Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Sanığın TCK'nın 107/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilirken, hapis cezası yanında adli para cezasına hükmedilmemiş ise de, karşı temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Ancak;

1-TCK’nın 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun maddi unsuru, sanığın yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz ederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır.
Somut olayda, sanığın, aynı sektörde faaliyet gösteren rakip bir firmada çalışan müştekinin, kendisini firmalara kötülediğini öğrenmesi üzerine, müştekiye gönderdiği elektronik posta iletisinde "... ve yakınlarına geldiğinizde firmadan Okay ile ne haltlar yediğinizi çok iyi biliyorum. Birçok hemşire ve doktor ve otel sahibi onayladı. Eşine de söyleyeceğim. Bulucam az kaldı, eşine ulaşacağım. Ecolaba da direk bilgi vereceğim, Halit beye kadar, Okayın da babasına mektup yolladım eşine de senin de eşinin yeni adresini bulamadığı için eski okuluna yolladım. Ecolab ada ... mutluluklar çilliyle..." biçiminde sözler söylediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın katılana yönelik tehdidinin “yapmaya hakkı olduğu bir eylem” niteliği bulunmadığı, buna göre şantaj suçunun yukarıda açıklanan unsurunun gerçekleşmediği ve eylemin TCK’nın 106/1-2. cümlesine uyan sair tehdit ve aynı Yasanın 125/1-2. maddesinde gösterilen hakaret suçlarını oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden yasal olmayan gerekçe ile şantaj suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,

2-Bozmaya uyulması ve eylemlerin sair tehdit ve hakaret olduğunun kabulü halinde ; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1-2. cümle kapsamındaki sair tehdit ve hakaret suçları önceden de uzlaşma kapsamında ise de, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle, 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenleme dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.