İlk Derece Mahkemesince verilen karar, asli müdahiller vekili ve feri müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ek kararıyla, feri müdahil ... vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş işbu ek karar ferri müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARARI. DAVA
Davacı ... vekili ... Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu 07.07.1978 havale tarihli dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde yapılan kadastro çalışmalarında yaklaşık 30.000 m² yüzölçümündeki taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca orman olduğunu ileri sürerek, tespitin iptalini talep etmiştir.

Dava dilekçesi ve ekleri ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/433 esasına kaydolunarak yargılamaya başlanmış ve 07.07.1978 tarihinde dosya üzerinden husumetin İdari Yargının görev alanına girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş; İşbu karar Orman İdaresince temyiz edilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.04.1980 tarihli ve 1980/2113 Esas, 1980/2334 Karar sayılı ilamı ile hüküm bozularak dava dosyası ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1982/431 Esasına kaydolunmuş, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda görevsizlik kararı verilerek dava dosyası ... Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.

Bir kısım dahili davalılar vermiş oldukları cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın ormanla bir ilgi ve alakasının bulunmadığını, taşınmazın kadim kültür arazisi olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin ilamı ile, davanın genel arazi kadastrosuna dönüştüğü, İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırmasının usule uygun olmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince malikin resen belirlenmesi gerektiği hususlarında karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 1975 yılında 6831 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Orman Kadastro ve (2B) madde uygulama çalışmalarının yapıldığı, işbu çalışmaların 12.07.1977 tarihinde ilanının yapıldığı, Orman İdaresinin yapılan çalışmalarda bir kısım alanın orman sınırları dışında bırakıldığını, yapılan tespitinin iptali ile söz konusu alanın orman sınırları içerisine alınmasını talep ettiği, bilahare dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalde 1981 yılında 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahrir Kanun'u hükümleri uyarınca arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı, işbu çalışmada davaya konu alanın 86... ve 34 parsel numaraları ile sınırlandırılarak askı ilanına alındığı, bu itibarla, davanın niteliğinin arazi kadastrosuna itiraz mahiyetine dönüştüğü, yapılan keşif ve sonrasında dosyaya ibraz olunan teknik bilirkişi raporlarında niza konusu taşınmazların orman olup olmadığı hususunun incelendiği, bu kapsamda dava tarihi olan 07.07.1978 tarihi itibari ile mahaldeki Orman Kadastro çalışmalarının kesinleştiği, kesinleşen Orman Kadastro haritasına göre, taşınmazların orman olmadıkları anlaşılmakla niza konusu taşınmazların eylemli orman vasfında olup olmadıkları hususunun incelendiği, bu kapsamda ise taşınmazlarda yapılan keşiflerde orman ağaç dip kütüğünün bulunmadığı, evveliyatında ise en eski tarihli memleket haritası ve 1969 tarihli hava fotoğrafında niza konusu taşınmazların bir kısmının açıklık alan diğer bir kısmının ise maki formasyonuna ait ağaççıklarla kaplı olduğunun bilirkişi raporlarından anlaşıldığı, taşınmazların doğal eğiminin %11 olduğu ve yine taşınmazlarda erozyon, heyelan, sel baskını, kaya düşmesi gibi doğal afet olaylarının söz konusu olmadığı da gözönünde bulundurularak taşınmazların evveliyatında toprak muhafaza karakteri taşımayan kısmi makilik oldukları, bu yönüyle de orman sayılmayan yerlerden olduklarına kanaat getirildiği, dava konusu 86... parsel sayılı taşınmaza tatbik olunan ve davalıların da dayanmış oldukları tapu kaydının hudutları itibari ile 86... parsel ile birlikte 86... parseli de kapsadığı, bu yönüyle de tapulu taşınmazlar yönünden orman içi açıklık vasfının değerlendirilemeyeceğine kanaat edilerek dava konusu taşınmazların orman içi açıklık da olmadıkları, orman sayılmayan yerlerden olduklarının anlaşıldığı ve kabule göre de davacı ... İdaresinin davasından feragat ettiği anlaşılmakla, davacı ... İdaresinin talebi ile bağlı kalınarak başkaca dava açılmadığından davanın reddine, ... karar numaralı komisyon kararındaki gibi tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir.

Ayrıca asli müdahillerin talepleri yönünden, kısa karar da sehven hüküm kurulmamakla birlikte; asli müdahiller yönünden de kabule göre; dayanılan tapu kaydı ve tedavül kayıt maliklerinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun değişik-mülga 713/2 fıkrası yürürlük tarihi itibariyle, 20 yıl önce ölmüş oldukları, taşınmazlarda malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufları bulunan tespit malikleri yönünden olağanüstü zamanaşımı ile kazanım koşullarının gerçekleştiği ve bu itibarla tapu kayıtlarının mülkiyet-malik yönünden hükümsüz hale geldiği anlaşılmakla zilyetlikle desteklenmeyen asli müdahillerin taleplerinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

Asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin kısa kararında taleplerine ilişkin hiçbir hüküm kurmadığını, gerekçeli kararda ise taleplerinin reddine karar verildiğini, kısa karar ile gerekçeli kararın bir biri ile uyuşmamasının tek başına bozma nedeni olduğunu, kararın öncelikle bu nedenden dolayı bozulmasını, esasa ilişkin ise dava konusu taşınmazların, Şubat 1289 tarihli ve 8 numaralı tapuya istinaden Hasan Beye ait taşınmazlar olduğunu ve Hasan Bey'in müvekkillerinin murisi olduğunu, usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
Feri müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; temyiz talebinin reddi kararını temyiz ettiğini, 86... ve 34 parsel sayılı taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığını, ... Belediyesince tapu devrinin alındığını, taşınmazların imar uygulaması ile 7 07... ve 12 parseller olduğunu, parseller üzerinde Toplu Konut İdaresi tarafından toplu konutlar inşa edildiği ve kat mülkiyeti tesis edildiğini, İlk Derece Mahkemesince vatandaşlar adına tesciline karar verilmesinin, taraf sıfatlarının feri müdahil olarak belirlenmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık ... tarafından Orman Kadastrosuna itiraz davası olarak açılmış, yargılama sırasında yörede yapılan genel arazi kadastrosu ile dava kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür. 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi uyarınca malik Kadastro Mahkemesince resen yapılacak araştırma sonucu belirlenmelidir. Davacı ... davasından feragat etmiş, bir kısım davalı taraf davaya asli müdahale talebinde bulunmuş, dosyaya asli müdahil olarak eklenmişlerdir.

1-Fer'i müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince ek karar ile temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, bu kararı temyiz ettikleri, fer’i müdahilin davalılar yanında davaya katıldığı, davalı Hazinenin temyiz talebinden vazgeçtiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69/2. maddesi uyarınca fer'i müdahil ancak lehine katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceğinden ve tek başına Kanun yollarına başvuru yetkisi bulunmadığından, fer'i müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2-Asli Müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince tefhim edilen kısa kararda, davacı ... İdaresinin davasının reddine karar verilmiş olmasına rağmen asli müdahillerin taleplerine yönelik hüküm kurulmadığı, gerekçeli kararda ise sehven unutulduğu belirtilmişse de verilen karar usul ve Kanun'a uygun bulunmamaktadır.

Şöyle ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde "(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, fer’i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesinin 01.04.2022 tarihli ek kararının ONANMASINA,
Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.