B O Z M A Ü Z E R İ N E

MALEN SORUMLU: ...

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi

Usulüne uygun davetiye ile duruşmadan haberdar olduğu halde katılma talebinde bulunmayan malen sorumlunun kamu davasında katılan sıfatının, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar müdafi ve katılan vekilinin temyiz istemleri yönünden ise; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I- Malen Sorumlunun Temyiz İstemi Yönünden;
Duruşmadan haberdar olduğu halde usulüne uygun katılma talebinde bulunmayan malen sorumlunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

II- Katılan Gümrük İdaresi Vekili ve Sanıklar Müdafiin Temyiz İstemleri Yönünden;
Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1.Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde, suç tarihine yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6545,72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delâletiyle 3/5-10-23. maddeleri ve aynı Kanun'un 5/2. maddesinin ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Kanun'un belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Ele geçen kaçak sigaralar yönünden dosya arasında bulunan ve Gümrük İdaresi tarafından hesaplanan kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında ve bilirkişi raporunda suça konu eşyanın toplam CIF değerinin 6.000,00 TL olarak belirtilmesine rağmen, gümrüklenmiş değerin KEMT varakasında 38.628,00 TL, bilirkişi raporunda ise 33.000,00 TL olarak belirlenmesi suretiyle oluşan çelişkinin, 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi gereğince eşyanın gümrüklenmiş değerinin normal mi yoksa hafif değer aralığında mı kaldığı hususunda çelişkiye neden olduğu anlaşılmakla, yeniden usulüne uygun rapor alınarak söz konusu çelişki giderilip hesaplanacak gümrüklenmiş değer tutarına göre sanıklara etkin pişmanlık ihtaratı yapılması ve sonucuna göre 5607 sayılı Kanun'un 3/23. fıkrası ile 5/2. fıkrasının uygulanması hususunun değerlendirilmesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,3.7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesinin "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" hükmünü içermesi karşısında, soruşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda usulüne uygun ihtarat yapılmayan sanıklara, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirim oranının "1/2" olacağının bildirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafiin ve katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.09.2025 tarihinde karar verildi.