KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ: Ceza Genel Kurulu
Sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkindir.
Sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince verilen 14.03.2022 tarihli ve 28-6 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 22.06.2022 tarihli ve 89132 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
Katılan vekili; görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun unsurlarının oluştuğundan bahisle sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
III. İNCELEME KONUSU
Sanık hakkında beraat kararı verildiğinden ceza miktarı yönünden yasal şartları oluşmayan katılan vekilinin duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmünün isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmıştır.
Olay tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığında yardımcı askerî savcı olan sanığa müsnet suçun niteliği itibarıyla kanunda öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre;
Her ne kadar sanığın Sıhhiye Alay Komutanı olan katılan hakkında Binbaşı ...’nın şikâyeti üzerine yürüttüğü soruşturmada, tanık olarak beyanına başvurduğu Yüzbaşı ...’ın katılan hakkında soruşturma emri kapsamında olmayan başka bir iddiada bulunması üzerine soruşturmaya bunu da ekleyerek mülga 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 93... . maddelerine aykırı hareket edip doğrudan soruşturma yaparak katılanın mağduriyetine neden olmak suretiyle görevde yetkiyi kötüye kullandığı iddia edilmiş ise de;
Tanık ... tarafından düzenlenen 15.06.2013 tarihli tutanağa konu olduğu üzere katılanın, emirlere riayet etmeyen uzman çavuş hakkında Alay Komutanı sıfatıyla herhangi bir işlem tesis etmediği iddiasının, sanığın yürüttüğü asıl soruşturma konusuyla ilgisi olmayan, verilen soruşturma emrinin kapsamı dışında kalan bir fiil olmasına rağmen sanığın mülga 353 sayılı Kanun'un soruşturma usullerine ilişkin 93... . maddelerine aykırı hareket ederek söz konusu iddiaya dair doğrudan soruşturma yaptığı, bu iddianın ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediği ve gecikmesinde sakınca bulunan bir hâl olarak değerlendirilemeyeceği, aynı Kanun’un 103/1. maddesindeki düzenleme uyarınca soruşturmanın, başka bir kişiyi veya suçu kapsayacak şekilde genişletilmesinin gerekmesi hâlinde ise durumun derhâl yetkili komutan veya askerî kurum amirine bildirilmesinin zorunlu olduğu açıklanan nedenlerle sanığın anılan usule uymadan görevinin gereklerine aykırı hareket ettiği anlaşılmakla birlikte; sanık tarafından tanzim edilen iddianame ve ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ...’ın ibraz ettiği tutanaktaki iddiaya konu olay ile ilgili herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemesi, sanığın, ...’ın sunduğu tutanağı soruşturma dosyasına ekleyip bu olayla ilgili tanık beyanlarına başvurma dışında başkaca işlem tesis etmemesi, katılanın, ...'ın gösterdiği tanıkların dinlenmesi dışında hiçbir şey yapılmadığı için soruşturmanın uzadığı ve bu nedenle terfi edemediği yönündeki iddiasının aksine sanığın, tutanakta belirtilen tanıkların dinlenilmesi haricinde katılan hakkında soruşturma emrinde belirtilen iddialar ile ilgili başka tanıkları da dinlediğinin, müzekkereler yazdığının ve bilirkişi raporu aldırdığının ve katılanın terfi işlemlerinin soruşturma emrine konu tahkikatın mevcudiyeti yüzünden sekteye uğradığının anlaşılması ve sanığın soruşturma emri dışında yapmış olduğu işlemler için geçen sürenin makul sayılabilecek nitelik taşıması nedenleriyle sanığın, katılanın mağduriyetine neden olmadığı gibi diğer objektif cezalandırma koşullarının gerçekleşmesine de sebebiyet vermediği hususları birlikte değerlendirildiğinde;
Müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve sanığın eyleminin suç teşkil etmediğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu anlaşıldığından, katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davasının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 9. Ceza Dairesinin usul ve kanuna uygun bulunan 14.03.2022 tarihli ve 28-6 sayılı sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmünün ONANMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.