Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı ... Emeklilik ve ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi olan ...'in davalılardan ... A.Ş’den 60.000,00 TL bedelli 120 ay vadeli konut kredisi kullandığını bu kredi nedeniyle sigorta başlangıç tarihi 03.05.2012 olan ... sigortası yapıldığını, murisin vefatı üzerine davalılardan ...’ye başvurarak ... sigortası bedelini talep etmelerine rağmen ödeme yapılmadığını belirterek poliçede yazan 10.000,00 TL vefat teminatının davalı sigorta şirketinden yasal faiziyle tahsilini, davalı ... A.Ş tarafından kalan kredi taksitlerine ilişkin yasal işlem yapılmasını önlemek amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar söz konusu kredi borcunun tahsilinin durdurulmasına ilişkin tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin 10.09.2015 tarihli ve 2014/867 Esas, 2015/1328 Karar sayılı kararıyla davanın kabulü ile davalı sigorta şirketi yönünden, sigorta bedel tutarı olan 10.000,00 TL’nin davalı sigorta şirketi tarafından davacılara ödenmesine, davalı ... yönünden davacıların murisi tarafından kullanılan konut kredisini yalnızca murisin ölümünden sonraki kredi borcundan sorumlu olmaları nedeni ile ... 1. İcra Müdürlüğünün 2014/13732 E. sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmiştir.
lV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2016/19251 Esas, 2019/9557 Karar sayılı ilâmı ile "...dava tarihi itibari ile yürürlükte olmayan kanun maddesinin uygulanması söz konusu olamayacağından, davanın mutlak ticari dava olması gözetildiğinde somut olayda davaya bakmakta ticaret mahkemeleri görevlidir. Mahkemenin işin esasına girerek ihtilafı çözümlemesi 6502 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinin 28.05.2014 olduğu gözetildiğinde yerinde değildir. Bu durumda mahkemece ticaret mahkemelerinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle esasa girilerek karar verilmiş olması doğru değildir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne; 03.05.2013 - 03.05.2014 vadeli ... ... Sigorta poliçesinden kaynaklanan 10.000,00 TL ölüm teminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteveffanın mirasçıları olan davacılara miras payları oranında davalı ...'den alınarak verilmesine, davanın davalı ... A.Ş yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; banka hakkında pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmiştir.
Davalı ... Emeklilik ve ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; içinde tıbbi bir uzman bulunmayan heyetten alınan raporu kabul etmediklerini, ... ölüm belgesinin resmi belge olduğunu, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, poliçenin düzenlenmesi sırasında murisin hastalığının olup olmadığı, sigortalının önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, hastalığı var ise bu hastalıkların kasten gizlenip gizlenmediği, bildirim yükümlülüğüne aykırı davranılıp davranılmadığı, dolayısıyla gerçekleşen rizikonun teminat kapsamında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
1-Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Davalı taraf, sigorta ettirenin doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediği savunmasında bulunmuştur.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme yükümlülüğünü ve yaptırımlarını düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435,14 39... ıncı maddeleri genel hüküm niteliğinde olduğundan ... sigortalarında da uygulanmaktadır. Ayrıca anılan bu düzenlemeler, ... Sigortası Genel Şartlarının C-2.2 inci maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır.
6102 sayılı TTK’nın 1439 uncu maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. (2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. TTK'nın 1439/2 nci maddesinde, sigorta ettirenin/sigortalının kasten ya da ihmali ile beyan yükümlülüğüne uymaması hallerinin, sigortacının tazminat sorumluluğunun son bulması, tazminattan indirim yapılması, proporsiyon hesabı ile tazminatın belirlenmesi şeklinde üç ayrı sonucu olduğu kabul edilmiştir. Yani bildirmeme ihmale dayanıyor ise bu durum tazminattan indirim sebebi teşkil edecek bildirmeme kast derecesinde ise (buradaki kastın kötüniyetle bildirmeme halini değil, bildiği halde beyanda bulunmamayı ifade ettiği dikkate alındığında) bildirilmeyen hastalık ile ölüm sebebi arasında illiyet var ise sigortacı sigorta bedelinin ödenmesi borcundan tamamen kurtulacak, bildirilmeyen hastalığın doğrudan ölüm nedeni olmadığı (bağlantının bulunmadığı) durumda da ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre (proporsiyon hesabıyla) sigorta bedeli belirlenecektir.
Somut olayda, davacılar murisi ile davalı sigorta şirketi arasında 03.05.2013 - 2014 tarihlerini kapsayan, 10.000,00 TL vefat teminatlı ... sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; muris 24.10.2013 tarihinde vefat etmiştir. Ölüm belgesinde ölüm sebebi olarak "5 yıldır devam eden kronik istemik kalp hastalığı ve 2 yıldır konjektif kalp yetersizliği ..." yazılmıştır. Dosya içerisinde bulunan ... sigortası başvuru formunda, murisin sağlığı ile ilgili sorulara yönelik çarpı işareti konulduğu görülmüştür. Mahkemece murisin poliçe tanziminden önceki hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı olup olmadığı konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınmamış hükme esas alınan bilirkişi raporunda doktor bilirkişi bulunmadığı görülmüştür. Uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar vermeye elverişli olmayan rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi eksik incelemeye dayalıdır. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da ancak tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; sigorta ettiren/murisin tüm tedavi evrakları dosyaya getirtildikten sonra, ölüm sebebi ile ölüme neden olan hastalığın başlangıç tarihinin ne olduğu, poliçe tanzimi sırasında hastalık var ise bu hastalık ile ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı, var olup bildirilmeyen hastalığın sigorta ettiren tarafından bilinip bilinmediği veya hayatın olağan akışına göre bilinmesinin gerekip gerekmediği hususlarında konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekir.
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının
REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'ye iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.