Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Bakırköy 6.Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2018 tarihli ve 2018/260 Esas, 2018/615 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-L, 52,53,58. Maddeleri uyarınca 7 yıl hapis ve 943.760 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 29.06.2021 tarihli ve 2019/1146 Esas, 2021/1313 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii istinaf başvurularının kabulü ile, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanığın beraatine karar verilmiştir.
Katılanlar vekilinin temyiz talebi; sübutun oluştuğu ve snaık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
A. Sanığın olay günü katılan ...'un 05...85 numaralı telefonunu 05...59 numaralı telefondan arayarak hatlarının terör örgütü tarafından kullanıldığını, evdeki para ve altınları buluşma noktasında bir poşete bırakmasını söyleyerek toplam 471.188 TL menfaat temin ettiği iddia olunan olayda; hakkında katılanı dolandırmak suçundan dava açılıp İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkumiyet hükmü verilen ve bu hükmü kesinleşip temyize konu bu dosyada tanık olarak dinlenen ...'un beyanlarında sanıkla aynı cezaevinde kaldıklarını, sanığın kendisine açık hat verip dolandırıcılık yapması için İstanbul'a gönderdiğini ve onunla yaptığı telefon konuşmalarında sanığın yönlendirmesi ile buluşma noktasına gidip poşeti aldığını, akabinde Şanlıurfa'ya döndüğünü ve kendisini otogarda sanığın karşıladığını, parayı ona verdiğini beyan etmesi, sanığın ise aynı cezaevinde kaldıklarını doğrulaması ancak bu suçu işlemediğini beyan etmesi karşısında, sanıkla tanık ... ... arasında iletişim bulunup bulunmadığının tanık ...'nin hangi tarihte Şanlıurfa'ya döndüğünün ve o tarihte otogar güvenlik kamera kayıtlarının araştırılmadığı anlaşılmakla gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; olay tarihinde katılanın iletişim tespiti kayıtlarından hangi numaradan ve hangi baz istasyonundan arandığı, bu hattın kim tarafından kullanıldığının ve hattın hangi imei numaralı telefonlarda kullanıldığının araştırılması, tanık ...'den sanık tarafından kendisine verilen açık hattın numarasının sorulması ile sanıkla tanık ...'nin arasında bir görüşme ağı olup olmadığının tespiti ve tanık ...'nin hangi tarihte Şanlıurfa'ya döndüğünün sorulması ile o tarihte otogar güvenlik kamera kayıtlarının araştırılmaması akabinde sanık hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
B. İlk Derece Mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanunun 280/2. maddesine göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2025 tarihinde karar verildi.