramanın haklı kıldığı süreden fazla olmaması lazımdır. Önleme aramasının da kişilerin temel hak ve özgürlüklerine bir müdahale niteliğinde bulunması nedeniyle, makul bir sebep olmadığı hâlde verilen uzun süreli önleme araması kararı görünürde yasal olsa bile hukuka uygun olmayacaktır. Aynı şekilde makul bir sebep yokken belli periyotlarla yenilenmek suretiyle süreklilik arz edecek ve genel arama izlenimi verecek şekilde önleme araması kararı verilmesi de hukuka aykırı olacaktır.
Önleme aramasının nasıl icra edileceği hususunda 2559 sayılı Kanun'da ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nde özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Yönetmeliğin "Aramaların Yapılma Şekli" başlıklı dördüncü bölümündeki hükümler hem adli hem de önleme araması için geçerli ortak hükümlerdir. Dolayısıyla icra edilişi bakımından adli arama ile önleme araması arasında bir fark gözetilmemiştir.
Anayasal ve yasal dayanakları bu şekilde ortaya konulan adli arama, öngörülen şartlara uyulmadan icra edildiğinde; "bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" (CMK madde 288) hâli ortaya çıkacağından, hukuka aykırı olacaktır. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38). Yüklenen suç, (ancak) hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş delille ispat edilebileceğinden (CMK madde 217/2) delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse mahkemece reddolunur (CMK madde 206/2-a). Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirtilir; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerekir (CMK madde 230/1-b).

B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
06.06.2014 tarihinde saat 14.45 sıralarında Sivas 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 03.06.2014 tarihli ve 394 değişik iş sayılı önleme arama kararına istinaden Sivas-Kayseri Karayolu üzerinde, ... Petrol isimli akaryakıt istasyonu önünde yapılan uygulama esnasında arama noktasına doğru seyir hâlinde olan ve sanık tarafından kullanılan 24 FC *** plaka sayılı aracın, arama noktasına yaklaşmadan yaklaşık beş yüz metre önce şüpheli hareketlerle yol üzerindeki Enerji Akaryakıt isimli akaryakıt istasyonuna giriş yaptığı, durumdan kuşkulanılması üzerine arama noktasında görevli Sivas İl Jandarma Komutanlığı, Kom Şube Müdürlüğüne bağlı sivil bir ekibin söz konusu istasyona intikal ettiği, yapılan gözlemde bahse konu aracın istasyonun lokanta bölümünün önünde park hâlinde olduğunun, sanığın aracın içinde bulunduğu sırada kapısını açarak cep telefonu ile görüşme yaptığının, görüşmesinin bitimini müteakip hemen yanında park hâlinde bulunan tır dorsesinin arkasından eğilerek arama noktasına baktığının, daha sonra aracına binerek ters istikamette karşı şeride geçip ... isimli başka bir akaryakıt istasyonuna girdiğinin, ardından istasyonun tır parkına yoldan görünmeyecek bir şekilde aracını park ettiğinin tespit edilmesi üzerine, önleme arama kararına dayanılarak söz konusu aracın bagaj bölümünde yapılan arama sonucunda domates kasası, iki file patates çuvalı ve taze fasülye çuvalının altında yer alan başka bir çuval içindeki poşetlerde yetmiş adet kapsül, altmış altı adet dinamit lokumu ve yirmi metre fitilin ele geçirildiği, akabinde durumdan haberdar edilen nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatı ile bu malzemelerin muhafaza altına alındığı anlaşılan olayda;

Adli arama kararı ya da emri verilebilmesi için somut delillere dayalı kuvvetli şüphe bulunmayan olayda, önleme aramasına istinaden ve şüpheli hareketleri nedeniyle "umma derecesinde makul şüphe" oluştuğundan, durdurma yetkisini de kullanan kolluğun aracın bagajında arama yapabileceğinde kuşku bulunmamasına ve yapılan arama sonucunda suç konusu patlayıcı maddelerin ele geçirilmesi üzerine durumdan derhal haberdar edilen Cumhuriyet savcısının talimatı ile bu malzemelerin muhafaza altına alındığının anlaşılmasına nazaran, icra olunan arama ve el koyma işleminin hukuka uygun olduğunun kabulü gerekir.

Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 11.01.2022 tarihli ve 22699-282 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi amacıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.