Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanığın yokluğunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karar tarihinden önce 20/05/2010 tarihinde cezaevine giren sanığa yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın ilk olarak sanığın mahkemede bildirdiği en son adrese tebliğe çıkartıldığı ve tebligatın iade edilmesinin akabinde Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebliğ yapılmış olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu, hüküm tarihinden sonra sanığın cezaevinden duruşmaya katılmak istediğine ilişkin olarak iki farklı tarihte göndermiş olduğu dilekçelere ilişkin olarak mahkemenin gerekçeli kararın sanığa tebliğine ilişkin tebliğ tebellüğ tutanaklarının dosya içerisinde ve UYAP ortamında bulunmadığı, dolayısıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usulsüz olarak kesinleştirildiği belirlenerek dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 106/2-a maddesi kapsamındaki silahla tehdit suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, sanığın sorgu tarihi olan 23/02/2010 tarihinden inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinin anlaşılması,
Kanuna aykırı ve sanık ...'nın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 08/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.