HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Olayın oluş biçimi, sanıkların aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;
Dairemizin 04.11.2021 tarihli ve 2019/5761 Esas, 2021/14397 Karar sayılı kararı ile bozma nedeni olarak gösterilen;

1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 3/1. madde fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” düzenlemesi ile aynı Kanun'un 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı ve failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı unsurlarının dikkate alınması gerekmekte olup, sanıkların benzer olaylarla karşılaştırıldığında fiilleri ile orantılı olarak asgari hadden hakça oranda uzaklaşılarak ceza tayini gerekirken, hapis cezasının alt sınırdan tayin olunması,

2.Sanıklar hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18-son cümle delâletiyle anılan Kanun'un 3/5. maddesi uyarınca temel ceza belirlenip aynı Kanun'un 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapıldıktan sonra anılan Kanun'un 3/22. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak hüküm kurulması,

3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık ...'ın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 22.09.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 17.12.2014 olduğu,

Yapılan UYAP sorgulamasında halen derdest olan ve Adana 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/514 Esas sırasında kayıtlı dosyasında suç tarihinin 29.09.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 13.03.2015 olduğu,

4.Sanıklar hakkında tekerrüre esas alınan ilâmlarla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilâmların tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinin gerekmesi,

verilmesi gerekirken bozma ilâmının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 24.09.2025 tarihinde karar verildi.