Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı belediyeye ait, ... ili, ... ilçesi, ... mah. 6652 parselde kayıtlı 4.486,00 m²lik taşınmazın davalı tarafça kullanılamaz hale getirildiğini, taşınmaz üzerinden yol geçirildiğinin tespit edildiğini, taşınmazın jeolojik sakıncalı alanlar gösteriminde kaldığını, 1/25000 ölçekli ... Büyükşehir bütünü çevre düzeni planına göre jeolojik ve jeoteknik etüt raporları sonucunda jeolojik sakıncalı alan olarak tespit edilen kesin yapı yasağı getirilmiş alanlar içinde olduğunu, davalı yanın kazıları sonrasında doğal karakteri korunacak alanda yer alan taşınmazın jeolojik yapısının bozulduğunu, heyelanlar sebebi ile jeolojik sakıncalı alan haline gelen taşınmaz sahiplerinin mülkiyet hakkını kullanamadıklarını, doğal bir olaya dayanmayan taşınmazların yok oluşuna neden olan davalının tazminat yükümlülüğü olduğunu, taşınmazın eski hale dönüştürülmesinin çok zor olduğunu, zemin bedelinin üzerinde bir bedele mal olacağını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, kullanılamaz hale gelen taşınmazın bedeli için şimdilik 10.000,00 TL tazminatın taraflarına ödenmesi, dava konusu taşınmazın belediye adına tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin, davaya konu taşınmazın bulunduğu mahalde Maden Kanunu ve mevcut imtiyaz hükümlerine göre istihraç yaptığını ve bu şekilde elde ettiği hammaddeyi imalatında kullandığını, devlet hakkını da ödediğini fakat dava konusu taşınmaza yönelik bir müdahalelelerinin ve el atmalarının olmadığını, dava konusu taşınmazın 1971 yılında ... Belediyesine ifraz işlemi ile intilak ettiğini, gecekondu önleme bölgesi olarak 119.000 m² tahsisine karar verildiği halde bu karara aykırı olarak 567.000 m²'lik ... nolu parselin tahsis edildiğini, daha sonra bu parselin 47 60... parseller olarak ifraz edildiğini, ... nolu parselin de 1264 ayrı parsel olarak ifraz edilerek büyük bölümünün bedel karşılığı vatandaşlara satıldığını, dava konusu taşınmazında bu 4761 sayılı parselin 1264 adet parsele ifrazı esnasında ... Belediyesine ayrıldığını, taşınmazın bedelsiz olarak tahsis edildiğini, usulsüz ve yasaya aykırı şekilde oluşan bu parsellerin çifte tapulama gibi problemler oluşturmasından dolayı 2000 yılına kadar vatandaşların ve de davalı idarenin tapuları üzerinde kısıtlayıcı şerhlerin bulunduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili şirketin hiçbir müdahalesinin bulunmadığını, davacının tapu kütüğünde malik olarak görmesine rağmen bunu sağlayan işlemin hukuken muteber ve geçerli olmadığını, dolayısıyla kazanılmış bir mülkiyet ve buna bağlı olarak tazminat talep etme hakkı olmadığını, her idari kararı alınmış olduğu sebep, konu ve maksat için geçerli olduğunu, yok hükmünde olan işlemlerin ilgililer hakkında hüküm ifade etmeyen işlemlerin iptali için dava açmaya gerek olmadığını, davacının geçerli bir mülkiyet hakkı olmaması sebebiyle aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, müvekkilinin bu sahalarda 1959 tarihli Bakanlar Kurulu kararnamesine dayalı maden hakkına dayalı olarak çalıştığını, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bir taşınmaz üzerinde müvekkil lehine bir aynı hak olan maden işletme hakkı tanındıktan ve bu hak tapuya tescil edildikten sonra aynı taşınmaz üzerinde esasen hukuka aykırı şekilde davacı lehine bir özel mülkiyet hakkı kurulduğunu, eğer davacının tapusunun geçerli olduğu kabul edilirse çatışan ayni hakların söz konusu olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, dava konusu ... ili ... ilçesi ... mah 6652 parselde kayıtlı taşınmazın davalı ... ... tarafından güvenlik teli ile çevrilen hafriyat sahası dışında, güvenlik telinin yaklaşık 150 metre batısında doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı, söz konusu parselde davalı şirket tarafından fiili el atmanın bulunmadığı gibi zarar da verilmediğinin 12.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu taşınmazın doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığının nasıl belirlendiğinin raporda açıklanmadığını, muhtemelen çit dışında kalmış olması sebebi ile bu tespite yer verilmiş ise de mevcut parselde yapılaşma hakkı olmadığı ve jeolojik sakıncalı alanda kaldığı düşünüldüğünde eksik inceleme ile varılan bir tespit olduğunu, ... tarafından jeolojik yapısı bozulan alanın bir bütün olarak kabul edilmesi ve dava konusu parselin ...Çiti içindeki parselden ayrı tutulmaması gerektiğini, çevresel dengeyi bozan ve tüm doğal yapıyı yok eden davalı yanın fiili eylemi sebebi ile kusursuz sorumluluğu bulunduğunu beyan etmektedir.
Uyuşmazlık, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazına davalının haksız olarak el attığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamına alınmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ...Genel Müdürlüğünce 12.06.2006 tarihinde onaylanan "... (...) 3 Ayrı Yerleşimin İmar Planına Esas Jeolojik Etüt Raporu"na göre yerleşime uygun olmayan alan sınırlarında kaldığı için hukuki el atma kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, taşınmazın konut veya ticari kullanıma alınmasının jeolojik yapısı nedeniyle mümkün olmadığının, kısıtlılık halinin imar planındaki özgülenme durumundan kaynaklanmadığının anlaşılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.