Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/413 Esas, 2016/685 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ifitra suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; lehe hükümlerin uygulanmadığına, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın üzerinde uyuşturucu ile yakalandığı esnada görevlilere mağdurun kimlik bilgilerini verdiği ve bu kimlik bilgilerine göre işlem yapıldığı iddiasına ilişkindir.
2. 16.02.2016 tarihli tutanakta mağdur ile olay tutanağını düzenleyen polis memurlarının merkeze çağrılıp işlem yapılan şahsın mağdur olup olmadığının sorulduğu, görevlilerin bu şahıs olmadığını belirttikleri anlaşılmıştır.
3. Mağdurun sanıktan şüphe ettiğini belirtmesi üzerine sanığın kayıtlardaki mevcut fotoğrafları tutanak mümzilerine gösterilmiş, şahsın olay günü işlem yaptıkları şahıs olduğunu belirtmişlerdir.
1. İftira suçunun ... bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268 ... maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Somut olayda;mağdur ve sanık beyanları, 16.02.2016 tarihli tutanak ve dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu işlediği anlaşılmış, gerekçeli karar başlığında suç adının ''başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması'' yerine ''iftira'' olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3.Ancak;sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu ile ilgili olarak;Anayasa Mahkemesi'nin, 02.08.2022 ... ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 ... ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 ... maddesiyle eklenen geçici 5 ... maddenin (d) bendinde yer ... "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "... Seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında aynı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dava dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdii edilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.04.2016 tarihli ve 2016/413 Esas, 2016/685 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2023 tarihinde karar verildi.